Amed Şehir Tiyatrosu, 1990’dan bu yana 2 kez kapatılarak, kimi zaman ödenekli, kimi zaman özel tiyatro olarak yolculuğuna devam ediyor. Tiyatro sanatçıları Yavuz Akkuzu ve Berfin Emektar ile Kürt tiyatrosunu, karşılaştıkları engellemeleri ve seyirci desteğiyle tiyatroyu nasıl yeniden kurduklarını konuştuk.
Amed Şehir Tiyatrosu’ndan yönetmen ve oyuncular Yavuz Akkuzu ile Berfin Emektar, Avrupa Birliği’nin CultureCIVIC Kültür Sanat Destek Programı’nın desteğiyle çekilen Kamusal Tiyatro serisinin 4. bölümüne konuk oldu. Berfin Emektar, büyük şehirlerde bodrumlarda, küçücük salonlarda başlayan Kürt tiyatrosunun Amed Şehir Tiyatrosu ile resmi-ödenekli bir tiyatro haline geldiğini belirterek, 2009’dan bu yana sadece Kürtçe oynadıklarını söylüyor.
KÜRTÇE TERCİHİ HEM SİYASİ, HEM SANATSAL
Yavuz Akkuzu, Kürtçe tiyatro yapmanın önemini anlatırken, hem işin siyasi kısmına vurgu yapıyor, hem de “sanatsal” tarafı olduğunu vurguluyor: “Okula gidene kadar Türkçe bilmeyen büyümüş bir nesil olarak Kürtçe daha rahat ediyoruz. Çünkü ana dilimiz. Ana dilimizde konuşurken daha rahat hissediyoruz. Rahat hissettiğinde bedene de rahatlık gelir. Bedene rahatlık gelmeyen oyuncunun sahnedeki icrası muhakkak çelişkilerle dolu olur. Sahnede rahatlık sağlayamadığı için sanatsal karşılığı da veremez.” Yavuz Akkuzu bunu özellikle hem Türkçe, hem Kürtçe oyunlar oynadıkları dönemde yaşayarak gördüklerini vurguluyor.

Akkuzu, “Kürdî bir dramaturji”den söz ederek, “Hamlet’i Kürt coğrafyasında bir Mir gibi düşünerek seyirciyle buluşturduk. Hikaye anlatıcılığını kullandık, dengbejleri kullandık” bilgisini veriyor. Aynı yaklaşımı Lorca’nın “Kanlı Düğün”ü için de hayata geçirmişler.
ÇOK ŞEY BAŞARMIŞ BİR ŞEHİR TİYATROSU PRATİĞİ
Berfin Emektar, dünyadan yönetmenler, Türkiye’den ünlü yönetmenler ve grup içinden yönetmenlerle çalıştıkları dönemi anlatırken, “Shakespeare oynadık, Dario Fo oynadık, Tartuffe oynadık. Ödenekli tiyatro olmanın avantajıyla farklı isimlerle çalışıp, farklı tarzlar deneyebildik. Çok kısa bir zamanda aslında çok şey başarmış bir Diyarbakır Şehir Tiyatrosu pratiği vardı” diyor. Aynı dönemde bir “okullaşma” başlıyor ve belediyeler eliyle açılan Aram Tigran Kent Konservatuvarı ve Cegerxwîn Akademisi’nin önemli gelişme sağladığını dile getiriyor.
“DEV SİLAHLARLA BASAR GİBİ GİRDİLER TİYATROYA”
Yavuz Akkuzu, AKP’nin atadığı kayyumun tiyatroya ilk gelişini şu sözlerle anlatıyor: “Silahlı korumalarıyla, ama dev silahlı korumalarıyla içeri girdi. Sanki basar gibi girdiler tiyatroya. Siyaseten de tasvip etmediğimiz ve yaptıkları hareketi de tasvip etmediğimiz için hiç selam bile vermedik. Bu nedenden tiyatroyu kapattığını söylemiş, bize böyle aktarıldı. Orada anladık ki, mesele bitmiş ve hemen Şubat ayında mekanımızı kiraladık.”
Berfin Emektar da, “33 tane sözleşmeli sanatçının işine son verildi. Şehir Tiyatrosu’nu resmen kapatmadılar, ama içini boşaltarak kapatmış oldular. Kayyum önce tiyatro ve çocuk kurumlarını kapattı, hepsini Türkçeleştirdiler.” bilgisini veriyor.

“AMED ŞEHİR TİYATROSU BİZİZ, SAHİBİ BİZİZ”
“Bizim seyirci ile aramızda sıcak bir ilişki var. Seyircilerde de ciddi bir sahiplenme var” diyen Berfin Emektar, bu sayede kapatıldıktan 20 gün sonra belediyenin 100 metre ötesinde Amed Şehir Tiyatrosu’nu kurduklarını anlatıyor. Emektar, Türkiye’de tiyatroya ilginin çok azaldığı bir dönemde Kürt tiyatrosunun Diyarbakır’da 4 bin kişiyle prömiyer yaptığını ifade ederek, “DSM’yi tuttuk, hemen temizledik, Amed Şehir Tiyatrosu olarak, yani ismimizi de değiştirmeden devam ettik. Çünkü Amed Şehir Tiyatrosu biziz gerçekten, sahibi de biziz.” diyor.
Yavuz Akkuzu, kendi yaşadıklarından söz ederken söz ederken, Türkiye’nin genelindeki tiyatroların yaşadığı sorunlara ve oluşan havaya da değinmeden geçmiyor ve soruyor: “Hep söz var, hep serzeniş var. O bize ayıp geldi. ‘Aman bize zulmediyorlar’ edebiyatı gibi geldi bana. Tamam zulmediyorlar da, karşılığında siz ne yaptınız?”
“KÜRTÇE TİYATRO OLDUĞUMUZ İÇİN SALON BULAMIYORUZ”
Çok sık turneye çıkan bir topluluk olan Amed Şehir Tiyatrosu, bazı kentlerde ciddi salon sorunu yaşıyor, engellemelerle karşılaşıyor. Mersin’de, Adana’da oyun oynayamadıklarını anlatan Berfin Emektar, CHP’li belediyelere de eleştirilerde bulunuyor: “Kamu güvenliği denilip oyunumuz yasaklanıyor. CHP’li belediyelere başvuruyoruz, ama sonuç değişmiyor. CHP’li belediyeler, öyle bir kural olmamasına rağmen, Valilik izni istiyor. Bunu herkesten istiyor musun? Zannetmiyorum. Kürtçe olunca istiyorsun. Sen bizi oranın önüne atarsan, zaten izin vermiyor” bilgisini veriyor.
Yavuz Akkuzu, pandemiden sonra hareketlenen tiyatro örgütlerinin birleşerek, tiyatronun hakları için hareket geçmesi gerektiğini düşünüyor. Popüler isimlere ise “siyaseten çok ödün verdikleri” için eleştiri var. Bu isimlerin de ortak bir çatı altında tiyatronun haklarını savunabileceğini söylüyor.
Yavuz Akkuzu, gerekirse diziler, sinemalar ve filmlerin protesto edilmesini öneriyor ve böyle geçirilecek 3-5 ay sonunda hakların alınabileceğini düşünüyor: “Çok basit ama kendimizden bir gün bile ödün vermiyoruz. Mekanım kapanır, dizi alamam, reklam alamam… Gerçekten İstanbul tiyatro anlamında çok ciddi bir güç. Bunun farkında değiller.”
ÖDENEKLİ KURUMLAR KAPATILMALI, ÖZEL TİYATROLAR DESTEKLENMELİ
Yavuz Akkuzu ve Berfin Emektar, yerel yönetimlerin ödenekli kurumlar kurmak yerine özel tiyatroları desteklemesi gerektiği fikrinde. Kendi yaşadıkları deneyimden de hareketle; “Biz Şehir Tiyatro geleneğinden gelmemize rağmen, dışarıdan kurulan özel tiyatroları desteklemesi gerektiğini düşünüyoruz. Kendi belediye pratiğimizde de bunu çok tartıştık. Yerel yönetimler özel tiyatroları desteklemeli ve biz de onlardan birisi olmalıyız.” diyorlar.
Yavuz Akkuzu soruyu şöyle de soruyor: “1999-2016, yani 17 yıl boyunca 5 tane özel tiyatro desteklenseydi, Şehir Tiyatrosu yerine ne olurdu? Belki şu an 140 kişilik değil, 300-400 kişilik salonumuz olurdu, daha büyük kulislerimiz, dekor alanımız, daha çok oyuncumuzun olduğu bir güce erişirdik. Şehir tiyatrolarının, devlet tiyatrolarının hepsinin birden kapatılması gerektiğine inanıyorum. O bütçelerle özel tiyatroların desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye’de siyasetin yaklaşımının sorunlu olduğunu düşünüyorum, onun için devlete bağlı olmak çok tehlikeli bu dönemde, estetiğin değişiyor!”










