Birçok ülke, Korona pandemisiyle mücadele amacıyla olağanüstü hal ilan etti ve sokağa çıkma yasağı koydu. İtalya’da, İspanya’da, Belçika’da ve Danimarka’da sadece çok özel durumlarda evden çıkılabiliyor. Ancak bu sıkı önlemlere şüpheyle yaklaşanlar sadece bilim insanları değil. Böyle düşünen köşe yazarları da var.
Radikal önlem her zaman en iyi önlem demek değildir
Hollanda’daki popülist sağ, hükümeti mutlak sosyal izolasyon uygulamamakla suçluyor. De Volkskrant ise böyle bir uygulamanın etkinliğinin henüz kanıtlanmadığı yönünde uyarıyor:
“Mutlak sosyal izolasyon belki kısa vadede işe yarayabilir, ama uzun vadede daha ağır Korona salgınlarını önleyemez. Hollanda’da ne ölüm vakalarının beklenen artışı ne de diğer Avrupa ülkelerinin pandemiyle daha sert -ama yine denenmemiş- yöntemlerle mücadele etmesi, bir rota değişiklinin gerekçesi olamaz. … Hükümetin bugün yaşadığımız gibi beklenmedik krizlerde tutumunu değiştirmesi anlaşılır bir şey, ama bu değişim uzmanların edindiği yeni bilgiler ışığında olmalı, radikal müdahalelerin daha iyi olduğunu ileri süren muğlak tahminlerle değil.”
Siyasiler sorumluluktan kaçıyor
Siyasetbilimci Nadia Urbinati, HuffPost Italia’daki yazısında, bütün yükün vatandaşın omuzlarına bindirildiğini söylüyor:
“Bütün sorumluluğun vatandaşta olduğunu anlatıyorlar bize. Peki bugün bizleri ‘daha sert önlemler almakla’ tehdit eden resmi kurumların sorumluluğu nerede kaldı? Yakın geçmişte verilen kararlarla kamu sağlık sisteminin ayaklar altına alındığı ve zayıflatıldığı silindi mi hafızalardan? … Kime hangi sorumluluğun verileceği konusunda hükümetlerin ulusal ve bölgesel kararları dikkate alınmalı. Şimdiye kadar özeleştiri diyebileceğimiz tek bir kelime bile duymuş değiliz.”
Tabular art arda yıkılıyor
Kamusal yaşamı durma noktasına getiren sert önlemlerin yarattığı huzursuzluk, tarihçi René Schlott’u da sarmış. Schlott, Süddeutsche Zeitung için konuk yazar olarak kaleme aldığı yazıda şunları dile getiriyor:
“Ne olduğunu bilmesek son günlerde yaşadıklarımızı, popülist sağın iktidarı nasıl ele geçirdiğini anlatan bir film senaryosu gibi de okuyabilirdik. Ama bu önlemlerin bir kez alındığı, bir emsal teşkil ettiği bir dünyada, temel hak ve özgürlüklerin, sözde bir başka acil durum nedeniyle bir kez daha kısıtlanmayacağının garantisini kim verebilir? …Avusturya sınırının, ‘stoklama’ amacıyla komşu ülkeden alışveriş stoklamayı da önlemek üzere kapatılması, birkaç gün öncesine kadar açık sınırları savunanların suratına bir şamar gibi indi. İltica gibi temel bir hak kullanımdan kalktı. İnsani kırılma noktası aşıldı.”
SONHABER











