Hep Aynı İsimler

Sanatın birçok alanında fırsat eşitliğinin olmaması (aslında sadece sanatta değil hiçbir alanda fırsat eşitliğinin olmadığı gerçeğini inkar etmiyorum), üretkenliğin önünde bir engel olduğunu görmek zor olmasa gerek. Özellikle edebiyat alanında bu çok göze çarpıyor. Belki de ben edebiyatla ilgilendiğim için benim gördüğüm eşitsizlikler daha çok edebiyatla alakalı olanlar oluyor. Sadece birkaç ismin, birkaç yayınevinin ve bilinen kitapların görünürlüğü kalitede bir düşüşe sebebiyet verdiği kanısındayım.
Örnek olarak Türkiye’de neredeyse distopik roman olarak bilinen tek eserin ‘1984’ olması çok kötü bir durum değil midir? Çünkü satış yapan, popüler olan kitap hangisiyse o öneriliyor, diğer kitaplar neredeyse konuşulmuyor bile.
Yine Türkiye’de bazı yayınevleri var, ne kadar kaliteli ve samimi çalışma yapsalar dahi, çok fazla göz önünde olmuyor çalışmaları. Çünkü bilinen birkaç yayınevi var ve bütün yönelim bu yayınevlerine oluyor.
Nereye baksam, artık beni irite edecek şekilde isimlerini gördüğüm bazı yazar ve şairler de var. İsimlerini hep görmek neden beni bu kadar rahatsız ediyor diye sormak isteyenler olur elbet. Fakat şöyle bir şey var ki, bu isimler edebiyatı ve edebiyata dair dergi ve internet sayfalarını tekeline almış gibiler. Edebiyat çetesi demek istiyorum bazen bu kişilere.
Bu isimleri her yazıda, söyleşide, röportajda, dergide görmek onlara karşı bende bir önyargı yarattığı gerçeğini gizlemekte istemiyorum.
Bu kişiler, her zaman birbirini öven ve pohpohlayan kişiler. Birbirleriyle olan röportaj ve söyleşileri aynı zamanda birbirlerinin kitapları üzerine olan, dergi ve gazetelerde yayınlanan, kitap incelemeleri. Bence bu bir şekilde zorla kahraman yaratmaya benziyor.
Yine bu kişilerin çevresinde olan birkaç tanınan, isimlerine aşina olduğumuz yazar ve şair var. Yine bu yazar ve şairler, bu bahsettiğim edebiyat çetesi üzerine övgüler yağdırıyor.
Birçok derginin yeni çıkan sayılarına baktığımda, bu isimlerden illa ki birkaçı dergide yer alıyor. İstisnasız, birinin ismi varsa, illa o gruptan bir kişinin daha ismi var.
Bu beni neden rahatsız ediyor? Çünkü edebiyatın birkaç kişinin eline geçmesi ve hep bu kişilere imkan verilmesi, kendini geliştirmek isteyen, başka birçok genç yazar ve şair için çok büyük engel teşkil ediyor. Genel olarak bu kişilerin piyasanın ve popülaritenin gerekli sorularına, doyumsuzluğuna cevap verdiğinden, piyasa ve popülariteden uzak olup, gerçekten iyi yazmak isteyenler bu yolda yalnız kaldıkları yetmiyor, zamanla silinip gidiyorlar.
Edebiyatta oluşan kalıplar ve bilinen isimlerin dışına çıkılmaması, edebiyatın akıcılığına vurulan bir darbe değil de nedir? Sanki edebiyat, bu bilinen ve şuan popüler olan kişilerce yapılan ve onların yaptığı tarzda işlenilen bir şeymiş gibi bize tanıtılıyor. Bunun dışına çıkanlar aforoz ediliyor, eleştiriye değil yok edilmeye maruz kalıyorlar.
Beni en çok üzense, şiirleri ve yazılarıyla büyüdüğümüz birkaç tanınan edebiyatçının bu kişilerin en büyük destekçisi olması. Sadece bu kişilere destek vermek yerine, diğer tanınmayan ve hiçbir şekilde imkanı, sponsoru olmayan genç şair ve yazarları da dinlemeleri, onlara şans vermeleri gerekmez mi?
Edebiyat, neden birkaç kişinin tekelinde kalsın ve farklı kalemler tanınmasın ki?

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x