Pazartesi, Nisan 20, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Halep Saldırısı ve Bölgesel Yeniden Yapılanma

Mert Yıldırım by Mert Yıldırım
12/01/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
1
Halep Saldırısı ve Bölgesel Yeniden Yapılanma
0
SHARES
147
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Halep’te, tarihsel olarak Kürt nüfusun yoğun yaşadığı Şeyhmahsud ve Eşrefiye mahallelerine dönük saldırılar, ani bir güvenlik refleksi değil; planlı ve siyasal bir operasyondur. Bu saldırı, Suriye sahasında son dönemde hız kazanan bölgesel yeniden yapılanma sürecinin doğrudan bir parçasıdır. Halep, bu sürecin hem sembolik hem de stratejik düğüm noktalarından biridir.

Paris’te şekillenen mutabakatın hemen ardından Halep’te Kürt mahallelerine dönük operasyonun başlaması tesadüf değildir. Bu mutabakatla birlikte Güney Suriye’nin fiilen İsrail nüfuz alanına bırakıldığı, Şam’ın buna razı olduğu ve bu duruma arka çıkan güçlerin de tabloyu kabullendiği görülmektedir. Ancak bu kabulleniş, özellikle Şam’la yakın pozisyon alan aktörler açısından ciddi bir meşruiyet krizini de beraberinde getirmiştir.

Tam bu noktada Halep operasyonu devreye sokulmuştur.

Kürt mahallelerine yönelik saldırının birden fazla hedefi bulunmakla birlikte, Paris mutabakatının yarattığı siyasal boşluk merkezi bir yer tutmaktadır. Birincisi, bu operasyonla Şam’ın İsrail karşısındaki geri çekilişi görünmez kılınmakta; dikkatler “egemenlik” ve “iç güvenlik” söylemi üzerinden başka bir alana yönlendirilmektedir. İkincisi ise, Halep’te oluşmuş sınırlı Kürt statüsünün ve özerk mahalle pratiklerinin tasfiye edilmesidir. Trump’lı ABD yönetimi ve Paris mutabakatı sonrasında oluşan siyasal iklim, bu hamle için uygun zemini yaratmıştır.

Bu nedenle Halep tesadüfi değil; bilinçli biçimde seçilmiş bir vitrin alanıdır.

Türkiye Dışişleri Bakanı’nın saldırı öncesi ve sonrasında süreci tersyüz eden açıklamaları da bu bağlamda okunmalıdır. Türkiye, Şam’ın İsrail’e verdiği tavizlere fiilen sessiz kalırken, hatta bu durumu teşvik ederken; Kürtlerin en sınırlı hak talebini dahi “ulusal güvenlik tehdidi” olarak sunmaktadır.

Bu bir çelişki değil; bilinçli bir algı operasyonudur.

Türkiye açısından sorun, iddia edildiği gibi Kürtlerin İsrail’le ilişkisi değildir. Zira bölgede İsrail’le en sınırlı ve mesafeli teması olan aktör SDG’dir. Asıl sorun, Kürtlerin ulusal kimliklerini var etme iradesiyle birlikte temsil ettikleri çoğulcu, yerel-demokratik ve ademi merkeziyetçi paradigmadır.

Türkiye, Suriye’yi tıpkı İsrail gibi bir paylaşım ve nüfuz alanı olarak görmektedir. Afrin, Girê Spî, Serêkaniyê, Azez, El Bab ve Minbic hattında kurulan fiilî işgal ve kontrol alanlarının şimdi Halep’e doğru genişletilmek istenmesi bu yaklaşımın devamıdır.

Halep’in hedeflenmesi yalnızca askerî değil; demografik ve siyasal bir mühendislik hamlesidir. Amaç, kentin tarihsel çokkültürlü ve görece demokratik dokusunu bozmak, Kürt varlığını tasfiye etmek ve Halep’i ticari–lojistik bir üs haline getirmektir.

Görünen o ki bu süreç Halep’le sınırlı kalmayacaktır. Eğer bu hatta ciddi bir engelle karşılaşılmazsa, sıranın Deyrizor, Rakka ve Haseke hattına gelmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Stratejik hedef nettir: SDG’yi dar, parçalı ve savunmasız bir alana hapsetmek.

ABD, AB ve İsrail’in bugüne kadarki tutumu, bu planlara en azından sessiz bir onay verildiğini göstermektedir. Bu sessizlik bir zafiyet değil; çıkar önceliklerinin sonucudur. Kürtlerin siyasal kazanımları, bu güçlerin öncelik listesinde yer almamaktadır.

Buna rağmen kimi Kürt çevrelerinde hâlâ iki sorunlu beklenti dolaşımdadır: “Bu kadarına izin vermezler.” “Büyük güçler denge kurar.”

Öncelikle belirtelim, bu beklenti Kürt hareketinin stratejisi değildir. Daha çok hareketin dışında duran, dar, sağ ve ulusalcı çevrelerin siyasal yanılsamasıdır. Bu çevreler, emperyalizmi hâlâ bir hakem ya da dengeleyici güç olarak okumaktadır.

Oysa emperyalist sistem ilke değil çıkarla; hak değil maliyet hesabıyla; müttefiklikle değil geçici işlevsellikle çalışır. Ancak özne olduğunuz, sahada gerçek bir güç haline geldiğiniz ölçüde “izinler” ve “denge mekanizmaları” devreye girer.

Bu nedenle “bizi yüzüstü bıraktılar”, “ihanet” gibi tepkiler politik değil; duygusaldır.

Bir başka yaygın tepki de “SDG neden müdahale etmiyor?” sorusudur. Bu soru, askerî ve siyasal gerçeklikten kopuktur. SDG’nin Halep’e müdahalesi, onu saldıran taraf konumuna iter; uluslararası meşruiyetini aşındırır, yalnızlaştırır ve asıl savunma alanlarını zayıflatırdı. Bu nedenle müdahale etmeme hali bir pasiflik değil; bilinçli bir stratejik tercihtir. Dahası, SDG’yi bu yönde zorlamak, onu tasfiye etmeyi amaçlayan senaryolarla örtüşmektedir.

Rojava bugün fiilî bir kuşatma altındadır. Bu kuşatma, Ankara öncülüğünde yerel ve bölgesel ittifaklarla yürütülmektedir. Güç dengeleri Rojava’nın aleyhinedir. Bunun tam olarak açığa çıkmamasının nedeni ise, bölgesel gündemin hâlen İran merkezli çatışmalara odaklanmış olmasıdır. Bu koşullarda çoklu ve koşullu denge siyaseti öne çıkmaktadır.

İran’a yönelik bir “rejim değişikliği” senaryosu düşünülüyorsa, bunun yerel dinamikler olmaksızın gerçekleşmesi mümkün değildir. Şah artığı unsurların parlatılması bu boşluğu doldurmamaktadır. Kara gücü meselesi gündeme geldiğinde iki aktör öne çıkar: Halkın Mücahitleri ve Kürt hareketi. Halkın Mücahitleri tarihsel olarak yıpranmıştır; toplumsal karşılığı sınırlıdır. Bu noktada esas ağırlık Kürt hareketine yönelmektedir. Mahabad’dan başlayan gelenek, bugün “Jin, Jiyan, Azadî” hattında devam etmektedir. Ancak bu çizgi, hiçbir gücün kara ordusu olmayı kabul etmez.

Bu nedenle Halep operasyonunun ardından, eğer Deyrizor–Rakka hattında benzer bir genişleme sürer ve bu sürece ABD, AB ve İsrail açık ya da örtük biçimde onay verirse; Kürt hareketinin İran sahasında daha ihtiyatlı ve dengeleyici bir taktik izlemesi son derece rasyonel olacaktır. Bu yeni bir yönelim değil; Kürt hareketinin tarihsel tutumudur. Hiçbir zaman tek bir güce angaje olmadan, çoklu ilişki ve denge siyasetiyle ilerlemiştir. Bunun en somut örneği Rojava’dır.

Sonuç

Halep saldırısı, bölgesel güçlerin yeniden mevzilenmesinin somut bir göstergesidir. Bu tablo karşısında asıl tehlike, dış güçlerin sessizliği değil; bu sessizlikten hâlâ adalet ve denge bekleyen siyasal yanılsamalardır.

Kürt hareketinin önündeki temel görev açıktır: Sahayı doğru okumak, dar ulusalcı beklentilerden kopmak ve çoklu denge siyasetini soğukkanlı biçimde sürdürmek.

Gerçekçilik, teslimiyet değil; direnişin stratejik aklıdır.

Tags: Mert Yıldırım
Previous Post

Küba’dan Trump’a yanıt: “Egemen bir ülkeyiz, tehdit kabul etmeyiz”

Next Post

BM’den İran’a çağrı: Protestolarda orantısız güçten kaçınılmalı

Mert Yıldırım

Mert Yıldırım

Yazarın Diğer Yazıları

Kültürel Tanıma: Siyasal Tasfiye Planı Devam Ediyor
Manşet Haberler

Kültürel Tanıma: Siyasal Tasfiye Planı Devam Ediyor

18/01/2026
Kötülüğün Sıradanlaşması: Sessizlik ve Ahlaki Çöküş
Manşet Haberler

Kötülüğün Sıradanlaşması: Sessizlik ve Ahlaki Çöküş

14/01/2026
İran’da Kriz, Örgütsüz İsyan ve Rojhilat
Manşet Haberler

İran’da Kriz, Örgütsüz İsyan ve Rojhilat

12/01/2026
Halep Saldırısı ve Beraberinde Gelen Sorular
Manşet Haberler

Halep Saldırısı ve Beraberinde Gelen Sorular

09/01/2026
Venezuela Operasyonu: Emperyalist Haydutluk ve İçten Çözülen Devlet Gerçeği
Manşet Haberler

Venezuela Operasyonu: Emperyalist Haydutluk ve İçten Çözülen Devlet Gerçeği

06/01/2026
21. Yüzyıl Sosyalizmi Tartışması: Teorik Yenilik İddiasının Sınırları
Manşet Haberler

21. Yüzyıl Sosyalizmi Tartışması: Teorik Yenilik İddiasının Sınırları

31/12/2025
Next Post
BM’den İran’a çağrı: Protestolarda orantısız güçten kaçınılmalı

BM’den İran’a çağrı: Protestolarda orantısız güçten kaçınılmalı

Comments 1

  1. Avam says:
    3 ay ago

    Hts’yi idlipte koruma altına alan ülke kim?
    Lojistik ihtiyaçlarını karşılayan? Türkiye !
    Irakta kürtler özgür devlet ilan ederken,sınırları kapayıp,sınıra asker yıgan kim?
    İç savaşta,Suriyede kürtlere operasyon yapan bu iş için binlerce para militer çeteyi silahlandırıp,ödeme yapan kim ?
    Türkiye ,kendi içindeki,iran,ırak,suriyede ki kürtlerin maraba olup ,hak sahibi olmasını istemiyor.
    Bunun için askeri,ekonomik,diplomatik her yolu deniyorlar..Burda iktidardakilerin “ din kardeşligi de” etken…Halepten sonra suriyenin diğer bölgesinde ki kürtlere gelecek hamle..bekleyin görün .

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Aynı Yüzler Çağı: Siz Kimsiniz?

Aynı Yüzler Çağı: Siz Kimsiniz?

by Sarya Özgür
20/04/2026
0

Bir yüz, bir hikâyedir. Bir bakış, yaşanmışlığın izidir. Bir gülüş, insanın içinden kopup gelen en sahici cümledir. Ama şimdi… Yüzler...

“Dakikada 17 bin lira”: Cumhurbaşkanlığı koruma giderleri tartışma yarattı

“Dakikada 17 bin lira”: Cumhurbaşkanlığı koruma giderleri tartışma yarattı

by Sonhaber
20/04/2026
0

Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma giderlerine ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Başevirgen, Şubat ayında koruma için devlet bütçesinden...

İran–ABD hattında çelişki: “müzakere var” denildi, Tahran yalanladı

İran–ABD hattında çelişki: “müzakere var” denildi, Tahran yalanladı

by Sonhaber
20/04/2026
0

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında olası diplomatik temaslara ilişkin çelişkili açıklamalar dikkat çekti. Pakistanlı diplomatik kaynakların Anadolu Ajansı’na verdiği...

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

by Naim Kandemir
20/04/2026
0

O, aşk hakkında çok şey biliyordu. Saatlerce konuşurdu ama aşk hasılatına baktığımızda vasat bir kazanç hanesi vardı. Bir şey eksikti...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik