Çarşamba, Nisan 22, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Kadın

HANNAH ARENDT`İN DÜŞÜNCE DÜNYASI

Sonhaber by Sonhaber
07/03/2021
in Kadın, Manşet Haberler, Sanat
A A
0
0
SHARES
3
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Hiçbir şey yaptıklarımızı düşünmekten daha önemli değildir.“   H. Arendt

Özden Çiçek

02.03.2021 / Hannover

 

 Hannah Arendt 20. yüzyıl tanıklığının ötesinde, insan yaşamı ve siyaset alanına getirdiği görüş ve önerileri nedeniyle, düşünce dünyamızda yer tutan kişiler arasındadır.  Son yılların en önemli insanlık dramı  göçmen/mültecilerle ilgili yaptığı tespite göre; vatandaşlığı olmayan kişi ve mülteciler konusunun, ilerleyen zamanlarda  giderek kitlesel bir olaya dönüşeceği ve de siyasal sorumluluğunun ağırlaşacağını duyurur. Geride bıraktığı yazılı eserleri sayesinde üzerinde tartışılmaya açık tespitlerinin yanı sıra, ilginç görüşleri mevcuttur. Doğruyla yalan arasındaki mücadelenin kıyasıya sürdüğünü söylerken, yalan söylemenin teknik olanaklarla daha da çoğalmasına karşın; mücadelenin nasıl yürütülmesi gerektiği konusunda perspektifler de  sunar. Hannah Arendt, tüm sorunlar karşısında güçlü bir dalgakıran oluşturabilme konusunda oldukça umutludur ve yalancının normal koşullarda gerçekliğe yenik düşeceğini öngörür.

Hannah Arendt 14 Ekim 1906 yılında Almanya`nın Hannover(Linden) şehrinde doğdu ve Berlin`de büyüdü. Klasik Yunanca ve Latince eğitimi aldı, Marburg Üniversitesi`nde varoluşçu felsefenin temsilcilerinden Martin Heidegger`den felsefe dersleri almasıyla birlikte düşünce dünyası genişlemeye başlar. Bireyin kendisine dair sorularla meşguliyeti  nedeniyle felsefeci ünvanını  kabul etmediği bilinir. Heidelberg Üniversitesi`nde  yine varoluşçu felsefeci Karl Jaspens`in danışmanlığında doktorasını tamamladı,  fakat  Yahudi olması nedeniyle dönemin siyasal atmosferi gereği ders vermesi engellendi. Hitler faşizminin yükselişe geçmesiyle Almanya`da yaşaması giderek imkansız hale geldiği için Fransa`ya göç etti. Yahudi göçmen hareketinde aktif görev alması nedeniyle bir süre toplama kampında da kalan  H. Arendt , 1941 yılında eşi  Heinrich Blücher ile ABD`ye yerleşti. Amerika`da çeşitli kurumlarda ders vermesinin ardından Chicago Üniversitesi`nde profesör ünvanıyla felsefe dersleri verdi. İnsanlık Durumu, Şiddet Üzerine, Siyasette Yalan, Totalitarizmin Kaynakları ve Kötülüğün Sıradanlığı Adolf Eichmann Kudüs`te gibi değerli eserleriyle tanınan H. Arendt,  4 Aralık 1975 yılında New York`ta aramızdan ayrıldı. Dresden Teknik Üniversitesi bünyesinde kurulan Hannah Arendt Enstitüsü`nün dışında eser ve görüşlerini arşivlemek amacıyla Hannah Arendt Edition adıyla dijital bir platform  oluşturulmuştur. Bilindiği üzere yaşamının belli bir kesitini anlatan ‘‘Hannah Arendt‘‘  biyografi filminden hareketle, Hannah Arendt`in düşünce dünyasına ilişkin kısa bir yolculuk yapmak mümkün.

2013 yılında gösterime giren filmin yönetmeni ve senaristi  Margaretha Von Trotta`a,  senarist Pam Katz katkı sunanlardandır.  113 dakikalık filmin müziklerini ise  André Mergenthaler bestelemiştir. Düz bir zaman çizgisinde ilerlemeyen film,  Adolf Eichmann`ın Kudüs`te yürütülen dava süreci siyah beyaz orijinal yargılanma görüntüleriyle işleniyor. Davanın yürütüldüğü 1960 -1964 yıllarına odaklanan filmde Hannah  Arendt başrolünü Barbara Sukowa, eşi Heinrich Blücher rölünü ise Axel Milberg  üstlenir.

Film, 1960 yılında Mossad ajanları tarafından kaçmak üzereyken yakalanan Adolf Eichmann`ın Kudüs`te yargılanma haberiyle başlar. Hannah Arendt dünya genelinde 6 milyon Yahudi`nin soykırıma uğramasının sorumlularından Adolf Eichmann duruşmasını izlemek üzere Kudüs`e gider ve New York Dergisi için gözlemlerini yazma görevini üstlenir . Davayı izlemeden önceki duygu ve düşünceleri,  davayı izledikten sonra bambaşka bir gerçekliği sorgulamanın peşine düşmesine neden olur. Kötülük, özgürlük, düşünme ve karar verme yeteneği arasında felsefi ve de psikolojik  ilişkiyi  irdeler. Bir kişinin kötülük yapması için onun illa da  kötü kalpli olması şartının dışında;  sürüden olan,  düşünmeyen ve kendine ait bir kanaati olmayan insanlar tarafından da pek ala kötülük geleceğini ileri sürer.  Düşünme yeteneğinden vazgeçen kişinin ahlaki yargılarda bulunamamayı beraberinde getirdiğini düşünür.  Adolf Eichmann`ın sorgulanma esnasında gösterdiği tepkiler H. Arendt için oldukça ilginç ve hatta  öylesine sıradan görünür ki,  bu durum üzerine düşünmeye başlar. Düşünme yoksunu insanların sorgusuz sualsiz bu gibi emirlere itaat etmeleri nedeniyle, göstermiş oldukları tutumu oldukça sıradan bulur ve o anda kötülüğün sıradanlığı düşüncesi belirir. Mahkemede soykırım  mağdurlarının anlatımlarına rağmen A. Eichmann: “Bir subay bağlılık yemini edip, bu yemini bozuyorsa düzenbazın tekidir.“  Görevle vicdan arasında ikilem yaşadınız mı sorusuna karşılık:  “Evet, buna bölünme diyebiliriz“ cevabıyla şahsi vicdanını terk ettiğini, deklere eder. Bu cevaplar karşısında H. Arendt`in görüşü şöyledir: “Ölüm trenleriyle insanları yolcu etmiş olmasına rağmen  bu  o`nun vicdanında bir yük değildi, çünkü o bir bürokrattı!..“

2500 sayfalık dava tutanaklarını yazı dizisi halinde hazırlayacaktır, ancak o sırada eşi Heinrich rahatsızlanır ve bir süre ara verdiği yazıları nihayet dergide yayınlanır ve oldukça tartışma yaratır.  A. Eichmann`ın  idamla yargılanma kararına ilişkin H. Arendt, kararın doğruluğunu dile getirse de sürekli A. Eichmann`ın şaşırtıcı  sıradanlığının yanında sarsıcı eylemleri arasındaki bağı ilişkilendirmeye çalışmaktadır. Bu konuda en tartışmalı görüşü  ise; Yahudi soykırımı sırasında Yahudi liderlerinin göstermiş olduğu tutumu da sorumlu tutar. Bu çarpıcı değerlendirmesi nedeniyle ölüm tehditleri alır ve hatta üniversitedeki  işinden de olur. H. Arendt`e göre; ‘‘soykırımı yapanları anlamaya çalışmanın soykırımı yapanları affetmek anlamına gelmediğini‘‘  söyler. Kötülüğün hem sıradan hem de radikal olamayacağını, ‘‘kötülük sadece aşırı olabilir, sadece iyilik radikal olabilir‘‘  görüşünü savunur.  Kötülük temelde çok farklı bir kişilik ya da düşünceyle gerçekleşirken, sıradan insanların emirlere uyarak verdiği davranışları arasındaki farkı anlamaya çalışır. Bu konuda somuta indirgediği görüşünü şöyle formüle eder: ‘‘Düşünmenin tezahür rüzgarı doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırabilir.‘‘

Filmde zaman zaman bazı sohbet ve tartışma anları, üniversite yıllarında aklında ve gönlünde yer alan hocası Martin Heidegger görüntüleriyle bütünleştiriliyor. Hannah Arendt filmi tarihin önemli ve bir o kadar da ibret verici Holokost dönemini anlatmasının dışında, kimi felsefi söylemler satır arası diyaloglarla veriliyor. Söylenildiği gibi film; Hannah Arendt`in görüşlerini  ve yaşamını bir bütün olarak yansıtmasa da, önemli  bir biyografi yapıtıdır.

  1. Arendt şiddet konusunda görüşler bildirmekle birlikte şiddetin kaynaklarını fazlasıyla irdelemiştir. Şiddetin kullandığı araçlarla birlikte, devlet olgusunu; en güçlü şiddet araçlarını elinde bulunduran merkezi bir otorite biçiminde değerlendirir. Ayrıca Nazi soykırımına uğrayanlardan biri olarak kötülüğün sıradanlığına zaten tanıklık etmiştir. Sıradan güdüler insan hislerini engelleyebilir ya da bastırabilir mi ve tartışıldığı üzere insanı hiç olmadığı kadar zalimleştirebilir miydi? Tıpkı A. Eichmann`ın ölü insanları görmeye alıştığı gibi.  A. Eichmann`ın dava duruşmasını herhangi bir halk ya da İsrail  hukuki yargısı adına değil, insanlığa karşı işlenmiş suç olduğu için uluslararası hukuk kapsamında yargılanmasını her defasında dile getirir.

Hannah Arendt totalitarizm, özgürlük, siyasal düşünce, iktidar ve kötülük gibi kavramlar üzerinde düşündü ve yazdı. Yaşadığı/tanıklık ettiği yüzyıl sebebiyle de bir bakıma yazmak  da zorundaydı. Tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa seslenmeyi ödev bilen düşünür  ve siyaset bilimci Hannah Arendt`in  sözleriyle yazıyı bitirelim: “Oysa gerçekliğin, bizi hiç ummadığımız şeylerle karşılaştırmak gibi rahatsız edici bir alışkanlığı vardır ve biz her seferinde buna hazırlıksız yakalanırız.“

 

KAYNAKÇA

–Şiddet Üzerine, Seçme Eserler 6, Hannah Arendt, Çeviri: Bülent Peker, 3. Baskı, İletişim Yayınları, 2006

-Siyasette Yalan, Hannah Arendt, Çeviri: İmge Oranlı, Berfu Şeker, Sel Yayıncılık, 2018

-Başlangıcın Başlangıcı, Nilüfer Kuyaş, T24 K24, 14.12.2017

– Wikipedia, Eğitimdeki  Buhran, Hannah Arendt, Çeviri: Bekir S. Gür, Murat Özoğlu

-Dresden Teknik Üniversitesi, Hannah Arendt Enstitüsü İnternet Sayfası

-Hannah Arendt Edition İnternet Sayfası

 

Tags: özden çiçek
Previous Post

“İslam’da Feminizm” YOKTUR!

Next Post

Sanat ve Kadın

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

Manşet Haberler

Uzak Seslerin Yankısı

24/10/2021
Manşet Haberler

Bir kaç tutam tuz: Dostluk

07/09/2021
Manşet Haberler

Çocuklara Şiir

04/07/2021
Manşet Haberler

Yıldızlara Bakmak… (Yazarımız Özden Çiçek’e kayıplarından dolayı başsağlığı diliyoruz)

05/04/2021
Manşet Haberler

GERÇEĞİN GÜZELLE İMTİHAN ALANI SANAT

10/11/2020
Sanat

Uzak seslerin ozanı: Tevfik Fikret

08/08/2020
Next Post

Sanat ve Kadın

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

by Mendine Dinçer
21/04/2026
0

1968 kuşağı, yalnızca siyasal hareketlerin yükseldiği bir dönem değil, aynı zamanda gündelik yaşamın ideolojik bir çerçevede yeniden kurulduğu tarihsel bir...

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

by Ahmet Hulusi Kırım
21/04/2026
0

1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en...

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

by Ümit Özdemir
21/04/2026
0

Adını Mümtaz Soysal’ın bir makalesinden alan Bulutsuzluk Özlemi’nin müzikal serüveni, yönetmen Caner Kaya imzalı Yaşamaya Mecbursun: Bir Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli adlı...

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

by Sonhaber
21/04/2026
0

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Erzurum Cumhuriyet...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik