Yüzde 98 Engelli Gazi Polis Bilal Konakçı bize cezaevinden sesleniyor

HomeManşet Haberler

Yüzde 98 Engelli Gazi Polis Bilal Konakçı bize cezaevinden sesleniyor

Bilal Konakçı Gazi bir polis; 2009 yılında imha etmeye çalıştığı bombanın patlaması sonucu %98 engelli olan, 2 çocuk babası Bilal Konakçı’ya terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 7,5 yıl ceza verilip, ceza evine yollandı.  ”İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından avukatsız olarak savunmam alınmak suretiyle Menemen kapalı cezaevine sevk edildim. Çıplak aramaya maruz kaldım. 8 kişilik olmasına rağmen içerisinde 22 kişinin aldığı bir koğuşta 14 gün yaşamaya çalıştım. Ardından aynı mahkeme beni elektronik kelepçe takmak suretiyle ev hapsine yolladı. O dönemde bu kez aynı suçlama ile eşim gözaltına alındı.” Diyen Bilal Konakçı’nın mektubunu olduğu gibi yayınlıyoruz

 

Benim adım Bilal Konakçı. İzmir ili Aliağa ilçe Emniyet müdürlüğü bünyesinde bomba uzmanı olarak görev yaparken, daha önceden bir okulun duvarının dibine bırakılmış ve benim de müdahale edip etkisiz hale getirdiğim üç ayrı bombanın patlayıcı madde unsuru delil poşeti içerisinde 5 Şubat 2009 tarihinde elimde infilak etti.

Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldım. 2 aylık tedavim ardından %100 görme engelli, kulak zarları parçalanmış, ileri derecede işitme kaybı olan, burnu tamamen tahrip olmuş, yüz bölgesi ağır yara almış, çene ve dişleri kırılmış, sağ eli bilekten itibaren kopmuş, sol elinin tarak kemiği parçalanmış, üç parmağı kopmuş, iki tanesi sonradan geri dikilmis olmasına rağmen elinin neredeyse %70 kullanamayacak durumda, sağ bacağı dizinden ayak bileğine kadar parçalanmış, tamamen dağılan kaval kemiği ancak pilatin ve çivilerle bir araya getirilmiş ve belirgin bir bicimde eğri,  kalmış vücudunun pek çok bölgesi ciddi anlamda yaralanmış, iyileşebilmek için yaklaşık 12 ameliyat olmak zorunda kalmış, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden %98 iş göremez raporundan ağır engelli biri olarak taburcu edildim.

2010 yılında gazi polis memuru olarak emekliye ayrıldım. Yaşadığım bu süreçte devlet tarafından bana çeşitli ödüller verildi. Ben kahraman polis gazisi, eşim de fedakar eş ve yılın annesi ilan edildi. Ankara’da devlet erkanı tarafından kutlamalara ve iftar programlarına davet edildim. Yaşadıklarımdan sonra ne devletime ne de milletime hiç küsmedim. 20 Aralık 2016 günü sabah İzmir Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından “FETÖ/PDY” soruşturması kapsamında gözaltına alındım. Çankaya`daki emniyet binasının nezarethanesi ne kapatıldım. Çok ağır şartlar altında 23 gün göz altında kaldim. Ardından İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından avukuatsız olarak savunmam alınmak suretiyle Menemen kapalı cezaevine sevkedildim. Çıplak aramaya maruz kaldım. 8 kişilik olmasına rağmen içerisinde 22 kişinin aldığı bir koğuşta 14 gün yaşamaya çalıştım. Ardından aynı mahkeme beni elektronik kelepçe takmak suretiyle ev hapsine yolladı. O dönemde bu kez aynı suçlama ile eşim gözaltına alındı. Ben, biri 3 diğeri 12 yaşında olan iki kız çocuğumla evde kalakaldım. Ben ve çocuklarım yaşadığımız çaresizliği ve mağduriyeti tarif etmemiz mümkün değil. Eşim ancak 9 ay sonra tahliye edildi. Devamında hakkımda hazırlanan iddianamede bylock kullandığım iddiası vardı. Benim gibi gözleri görmeyen, elleri olmayan, çatal kaşık dahi tutamayan, engelli birisi için son derece tuhaf ve anlamsız bir iddia idi.

Hiçbir yazışma kaydı, kullanıcı adı ve şifresi ve dijital eşlemesi olmayan içi tamamen boş ve asılsız bu bylock iddiası üzerinde beni yargılayan İzmir 13. Ağır Ceza Mahkemesi ısrarla durarak ve esas kabul ederek beni yargılamaya devam etti. Aleyhimde ifade verenler itirafçı olabilmek için beni kurban ettiler. Polis gazisi ağır engelli olduğum için bana hiçbir şey olmayacağını düşünerek bunu yapmışlar. Hakkımda verdikleri ifadeleri geri çekip benden özür dilediler. Beni yargılayan mahkeme üzerime isnat ettiği suçları nasıl işlemiş olabileceğime dair hiçbir açıklama yapmadan sadece beni suçlu ilan edip 7,5 yıl hapis cezası vererek dosyayı karara bağladı. Verilen bu karar İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay tarafından bozulacağı umarak bekledim. Fakat bu olmadı, onlar da kararı aynen onadılar.

17 Şubat 2021 günü polisler tarafından bulunduğum adresten gözaltına alınarak emniyete götürüldüm.Bir gün sonra da konu ile ilgili yetkili olan savcılık tarafından aleyhimde 7 yıl 6 aylık cezanın infazı için İzmir 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne sevk edildim.

Cezaevinin karantina koğuşuna kapatıldım. Yaşadığım şokun etkisiyle 2 gün boyunca hiçbir şey yiyip içemedim. Tamamen yabancısı olduğum ortam. Neyin nerede olduğunu bilmiyorum. Koğuş içerisinde kendi başıma dolaşmam, trabzani olmayan merdivenlerden inip çıkmam, tek başıma avluya çıkmam mümkün değil. Kaşık çatal kullanamadığım için yemeğimi yiyemiyorum. Sürekli kıyafetlerimi ve yerleri kirletiyorum. Mevcut şartlardan banyo yapabilmem, kirlenen kıyafetlerimi yıkamam, vücut temizliğimi ve bakımımı gerçekleştirmem mümkün değildir. Saç sakalımı traş edebilmem, uzayan tırnaklarını kesmem mümkün değil. Bu yüzden son derece ciddi hijyen sorunu yaşıyorum. Hastalanmam içten bile değil. Eşyalarımı bulamıyorum. Kendi başıma kıyafetlerimi giyemiyorum. Benim için zararlı ve tehlikeli olabilecek şeylerden kendimi koruyamıyorum. Başımı ve vücudumu sürekli bir yerlere çarpıyorum. Banyoda, tuvalette ve merdivenlerde kayıp düşmem, ağır yaralanmam veya hayatımı kaybetmem kaçınılmaz bir gerçek. Can güvenliğim yok. En temel insani ihtiyaçlarımı dahi gidermek tam bir işkence. Geceleri tuvalete yetişemediğim için sürekli kendi kıyafetlerimi ve etrafı kirletiyorum. Bu yüzden diğer insanlara karşı hep mahçup duruma düşüyorum. Aynı koğuşta beraber kaldığım insanların bana bakıcılık yapmalarını ve bütün İhtiyaçlarımı gidermelerini bekleyemem. Ben 45 yaşında evli ve 2 çocuk babası ağır engelli bir insanim.Benim de kendime göre bir onurum ve gururum var. Sürekli acizlik yaparak onurumu ve gururumu daha fazla ayaklar altına almam. Psikolojim mahvoldu.

Benim için tam teşekküllü bir devlet hastanesinden yeni bir heyet raporu alınarak hasta ve engelli mahkumların tutulduğu R tipi cezaevine sevk edilmem düşünülüyor. Ben, ailem ve avukatım yaptığımız araştırmalar sonunda R tipi cezaevlerinin fiziki şartlarının çok kötü olduğunu personel yetersizliği sebebiyle hasta ve engelli mahkumlarla yeteri kadar ilgilenemediklerini, bazı hasta mahkumların yatağın ölü bulunduğu, orada psikolojisi çok kötü durumda olan mahkumların içerisinde cezaevi şartlarını ve yönetimini protesto etmek amacıyla ölüm orucu tuttuklarını, birçok yönden normal cezaevlerinden kötü durumda olduğunu bana ilettiler. Ben içeride ailem dışarıda çok çaresiz durumdayız. Sesimizi duyurabilmek ve derdimizi anlatabilmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz. Yaşadığımız mağduriyet ve çaresizliğimize gösterdiğiniz ilgi ve alakadan ve duyarlılığınızdan dolayı teşekkür ediyoruz.

Bu mektubu esaretimin 25. gününde kaleme alıyorum demek isterdim fakat kalem tutacak bir elim ve kağıdı görecek gözlerim olmadığı için başka birine yazdırmak, vicdan sahibi bütün insanları ulaştırabilmek için fotokopi ile çoğalttırmak zorunda kaldım.

                                                                               BİLAL KONAKÇİ

 

                                                                       İzmir 2Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli

                                                                       Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü

                                                                                   C-90 Koğuşu

 

NOT: Kalem tutamadığım imza atamadım.

 

 

Sonhaber.ch Özel Haberi

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments