‘’GÖÇER DÜNYA’’

Başka bir galaksiye göçecek bir dünya değil elbette bu. Uzun hikayesinde  dünyadaki göçerliği anlatıyor yazar sevgili Engin Günay ‘Göçer Dünya’ adlı romanında.

Tanıdığı herkes gibi ben de bir başka merakla beklemistim bu romanı. Beklemiştim cünkü aramızdaki özel sohbetlerde cok nadiren de olsa anlatılarından bir takım ipuçlarını yakalamış ve içimdeki merakı büyütmüştüm geciken ger gün için. Iyi ki de büyütmüşüm!

Kendisine de söyledigim gibi ilk kez bir romanı, soluksuz okumanın tadında değil, aksine her tümce ve her kelimenin anlamını sindirerek, yavaş yavaş ama bir o kadar da ‘bitmesin bu roman!’ duygusuyla okudum ve ama bitti!

Roman bitti ama okuduklarımın,  bilinç ve psikolojik dünyamda beni ‘’başka bir dünya nasıl olabilir?’’ çercevesinde başka bir dünyaya taşımış olması, ‘’Göçer Dünya’’yı  bitmeyen bir romana dönüştürdüğünü de ifade etmem gerek.

Bir romanı eleştirmek adına belki bir roman uzunluğunda bir şeyler yazmak da olasıdır elbette  ama, benim burada sınırlarım belli. ‘’Göçer Dünya’’ hakkında içimden bir sesin ‘’bunlari yazmalısın’’ dürtüsü.

‘’Yüksek güvenlikli bölge’’ vatandaşı bir ‘’Göcmen’’in  artık kendince ‘’bu dünya için yapabileceğim bir şey kalmadı’’ inancıyla kendine ‘’tampon bölge!’’de yaşamının bundan sonrası  için kurmaya çalıştığı bir hayatın içinden başlıyor hikaye.

Kendine bir ad uyduruyor hikayenin içinde. ‘’Salman’’

Çeyrek yüzyıl öncesinin ‘Göçer’i ve cebinde her sınırı aşabilecek ‘Yüksek Güvenlikli Bölge’ nin ‘yüksek güvenirlikli’ kimliği.

Salman her ne kadar kendini dünya sorunlarından ayrıştırıp, kendine başka bir dünya oluşturmak istiyorsa da, bunun her koşulda gerçekleşemeyeceğinin ayrımında da değil bir yanıyla. Çünkü sahilde raslantısal buldugu bir yardım cağrısı paketindeki bir fotoğraf yeniden dünya gercekligine cağırıyor Salman’ı. Fotoğrafda bir kadın ve bakışlarından hiç bir anlam çıkaramadığı bir çocuk.

İşte tam bu noktada başlıyor ‘’Yavana’’ hikayesi. Salman’in, bir merakın ardına düşmekle başlıyor yolculuğu. Salman elindeki fotoğrafdaki kadının gizemliliğine ve dolayısıyla kadına mı ulaşmak istiyor yoksa, kendinin varoluş nedeni, değerlerinin bilincaltı gücüne mi yenik düşüyor? sorusuna yanıtı, ben Göçer Dünya’y oıkuyan ve okuyacak olanlara bırakıyorum.

Romanın kahramanı Salman değil aslında. Asıl kahramanlar gerek ‘’göçer köyü’’ nde göçerlerin yaşamsal varlıkları için mücadele eden ve özellikle de ‘’yüksek güvenlikli bölge! ‘’ nin öz vatandaşı yürekli hümanistler.

Bir an güvenlikli ve yüksek güvenlikli bölgenin hümanistlerinin (Ki; komünist devrimciler diyeyim ben ) Göçerler icin verdikleri mücadeleyi okurken takıldı kafama. Ya tampon bölgenin hümanistleri neresinde bu sürecin? Ve hemen ardından ‘Neo Sultan!’ dedim kendi kendime. ‘’Neo Sultan!’’ın ülkesinin hümanistleri! de zaten ‘’göçer’’lik için kader birliği yapmaktalar bu süreçte, Asyadan, Afrikadan tampon bölgeye ulaşabilme şansı olanlarla.

Romanda bir çok ismi canıyla, ruhuyla tanıyor okuyucu yazarın anlatımlarından. Zero örneğin. (yazarın bu adı bilinçli verdiğini düsündüğümü eklemeliyim burada) Sonra güvenlikli bölgenin ‘Alepollu Usta’sı. Ve Pascal, Micahel, Tikue, İmparator, Theresia, Heidi, Joan, Regula, Aleko, Jose, Dr.Titus  ve digerleri. Yani yukarıda değindiğim gerçek kahramanlar.

‘’Collektivo ve  Harraga’’ yı anlatıyor yazar. Bir çok okuyucunun kelime haznesine ekleyecegi yeni kelimeler.

Ve henüz romanı tam bitirmeden (yani ikinci bülüme başlamadan) karşılaştığım da kutladim sevgili Engin’i. Okuduğum kadarı, ‘seni özellikle kutlamam için fazlasıyla yeter’ dediğimde bana ‘hele ikinci bölümü de oku demişti’ gülümseyerek. Okudum ve bitirdim.

Dünkü kendimi de buldum ‘Göçer Dünya’da, bugünkü beni de. Ve de geleceği.

Sanki bilinmez  gelecek bir zamanda bugünün hikayesini okuyan bir okuyucu oldum roman boyunca. Aynı zamanda bana, bugünün gerçekliğini bir tokat gibi yeniden suratıma çarpan bir hikaye. Bire bir icinde yaşayan ve sanki beni anlatıyormuşcasına beni saran bir hikaye.

Günümüzün yaşanılan cok somut bir gerçekliğini bütün ustalığı ile sanki gelecek kuaşkların bir gecmiş! hikayesi gibi okuyacağı bir romanı yaşamımıza ve edebiyat dünyamıza kattığı icin sevgili Engin arkadaşımı bir kez de buradan kutluyor ve bana söylediği ‘’bu son du!’’ düşüncesini yeniden gözden geçirmesini bekliyorum. Sen Salman’sın Engin, yazmaktan vazgeçemezsin!

Göçer dünya’nın arka planında yazarın çok ama çok detaylı bir araştırma ve emeği olduğunu da sanırım her okuyucu görecek ve bu masalımsı! romanın hikayelerinin peşine düşme gereksinimi duyumsayacaktır.

Not. Göçer Dünya hakkında elbette çok daha detaylı bir yazı kaleme alabilirdim ama bu konu, yani kitap eleştirisi yapmak benim işim degil. Ancak Göçer Dünya’ yı okuduktan sonra bu kadarıyla da olsa yazma dürtümü yenemedim.

 

Ilyas Zeki Kutlu

 

 

 

 

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x