Büyükşehir belediyeleri, mevsim normallerinin altında yağış ve pandemi döneminde daha fazla su kullanımı nedenleriyle suların tasarruflu kullanılması yönünde çağrılar yapıyor. Barajlardaki doluluk oranı üzerinden su tahlili yapmanın doğru olmadığını düşünen Meteoroloji Mühendislerine göre su kaynaklarının mutlaka çeşitlendirilmesi gerekiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, kasım ayında mevsim normallerinin yüzde 45 oranında az yağış olduğunu, baraj doluluk oranlarının ise yüzde 25’in altına düştüğünü belirterek suyun tasarruflu kullanılmasını çağrısında bulundu. Kasım ayı ortasında açıklama yapan Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğü ise mevsimsel kuraklık ve pandemi sürecinde artan su tüketimi nedeniyle Türkiye genelindeki barajlarda doluluk oranlarında önemli düşüşler gözlendiğine dikkat çekerek tasarruf uyarısında bulundu. Üç büyük kentin barajlarındaki güncel doluluk oranlarını açıklayan Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’ne göre ise su problemi bulunmuyor.
Duvar’dan Serkan Alan’ın haberine göre, TMMOB’a bağlı Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır su kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerektiğini, baraj ve doluluk oranlarına bağlı tahlil yapmanın doğru olmadığını belirtiyor, ayrıca “Türkiye, deniz suyundan içme suyu elde etmenin uygulamasını yapmak zorunda” diyor.
İSTANBUL’UN 2,5, ANKARA’NIN 4,5, İZMİR’İN İSE 5 AY YETECEK SUYU VAR
Büyükşehir belediyelerinin tasarruf uyarılarının ardından açıklama yapan DSİ Genel Müdürlüğü’ne göre günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı ortalama 3 milyon metreküp olan İstanbul’da su problemi beklenmiyor. İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk ortalamasının yüzde 24 olduğunu açıklayan DSİ, İstanbul’un yaklaşık 2,5 aylık ihtiyacını karşılayacak su miktarının bulunduğunu söylüyor.
Ankara’daki barajlarda güncel doluluk oranı ise yüzde 12 seviyesinde bulunuyor. DSİ’ye göre Ankara’da günlük 1,2 milyon metreküp su kullanılıyor ve hiç yağış olmaması durumunda bile barajlarda şehrin 4,5 aylık ihtiyacını karşılayacak su bulunuyor.
Türkiye’nin üçüncü en büyük kenti İzmir’deki barajlarda aktif doluluk oranının yüzde 36 olduğunu açıklayan DSİ, bu kente de hiç su gelmese dahi 5 ay yetecek suyun bulunduğunu belirtti.
‘SU KAYNAKLARINIZI ÇEŞİTLENDİRMELİSİNİZ’
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün aralık ayına ilişkin yağış tahminlerinin mevsim normalleri civarında olduğunu belirten TMMOB’a bağlı Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Fırat Çukurçayır’a göre ise Türkiye’de bütün içme suyu hesaplamaları yağışa bağlı yapılıyor. Yağışa bağlı bir sistemin sürdürülebilir olmadığını belirten Çukurçayır, su kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Dünyanın su bütçesi hiç değişmiyor, yani dünyadaki su miktarı belli. Şu anda bizim içtiğimiz sular bile milyarlarca yıldır döngüde olan su. Bizden önce atalarımız hep aynı suları içtik aynı suları kullandık. Dünyanın su bütçesi, hidrolojik döngüsü değişmiyor. Su buharlaşıyor, gökyüzüne çıkıyor, yoğunlaşıyor tekrar yağıyor döngüsüne devam ediyor. Yalnız, sıcaklığın artması bu döngüyü hızlandırıyor. Türkiye’de de dünyada da artan bir nüfus var ancak su kaynaklarımız aynı. Dolayısıyla su kaynaklarınızı çeşitlendirmek durumundasınız.”
‘KURAK SEZON YAŞADIĞINIZDA BÜTÜN HESAPLAR ALT ÜST OLUYOR’
Türkiye’nin su kaynaklarını çeşitlendirme noktasında üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle şanslı olduğunu söyleyen Çukurçayır’a göre barajlara ve doluluk oranlarına bağımlı bir tahlil yapmak doğru bir yöntem değil:
“Türkiye mutlaka deniz suyundan içme suyu elde etmenin uygulamasını yapmak zorunda. Çünkü 7 milyonluk Ankara, 20 milyonluk İstanbul tamamen barajlardaki sınıra bağlı. Yağmur yağacak, barajlara su gelecek o suyu tekrar döngüye sokacaklar. Dolayısıyla bir kurak sezon yaşadığınız zaman bütün hesaplar alt üst oluyor. Kurak sezonlarla birlikte sadece barajlara bağlı, bir miktar yer altı sularına bağlı sistem insanı strese sokuyor. Sürekli tasarruf diyoruz ama bu tasarruf ne zaman kriz kapıdaysa o zaman gündeme geliyor. Halbuki günlük yaşantımızda her şey dört dörtlük olsa da yapmamız gereken şeyler var. Suyu boş yere kullanmamamız, tarımsal sulamada içme suyunu kullanmamanız, yağmur sularını iyi değerlendirmeniz gerekiyor.”
‘SÜREKLİ BİR ÇÖZÜM OLARAK SÖYLEMİYORUZ’
Türkiye’de deniz suyunu dönüştürmeye dönük uygulamanın tercih edilmediğini belirten Çukurçayır, “Çünkü yağışlar yakın zamana kadar dengeliydi. İklim değişikliğiyle birlikte son beş yıl dünyanın en sıcak beş yılıydı. Artık bizim hidrolojik döngü dediğimiz sistem çok daha hızlı oluyor. Dünya buna ayak uyduramıyor. Hava kirliliğinden dolayı asitik yapısı artıyor, daha sıcak bir okyanus hava sistemlerinin şeklini değiştiriyor. Mesela Türkiye’ye normal gelmesi gereken hava sistemleri bir şekilde gelemiyor” ifadelerini kullandı.
Atmosferin termodinamik yapısının değiştiğini ve değişmeye devam ettiğini belirten Çukurçayır, iklim koşullarına göre bir yol haritası geliştirilmesi gerektiğini belirtti ve şu ifadeleri kullandı:
“’Deniz suyundan içme suyu elde edin’ derken bunu sürekli bir çözüm olarak da söylemiyoruz. Sizin böyle bir teknolojinizin olması gerekiyor. ‘İstanbul’da yağışlar yetersiz, Trakya’dan, Melen’den yeterli su gelmedi’ dediğiniz zaman bir B planınızın olması lazım. İstanbul denizlerle çevrili bir kentimiz. İç Anadolu’da su yönünden daha ciddi sorunlar var. Örneğin Ankara’nın denizden içme suyu dönüştürme şansı yok ama zaman içerisinde deniz suyunu kullanma teknolojisi Türkiye’de olursa iç kesimlere de oralardan transfer edebilirsiniz. Bunun da maliyet ve enerji boyutu var. Ama bütün bu sistemler sürekli kullanılacak sistemler değildir ve Türkiye’nin şu anda sürekli kullanmaya ihtiyacı yok. Sıkışıldığı zaman, yağmurlara bel bağlamadan bu sistemlere takviye edici olarak devreye sokulabilir.”











