AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Michel’in Ankara ziyaretlerinden akıllarda kalan yegane şey, “Sofagate” olarak adlandırılacak oturma düzeni olacaktır. Michel ve Erdoğan yan yana konmuş iki koltuğa yerleşirken von der Leyen’e ancak uzaktaki kanepede yer kaldı. Benzer başka fotoğraflarda aynı salonda üç erkeğin yan yana koltuklarda oturduğu görülebiliyor.
Maço tuzağı
Aargauer Zeitung, Michel’in davranışı karşısında son derece şaşkın:
“Tablonun verdiği mesaj çok netti: Burada erkekler konuşur, kadın dediğin bir kenarda oturur. … Ataerkilliğiyle bilinen Erdoğan’ın amaçladığı bir provokasyon muydu bu? Pekala mümkün. … Siyasette en ufak ayrıntının bile önemi vardır. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, bilhassa kötü bir izlenim bıraktı, çünkü en kritik anda [von der Leyen’e] koltuğunu teklif etmek ya da farklı şekilde durumu belli etmek için herhangi bir girişimi olmadı. Aksine,
Belki de gerçekten protokoldeki beceriksizlik
Večernji list bu olayın nasıl yorumlanması gerektiğine henüz karar verememiş:
“Erdoğan’ın bu davranışı, hem AB Komisyonu başkanının kadın kimliğini hem de Türkiye’nin, kadınlara yönelik şiddeti önleyen İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi nedeniyle son günlerde şikayetçi olan AB’yi aşağılamak için siyasi bir hesap çerçevesinde, bilinçli mi yaptığı belli değil. Yoksa bazı yorumlarda da işitildiği üzere, işin içinde herhangi bir plan yoktu da sadece protokolde mi hata yapıldı? Zira Charles Michel, AB Konseyi Başkanı sıfatıyla tüm 27 üye ülkeyi, Ursula von der Leyen ise Avrupa yönetiminin yürütme kolu olan AB Komisyonu’nu temsil ediyor ve bu yüzden protokolde konumlarına uygun olarak oturtulmuş olabilirler.”
AB bir kez daha ortada kaldı
Wiener Zeitung AB dış politikasının bu sene ikinci kez beceriksizlik sergilediğinden emin:
“Von der Leyen’in bilinçli olarak maruz bırakıldığı kaba davranış … Türkiye ile Avrupa arasındaki fiili ilişkileri gerçek anlamda çok güzel özetliyor. … Michel’in AB başkanı meslektaşını desteklemek yerine … Erdoğan’ın yanına ilişivermesi de bir o kadar hayal kırıklığı yaşattı. Avrupalı liderlerinin AB dışındaki otoriter devletlerde sergiledikleri davranışlar pek talihsiz: Şubat ayında AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borell’in Moskova’daki basın toplantısı sırasında yaşananlar, … şimdiyse AB liderlerinden birinin, meslektaşı yanında Erdoğan tarafından aşağılanması. Diplomasi, gücün ve kararlılığın küçük jestlerle gösterildiği bir alandır. AB bu fırsatı bir kez daha kaçırmış oldu.”
meslektaşının maço tuzağına düşmesine göz yumdu.”
Daha ağır tavizlerin metaforu
AB’nin şimdi açık bir tepki vermesi gerektiğini söyleyen Avvenire’e göre yapılacak başka şeyler de var:
“AB, kabul esnasında yaşanan skandalın, saygısız ve özünde kabul edilemez bir muamelenin resmen kabul görmesine izin veremez. Kanepe skandalı, kabul edemeyeceğimiz bir davranış, çünkü bu hareket aynı zamanda Erdoğan hükümetinin yaptığı bir dizi hukuk ihlaline daha eşlik ediyor. … Bir Avrupa kurumu liderinin, sırf kadın olduğu için ayrımcılığa uğratılması (her ne kadar şimdi olayın bu yorumunu yalanlamak için uydurma gerekçeler öne sürülecek olsa da), daha ağır tavizlerin metaforu olarak yorumlanabilir.”











