Avukat Cesim Parlak: Türkiye’nin Demirtaş kararını uygulaması tercih değil zorunluluktur

HomeManşet Haberler

Avukat Cesim Parlak: Türkiye’nin Demirtaş kararını uygulaması tercih değil zorunluluktur

Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlatan hukukçu Cesim Parlak, uluslararası sözleşmelere üstünlük tanınması maddesinin anayasada yer aldığını, dolayısıyla Türkiye’nin Demirtaş hakkındaki AİHM kararını uygulamakla mükellef olduğunu dile getirdi.

Avukat Cesim Parlak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkındaki kararı ve Türkiye’nin tavrını Rudaw için değerlendirdi.

AİHM, Demirtaş hakkında aldığı kararı uygulanmak üzere Türkiye’ye tebliğ ettiğini ancak kararın infazında bir takım sorunlar yaşandığını belirten Parlak, “Anayasa’da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin niteliğine ilişkin, birinci maddede Türkiye devleti bir cumhuriyettir, ikinci maddesinde ise bir hukuk devletidir diyor. Anayasanın 90’ıncı maddesinde ise Türkiye Cumhuriyetinin temel hak ve özgürlüklerle ilgili olarak imzalamış olduğu uluslararası sözleşmelerin kendi hukukundaki herhangi bir kanunla aynı konuda farklılık oluştuğunda ulularası sözleşmelere üstünlük tanıdığını beyan eden bir düzenlemeyi 2004 yılında koymuş” dedi.

Türkiye’nin temel hak ve özgürlükler konusunda 2004 yılında  anayasaya koyduğu bu ek fıkra ile ciddi bir mesafe katettiğini belirten Parlak, “Demirtaş kararı ile ilgili bir yazı yadım. Yazının başlığı şu şekilde; Türkiye’nin Demirtaş kararını uygulaması bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü biz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini 1950 yılında oluşturan 12 ülkeden biriyiz. Yani Avrupa Konseyi kurulurken temel ülkelerden biriyiz. 1954 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini onaylamışız, 1989 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yargı yetkisi tanımışız. Yani bu karar Demirtaş ile ilgili değil de, Ahmet, Mehmet veya herhangi biri hakkında alınmış olsa dahi uygulamak zorundayız” ifadelerini kullandı.

Demirtaş ile ilgili şu ana kadar iki karar alındığını hatırlatan hukukçu Cesim Parlak, “Birinci karar Daire kararıydı. Yani Daire kararı kesin nitelikte bir karar değildir. Ancak son olarak Aralık 2020’de alınan karar Büyük Daire kararıdır. Bizim imzalaığımız Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 46’ıncı Maddesinde çok açık bir şekilde taraf devletlere, mahkemelerin nihai kararlarının infaz edilmesini zorunlu kılıyor, yükümlülük getiriyor. Devletlere bu konuda bir tercih hakkı tanımıyor. Büyük Daire’nin verdiği kararı devlet uygulamak zorundadır” diye konuştu.

Parlak, “Demirtaş kararını değil de normal herhangi bir AİHM kararını konuşsaydık daha rahat konuşabilirdik. Demirtaş deyince ister istemez siyasi kimliğinden dolayı bir şekilde mahkeme kararının hukukiliği ve siyasiliği tartışmalarına giriliyor” dedi.

“Sadece AİHM kararını uygulamak zorunda mıyız, sorusuna cevabım şudur; evet uygulamak zorundayız” diyen Parlak, Türkiye’nin kararı uygulamaması halinde sürecin nasıl işleyeceğini şu şekilde değerlendirdi:

“Türkiye’nin kararı uygulamadığı taktirde bunun yanıtı sözleşmenin 46’ıncı maddesinde net olarak belirtilmiştir. Bakanlar Konseyi, yani AİHM kararlarının infazını denetlemekle görevli olan kurum devreye girer. Bakanlar Konseyi, Avrupa Konseyi’nin bakanlar komitesidir, bu komite Türkiye’ye diplomatik baskı yapabilir, siyasi baskı yapabilir, Türkiye’ye yaptırım uygulanması yönünde kararlar verebilir hatta Türkiye’nin konsey üyeliğini askıya alabilir. Bu aşamalardan sonra hala Türkiye AİHM kararını uygulamamakta diretirse Konsey’den çıkarmaya kadar götürebilir. Türkiye bu konuda diretirse ekonomik, siyasi maliyeti olur. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti 1950’den itibaren yönünü, penceresini, perspektifini Avrupa’ya çevirmiş ve bütün ilişkilerini, hukuk, demokratik düzenini, sosyal yaşantısını, hak ve özgürlüklerle ilgili bakış açısını Avrupa’ya göre uyarlamış bir ülkedir. Muhtemelen Bakanlar Konseyi uyaracak, Türkiye de görüşmeye gidecek, ister istemez Türkiye’de siyasi konjonktür de biraz yumuşayacak ve ben en nihayetinde Demirtaş kararının uygulanacağını düşünüyorum.”

Türkiye’de sağduyunun hakim olması için siyaseten hükumetin önünü açabilecek birçok hukukçu bulunduğunu ifade eden Parlak, “Her ne kadar bazı hukukçular hükumeti zor durumda bırakmak, hükumetin Demirtaş kararını uygulamaması için zemin hazırlamak adına ‘bu milli yargı meselesidir’ gibi kavramlarla uluslararası yükümlülüğümüzü yerine getirilmesinin gerekmeyeceği yönünde yorumlar yapıyorsa da bir müddet sonra hükumet o yorumlara itibar etmeyecektir” şeklinde konuştu.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments