HDP merkez siyasete mi oynuyor ? Selahattin Demirtaş Röportajı

Sonhaber /Ercan Ekinci

Devletin “demir yumruğu”nun Kürtler üzerinde sertçe indiği bir süreçte demokratik siyaset yollarının da aranması bir yandan söz konusu. Demokratik siyaset seçeneğini şiddet ve baskı ortamında dahi sürdürme taraftarlığını ortaya koyan HDP Kürtlerden doğru kendisine doğru yükselen “sine-i millet” çağrılarıyla da karşı karşıya. Demokratik siyaset ve “sine-i millet”in bir arada yürütülemeyeceği realite bakımından kesinkes bir durumsa dahi, orta bir formülün ne olacağı noktasında soru işaretleri de cevaplanmayı bekliyor. Söz konusu soruları kamuoyu için yanıtlayacak doğru kişi olan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tutuklu bulunduğu yerden siyasetin genel panoramasını da etkin okuyan bir siyasetçi.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “örgütü üyesi olmak”, “örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla 2016’dan bu yana tutuklu bulunan ve 2 gün sonra (4 Kasım) cezaevinde dördüncü yılını dolduracak eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Cezaevi’nden avukatları aracılığıyla Sonhaber’in sorularını yanıtladı. Kobani Olayları gerekçe gösterilerek 6 yıl aradan sonra HDP’nin Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) yapılan operasyonlara ilişkin eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “HDP’yi korkutup, siyaset dışına itmeye çalıştıklarını” vurgularken, aynı zamanda muhalefetin diğerlerine de gözdağı vermek adı altında parçalanmanın sağlanılmaya çalışıldığını dile getiriyor. Demirtaş, Kobani dosyasıyla ilgili altını çizdiği “Figen Hanım ve ben, o dosyanın şüphelisi bile değildik. O nedenle, soruşturmanın asıl hedefi MYK üyelerimizdi” diyor.

 

“HUKUKİ TEK BİR YÖNÜ DAHİ OLMAYAN SİYASİ OPERASYONLARDIR BUNLAR” 

Geçtiğimiz haftalarda Kobani olayları gerekçe gösterilerek HDP’li siyasetçilere bir operasyon düzenlendi. Altı yıl sonra Kobani olayları gerekçe gösterilerek yapılan bu operasyonun amacı nedir?

HDP’yi korkutup, sindirip siyaset dışına itmeye çalışıyorlar. Aynı zamanda diğer muhalefete de gözdağı vererek dağıtmayı hedefliyorlar. Hukuki tek bir yönü dahi olmayan siyasi operasyonlardır bunlar.

 

“SORUŞTURMANIN ASIL HEDEFİ MYK ÜYELERİMİZDİ”

HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, Gazete Duvar’a verdiği röportajda, “Demirtaş bize 6-8 Ekim dosyasını yeniden açacaklarını söylemişti” diyor. Bu öngörüye nasıl vardınız?

Çünkü bana ve Figen Hanım’a yönelik ikinci tutuklama, Merkez Yönetim Kurulumuza(MYK) yönelik devam eden altı yıllık soruşturma dosyası üzerinden yapıldı. Kaldı ki Figen Hanım ve ben, o dosyanın şüphelisi bile değildik. Bizim dosyamız ayırılmış, zaten dört yıl önce tutuklanmıştık ve yargılanmalarımız devam ediyordu. O nedenle, soruşturmanın asıl hedefi MYK üyelerimizdi, bunu öngörmek çok da zor değildi.

Operasyonda Kobani olaylarının yaşandığı dönem görev yapan MYK üyelerinin alındığını biliyoruz. Ama eski milletvekili Sırrı Süreyya Önder, yine hakkında fezleke düzenleneceği açıklanan Pervin Buldan MYK üyesi değildi. Bu durum çözüm sürecine yönelik bir girişim mi?

Evet, bir anlamda çözüm sürecinin siyasi aktörleri hedefe konularak, MHP’nin talebi yerine getirilmiş oluyor.

 

“ÖZEL OLARAK BİR ÇAĞRI YAPMAM”

Bugün muhalefette bulunan Ahmet Davutoğlu, Kobani olayları döneminde başbakan, Ali Babacan da başbakan yardımcısıydı. Bu iki isme, o dönemde yaşananların şeffaf bir zeminde tartışılması için herhangi bir çağrınız var mı?

Bildiği herhangi bir hakikat olan herkesin konuşması doğru olur elbette. Ancak ben özel olarak bir çağrı yapmam. Bu konular, ileride kurulacak hakikat komisyonlarının çalışmalarıyla aydınlanacaktır.

 

“HDP’Yİ KAPATMANIN SİYASİ FATURASI AĞIR OLUR”

Kamuoyunda HDP kapatılır mı sorusu sıkça sorulmaya başlandı. Yine buna paralel olarak, iktidar blokunun seçim yasası hazırlığı yapmasının, HDP’yi kapatmaya yönelik bir hamle olduğunu düşünüyor musunuz?

Kapatmak isteyebilirler fakat bunun siyasi faturasının ağır olacağını da bilirler. Şimdilik gündeme geleceğini sanmıyorum ama bunlardan her şey beklenir tabii.

 

“SANCAR’IN AÇIKLAMASINDA HERHANGİ BİR SIKINTI GÖRMÜYORUM”

HDP Eşbaşkanı Sancar, “Şuan için Meclis’ten çekime ya da sine-i millete gitme gibi bir düşüncemiz yok. Eğer bütün muhalefet bunu değerlendirirse sine-i millet derse HDP bunu ciddiye alır” dedi. HDP’nin muhalefet partileri içindeki farkını zedeleyen bir açıklama değil mi bu?

Sayın Mithat Sancar ve Sayın Pervin Buldan, yönetimleriyle birlikte, ne yaptıklarını ve ne yapacaklarını gayet iyi bilen siyasetçilerdir. Biz de tüm gücümüzle, arkadaşlarımızın arkasındayız. Sorunuzun doğrudan muhatabı da Sayın Sancar’dır, kendisine yöneltebilirsiniz. Ben herhangi bir sıkıntı görmüyorum bu açıklamada.

 

“HDP MERKEZDEDİR”

Sancar’ın bu açıklamasından “HDP merkez siyasete oynuyor” yargısı çıkarılabilir mi?

HDP zaten marjinal değil ki. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olarak merkezdedir. Bunu da kendi kimliği ve duruşundan taviz vermeden yapıyor.

HDP ve Kürtler üzerinde çok ciddi politik baskılar yaşanırken Türkiyelileşmeden bahsetmek mümkün mü?

Evet, tam da bu nedenle mümkündür. İçe kapanmak yerine dışa açılarak dostlarını, ittifaklarını büyütüp sorunlarını çözmek, siyaseten de ahlaken de doğru olandır, gerçekçi olandır.

 

“AVRUPA DEĞERLERİ DENİLEN EVRENSEL İNSANİ DEĞERLER, BİZZAT AB ÜLKELERİNCE İHLAL EDİLİYOR”

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ilişkileri kapsamında bir sorum olacak. Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri nedeniyle AB defalarca Türkiye’ye yaptırım uyarısında bulunmasına rağmen henüz bir yaptırım olmadı. AB’nin bu uyarılarının bir inandırıcılığı var mı?

AB kendi içinde ciddi sorunlar ve krizlerle boğuşurken, Avrupa değerleri denilen evrensel insani değerler, bizzat AB ülkelerini yönetenler tarafından ihlal edilirken AB’nin Türkiye’ye bir yardımı olacağını düşünmek mümkün değil. Türkiye’de değişimi zorlayacak asıl güç demokrasi güçleridir, iç dinamikler.

 

“DAĞLIK KARABAĞ MESELESİ İÇ POLİTİKAYA DEVŞİRİLİYOR”

Kafkasya’nın güneyinde Ermenistan ve Azerbaycan arasında yaşanan Dağlık Karabağ krizi ve Türkiye’nin krizden yana tutumu ile ilgili özetle ne söylemek istersiniz?

Hükümetin dış politikada yarattığı her türlü gerilim üzerinden, iç politikaya devşirebileceği milliyetçi şoven söyleme ihtiyacı var ve bunu da etkili bir şekilde yapıyor zaten. Kimsenin Azerbaycan ve Ermenistan halklarını düşündüğü yok. Kafkasya hattındaki jeo- stratejik enerji savaşları sonucunda yaşanan bu çatışmalarda, diyalogu ve uzlaşıya dayalı barışçıl çözümleri öncelemek lazım. Ancak şu andaki AKP-MHP hükümetinin en son isteyeceği şey bölgesel barıştır, iç barıştır. Tam tersine, her çatışmadan şovenizm üretip iç politikaya tahvil etmeye çalışarak kendilerini de bölgesel barış umutlarını da tüketiyorlar.

 

“KÜRT SİYASETİNİN EN HASSAS OLDUĞU KONU KÜRT DİLİDİR”

Kürt siyasetinin Kürtçeye dair yeterli hassasiyeti göstermediğine dair bir kanı var. Kürt dili ve Kürtçe için Kürtlere bir çağrınız olacak mı?

Kürt siyasetinin en hassas olduğu konu Kürt dilidir. Bu konuda farklılaşan bir politika yok, geri adım da söz konusu değil. Dil üzerindeki baskılar tümden kalkıncaya kadar Kürtlerin kendi dillerini her alanda kullanıp koruyup geliştirmeleri gerekir ki bu konudaki duyarlılık azalmıyor, giderek artıyor.

 

Not : Selahattin Demirtaş ile Avukatları üzerinden yapılan bu röportajın cevapları 14 Ekim 2020 tarihinde verilmiş olmasına rağmen elimize 29 Ekim 2020 ulaşmıştır.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x