ABD Dışişleri Bakanı Blinken Gazze’nin geleceğini görüşmek üzere Ramallah’ta Mahmud Abbas’la buluştu.
Ardindan bugün Irak/ Bagdat`ta Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve son olarak ta Ankara`ya gelip Hakan Fidan ile görüştü.
Avrupa basınında kafalar karışık
Rabin, Peres ve Arafat örnek alınmalı
Aftonbladet silahlara sarılmak yerine diplomasiye başvurulmasını istiyor:
“İzak Rabin, Şimon Peres ve Yaser Arafat, sonsuz şiddet ve acı döngüsüne son verme cesareti gösterdikleri için Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüşlerdi. Bugün böyle liderler nerede? Barışçıl bir çözüm için bastırması gereken Batı dünyası nerede? Tüm bu insanları, çocukları, sivilleri, ölenleri kimse görmüyor mu? Barışın mümkün olduğuna inanmaya cesaret edenler nerede? … İsrail ve Filistin’e güvenliği getirebilecek tek şey diplomasidir – roketler, hava saldırıları ve insansız hava araçları değil. Savaş mantığı ve onun propagandacıları meydanı ele geçirmişken bunları söylemek kulağa naif geliyor olabilir. Ancak gerçek bu.”
İtibarı kalmasa da Abbas hâlâ vazgeçilmez
La Repubblica, Mahmud Abbas’ın aklındakileri ve taşıdığı rolü şöyle açıklıyor:
“Filistin Ulusal Yönetimi Başkanı’nın savaş sonrası Gazze Şeridi’nde yönetimi devralma arzusu, İsrail’in hedefine ulaşmasını ve Hamas’ın bu küçük toprak parçasında tamamen yok edilmesini beklediğinin göstergesi. Burası zaten Hamas’ın 2007’de Ulusal Yönetim güçlerini püskürttüğü topraklar. … Yaser Arafat yirmi yıl önce öldüğünde, Abbas barışı tesis edecek doğru kişi gibi duruyordu: Selefinden daha pragmatik, daha kararlı ve daha güvenilirdi. Bugünse çok yaşlı, yolsuzluk ve İsrail’le suç ortaklığı ithamlarıyla itibarı zedelenmiş ve artık kendi halkını uzlaştıracak bir hali kalmamış. Ancak Washington için yine de yeni bir başlangıcın temel taşı.”
İsrail hükümeti iki devletli çözüme karşı
Babel.ua, Netanyahu’nun en yakın ortaklarının çıkarlarını bile umursamadığına dikkat çekiyor:
“Beyaz Saray ve kimi AB ülkeleri, Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nde tam bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını Ortadoğu’nun bu bölgesinde istikrarın anahtarı olarak görüyor. Bunun koşulu ise Ramallah, Beytüllahim, El Halil ve Filistin Ulusal Yönetimi’ne bağlı diğer şehirleri çevreleyen İsrail yerleşimlerinin kaldırılması. … Fakat Netanyahu bundan uzak duruyor, üstelik kendi yurttaşlarının Filistin topraklarında yeni yerleşim yerleri inşa etmesine ya da var olanları genişletmesine ses çıkarmıyor. Böylelikle de çatışmanın çözülmesini ötelemiş oluyor. … ABD için Netanyahu artık bir sorun haline geldi.
Çin potansiyel bir arabulucu
Le Temps, Ukrayna’da aynısını yapamasa da Çin’in bu çatışmanın çözümüne katkı sağlayabileceği kanısında:
“Birincisi Çin, petrol tedarikini sağladığı ve müşteri tabanını genişlettiği Ortadoğu’da yangının büyümesini önlemek istiyor. İkincisi, Hamaney’i ve dolayısıyla Hamas ve Hizbullah’ı zapt etmesi için İran’a baskı uygulayabilecek bir konumda. … Üçüncüsü ise Gazze’de yatışma sürecine müdahil olmak, son BRICS zirvesi ve Pekin’de kısa süre önce düzenlenen İpek Yolu Forumu’nda da görüldüğü üzere, giderek ‘Küresel Güney’in liderliğine bürünen Çin için büyük bir zafer anlamına gelir.”











