Uzak seslerin ozanı: Tevfik Fikret

TEPEDEN TIRNAĞA ÖZGÜR

Ne bir bağış beklerim kimseden,

Ne kol dilenirim, ne kanat,

Kendi göklerimde kendi kendime uçar giderim.

Bana eğilmek boyunduruktan bile ağır.

İşte böyle bir şairim ben

Tepeden tırnağa özgür.

Edebiyat, sanat ve  felsefe alanında uğraş gösteren ve çağdaşlarına nazaran özgün duran kişileri, bulundukları dönem koşullarıyla  birlikte ele almak mutlak surette gerekmektedir. Çünkü bireyin özgünlüğüyle birlikte ortaya çıkardığı düşünce ya da sanat eserleri esasta, yaşadığı toplum ve koşulların ürünüdür. Toplum yaşamı düz bir hatta ilerlemediği gibi toplumsal çalkantılar sebebiyle  daha da keskinleşerek ilerler. Eserleriyle insanca yaşam mücadelesi yürütmüş , özgürlük tutkunu Tevfik Fikret de toplumsal çalkantıların yoğun olduğu bir döneme tanıklık etmiş düşünce ve sanat insanıdır.

Avrupa`da gelişen kapitalizme karşın; çözülmeye doğru giden Osmanlı İmparatorluğu`nun yenileşme hamlesi olarak  son dönemlerine tekabül eden 1839 Tanzimat Fermanı, 1876 yılında ilan edilen birinci  Meşrutiyet ve ardından  1908 yılında ikinci Meşrutiyet`in izdüşümlerine iyi bakmak gerekmektedir.  Özellikle de 1908 Tanzimat Dönemi`nin edebi ve düşünsel temsilcisi olan Tevfik Fikret, eşitlik ve özgürlük fikrinin izini süren edebiyatçılarımızdandır.  Eserlerinde Tanzimat Dönemi`nin etkilerilerinin yanı sıra, batı edebiyatı ve felsefecilerinin de izlerine rastlarız. Tevfik Fikret edebi kişiliği ve şiirlerindeki özgün tutumu nedeniyle Yahya Kemal, Ahmed Haşim ve Nazım Hikmet gibi şairleri etkileyen ve tetikleyen şairlerdendir.

Asıl adı Mehmet Tevfik olan Tevfik Fikret 24 Aralık 1867 İstanbul`da doğdu, eğitimini Galatasaray Lisesi`nde tamamladıktan sonra çeşitli memurluklarda bulundu. Şiirlerinin yanı sıra resim sanatıyla da yakından ilgilendi. Hatta şiirlerindeki ustalığını resimlerinde de görmek mümkündür. Uzun sürmeyen memurluk yaşamının ardından Galatasaray Lisesi`nde Türkçe öğretmeni olarak görev yapmaya başladı. Servet-i Fünun Dergisi`nde kısa süren müdürlük görevinin ardından Robert Koleji`nde çalışmaya başladı. Bu görevi nedeniyle Mehmet Akif Ersoy ve çevresiyle bilinen ‘zangoçluk (kilisede hizmet eden ve çan çalan kimse)’ yaptığı yönünde tartışmalar başlar. Son olarak 1908`de Galatasaray Lisesi`de müdür  olarak görev aldı ve yaşamının geri kalan kısmını bugün Yeni Edebiyat Müzesi/Aşiyan Müzesi  ( Edebiyat-ı Cedide) olan  Aşiyan(yuva) adlı evinde sürdürdü. Evinin bahçesine gömülmeyi vasiyet eden T. Fikret ilkin Eyüp Mezarlığı`na gömülse de, 1961 yılında Aşiyan Müzesi`nin bahçesine naaşı taşınır. Aynı yıl Tevfik Fikret`in kültürel mirasına sahip çıkmak düşüncesiyle adını taşıyan bir dernek kuruldu.

Özellikle Avrupa`da eğitim almış, Fransız edebiyatının da etkisinde kalan edebiyatçıların çabasıyla  yayın hayatını sürdüren Servet-i Fünun Dergisi bir dönemin ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır. Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) edebiyat akımı etrafında toplananlar  Divan Edebiyatı geleneklerinin kökünden yıkılması, şiirin düz yazıya yakınlaşması, toplumsal temalara yer verilmesi ve dilde yalınlaşma,… gibi ilkeleri savunmuşlardı.  Daha öğrenciyken şiirler yazmaya başlayan Tevfik Fikret`i  düşünsel ve edebi yaklaşımı açısından üç dönemde incelemek mümkün. İlk dönemi Divan Edebiyatı etkisinde kaldığı ve şiirlerinde ağdalı dil kullandığı dönemdir.  Daha çok bireysel konuların işlendiği ve sanat sanat içindir görüşüne tekabül eden  görüşlerinde de olgunlaşmaya başladığı ikinci dönemdir. Her iki dönemden oldukça farklılık gösteren toplumcu gerçekçi yaklaşımın etkisiyle Sis, Doksan Beş`e Doğru, Han-ı Yağma (Yağma Sofrası) gibi… eserlerini yazdığı üçüncü dönem şeklinde özetlenebilinir.

1940 yılında Yeni Sabah Gazetesi`nde Kamuran Demir imzasıyla ‘Tevfik Fikret`in eserlerini yakmak lazım’ adlı bir yazı çıkar. Yazıya göre Tevfik Fikret düşüncelerinin yanı sıra Robert Koleji`nde öğretmenlik yapmasından dolayı milliyetçi olmadığı tezi ortaya atılır.

“Yeryüzü vatanım, insan soyu milletimdir benim

ancak böyle düşünenin insan olacağına inandım…”

diyen bir şairin; insanların birbirini ezmediği, eşitlik ve özgürlüğü şiar edinmiş bir şairi anlamamanın yanında, kasıtlı ve kindar bir tutumdan başka bir şey değildir.

Yeni kuşaklara fazlasıyla değer veren T. Fikret düşünce ve beklentilerini oğlu Haluk`a yazdığı şiirlerde yansıttığı gibi, yine 1914 yılında çocuklar için yazdığı ‘Şermin’ adlı şiir kitabında yeni kuşaklardan beklentilerini yazmıştır.  Özellikle de ırk ve din nefretinden uzak, insanlık duygusuyla örülü, bilgi ve eğitimin hakim olduğu bir gelecek kuşak tasavvurunu ‘Haluk`un İnancı’ adlı şiirinde ifade eder. Sabiha Sertel`in 1945 yılında  kaleme aldığı İlericilik, Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret adlı eser oldukça güç koşullarda  yayımlandığı gibi,  söz edildiği gibi Tevfik Fikret`in materyalist düşünce yaklaşımına denk düşen görüşlerini sıralar ve bunlardan bazıları şöyledir. Düşünceler yaşar ve ölür. İnsanın yaşamı doğadaki evrimin bir devamıdır. Her düşünce, evrimi iten ortak bir darbedir. İnsanlığın sonsuz zerreleri bu darbe ile kımıldar. Kısacası, dünyaya düzen veren insan düşüncesidir. (s. 120) Doğanın diyalektiğini kavrama uğraşısı veren T. Fikret ayrıca, insanlığa yararlılık fikrinden hareketle dünyaya geniş bir pencereden bakabilme çabasıyla özgün bir kişiliktir. Yine hak bildiğin yolda yalnız gideceksin sözü ile haksızlıklara başkaldırırken, tek başına kalmak pahasına düşüncelerinden ödün vermeden yaşamanın kararlığını deklere eder. Üstelik şimdilerde bile hak aramak oldukça çetin bir iş ve görevdir!.. Bu görevi kendine ödev bilenler için şan ve imtiyaz sahibi olmak zaten mümkün değildir. Tarih-i  Kadim (Eski Çağlar Tarihi) şiirinde iktidar sahipleri ve tanrı ilişkisini sorgular, dünyadaki bütün acıların sebebini yer ve gök tanrıları olduğu görüşünü önde sürer.  Tevfik Fikret  Bir Kız Okulu için adlı şiirinde;

Kalbin, cömertliğin, hele bilimin yarattığı

Her şeyde kızların, bu sevgili çiçeklerin

Bir hakkı var… verin!

dizeleri ile kadınlar için eğitim hakkını da savunur.

Evet sabah olacaktır, sabah olur geceler

Kıyamete dek sürmez, sonunda bu gökyüzü

Bu mavi gök size bir gün acır, üzülme sen….

şiirinde de yarına dair umut vardır. Bunun karşısında da vicdan ve bilgi sayesinde özgürleşen kişinin ileriye doğru gideceğini ifade eder.

Tevfik Fikret`i doğu ve batı ikilemi içinde tartışarak  o`nu ve eserlerini anlamak ve kavramak mümkün değildir.  Aksine o, vicdanı ve fikri özgürlük için çarpan bir sanat insanıdır, düşünce ve eserleriyle de sorumluluk sahibidir. Ölümünün yüz beşinci yılında Tevfik Fikret`i Ceyhun Atuf Kansu`nun deyimiyle, ‘kara baskı döneminin özgür çocuğu’nu, uzak sesli ozanımızı hatırlamak ve anlamak dileğiyle… Yazıyı Kutba Doğru adlı  şiirin bugüne de derinlik katan dizeleriyle bitirelim.

-Bir ün için göze alınır mı bu?

-Ya neden gelir dünyaya insan,

Ense göbek şişirsin diye mi?

Güzel şeyler nasıl bulunur, aranmadan?

Özden ÇİÇEK / HANNOVER

KAYNAKÇA:

*İlericilik, Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret, Sabiha Sertel, Çağdaş Yayınları, 3. Baskı, 1996

*Bugünün Diliyle Tevfik Fikret, A. Kadir, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2012

*Haluk`un Defteri, Tevfik Fikret, Türk Klasikleri Şiir, Hazırlayan: Kemal Bek, Bordo Siyah Klasik Yayınlar, 2012

*Şermin, Tevfik Fikret, Çocuk Klasikleri, Afacan Çocuk Yayınları, 2012

*Bugünü Anlamak İçin #Tarih Dergi, Sayı 15, Ağustos 2015

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x