Sazlıdere İBB’nin neden uhdesinde değil?
Amaç Kanal İstanbul projesi için bu baraj suyunu kurutmak mı?
Evet maalesef öyle.
Sazlıdere Barajı, İstanbul’un Avrupa Yakası’ndaki önemli içme suyu kaynaklarından biri olup, yılda yaklaşık 55 milyon metreküp su sağlayarak özellikle Arnavutköy, Başakşehir, Esenyurt ve Avcılar ilçelerinin belirli kesimlerini besliyor. Ancak barajın yönetimi ve denetimi, Türkiye’deki büyük ölçekli su kaynakları gibi Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’ne bağlı yani merkezi hükümetin sorumluluğunda. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve bağlı kuruluşu İSKİ, suyun dağıtımı ve yerel altyapı yönetiminden sorumlu olsa da, barajın mülkiyeti ve stratejik kararları DSİ üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait. Bu ayrım, 2009’da imzalanan bir protokolle pekiştirilmiş. İBB baraj için Hazine’ye yıllık ödemeler yapıyor örneğin 2025 itibarıyla her yıl yaklaşık 60 milyon TL, ancak işletme hakkı DSİ’de kalıyor. Bu durum, barajın neden doğrudan İBB uhdesinde olmadığını açıklıyor. Su havzaları genellikle ulusal düzeyde yönetiliyor, yerel otoriteler ise koruma ve dağıtımda rol alıyor. Barajın “kurutulması” iddiasına gelince evet, Kanal İstanbul projesi kapsamında Sazlıdere Barajı’nın güzergahta yer alması nedeniyle devre dışı bırakılması planlanıyor. 2022’de Cumhurbaşkanı kararıyla barajın içme suyu kullanım oranı %100’den %0’a indirildi, bu da su rezervinden çıkarılması anlamına geliyor. Proje karşıtları örneğin İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, bunu İstanbul’un su kaynaklarını feda ederek rant yaratma girişimi olarak nitelendiriyor. Barajın yok olması halinde yaz aylarında 790 bin, kış aylarında 270 bin kişinin susuz kalabileceğini belirtiyor. Merkezi hükümet ise DSİ’nin yeni barajlar planladığını ve Sazlıdere’nin İstanbul’un toplam su rezervinin sadece %3’ünü temsil ettiğini savunarak, kaybın telafi edileceğini iddia ediyor. Ayrıca, 2025’te Çevre Bakanlığı tarafından baraj kıyısı ve Kanal İstanbul güzergahında 2,5 milyon m² alan imara açıldı, bu da inşaat faaliyetlerini hızlandırıyor ve barajın fiilen “kurutulması” sürecini destekliyor.
İmamoğlu yönetimi, 2019’da Kanal İstanbul protokolünden çekilmiş ve baraj havzasındaki kaçak yapılara karşı yıkım işlemleri başlatmış örneğin 409 yapı yıkılmış, ancak merkezi hükümetin kararları nedeniyle tam kontrol sağlanamıyor. Proje, İstanbul’un su kaynaklarının %8-10’unu etkileyebilir, tarım alanları ve ekosistemi de tehdit ediyor. Bu bağlamda, Kanal İstanbul’un ilerlemesi için barajın kasıtlı olarak devre dışı bırakıldığı yönünde güçlü iddialar var, ancak resmi gerekçe “stratejik planlama” olarak sunuluyor. Konu, çevreci gruplar ve İBB tarafından sıkça tartışılıyor ve mahkemelerde itirazlar devam ediyor.
Ya siz sevgili yeryüzü dostları, siz bu antidemokratik uygulama için ne diyorsunuz?
Suya muhtaç, demokrasiye aç bir halk olarak var olabilecek misiniz?
Happy new years.







