“Kalpsiz dünyanın kalbi”

HomeManşet Haberler

“Kalpsiz dünyanın kalbi”

Mustafa Kumanova

4 Aralık 2021

Evet dünyadaki sosyalizm uygulamalarının çoğunun sonu hüsranla ve hayal kırıklığıyla bitmiştir. Ancak, sosyalizm aşk gibidir. Defalarca denenir. Defalarca peşinden koşulur. Ve onsuz bir dünya ve hayat düşünülemez. Ta ki ona ulaşana dek! Ta ki özgür ve eşit olana dek!

“Kalpsiz dünyanın kalbi”

Dünyada şu anda yaşanılan kaotik süreçleri sona erdirmek ve toplumu kurtarmak için bilinç yenilenmesine ihtiyaç var. Aynı geçtiğimiz yüzyılın başında olduğu gibi…aynı 1968 Fransa’sından tüm dünyaya yayılan gibi… Peki bu bilinç yenilenmesini bize ne sağlayabilir? Bir tek sosyalizm sağlayabilir. Çünkü sosyalizmin nihai hedefi, tüm insanların her türlü -ekonomik, siyasi, sosyal vb.- baskı, zulüm ve tahakkümden kurtarılmasıdır. Bu, güzel olduğu kadar basittir.

Karl Marx, insanın kendi kaderini dolayısıyla dünyanın kötü gidişatını değiştirebileceğine ve buna kapasitesi olduğuna inanıyordu. Bu yüzden de bütün teorik çalışmalarında ve hayatında insanı kendine görev ve dert edindi. O “kalpsiz bir dünyada” bir kalbe ilgi duydu. İnsani sorunların dünyayı felakete sürüklemesinden endişe duydu. Çünkü o insanın insanı sömürmesine ve insanın insanı kullanmasına karşıydı. Marxizmin özü buydu. Diğer bütün ortaya koyduğu teoriler bu öz üzerinde yükseliyor ve değişimin habercisi olabilecek insanı muştuluyordu. İnsanın özü devrimdi. Devrimin özü insandı. Ve her şey insan için olmalıydı. Bunu sağlayacak olan da sosyalizm idi.

Ne yazık ki tarih defalarca hayal kırıklığı ve hüsranla sahne aldı insanlık tiyatrosunda. Sosyalizm adı altında da insan sömürüsü devam etti. Başkaldırının, isyanın ve ayaklanmanın, devrimci hareketin lideri hareketin kendisi olamadı çoğu zaman. Ya bir lider kadrosu tarafından ele geçirildi ya da hareketin lideri hareketin kendisi olduğunda, sistem açısından çok daha tehlikeli olduğundan, daha en başında kapitalistler tarafından vahşice ve görülmemiş zalimlikle yok edildi ve katledildi. Paris Komünü gibi, Fatsa gibi…

Tarih boyunca gerçekleşen devrimlerin hemen hepsinin lider kadroları vardı ya da devrim sonrası lider kadrolar tarafından ele geçirildiler. Sorun şuydu ki, adına ne denirse densin her uygulamada insanın insanı sömürüsü ve insan kullanımı devam etti. Günümüzde de devam etmektedir. Bu fasit dairenin dışına bir türlü çıkılamamakta ve çemberi kırmakta başarılı olunamamaktadır.

Oysa ihtiyaç, hangi kimlik, ırk, kültür, din ve cinsiyetten olursa olsun ezilen işçilere kendi kendilerine potansiyellerini açığa çıkarabilecekleri bir bilinç yenilenmesini sunmaktır. İşçi sınıfı devrimci kimliğini kaybetmemiştir. İşçi sınıfına devrimci kimliği unutturulmuştur. Bu kimliği ona yeniden kazandıracak olan ise sosyalizmdir.

Evet dünyadaki sosyalizm uygulamalarının çoğunun sonu hüsranla ve hayal kırıklığıyla bitmiştir. Ancak, sosyalizm aşk gibidir. Defalarca denenir. Defalarca peşinden koşulur. Ve onsuz bir dünya ve hayat düşünülemez. Ta ki ona ulaşana dek! Ta ki özgür ve eşit olana dek!

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments