Cumartesi, Nisan 18, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

“Şark cephesinde yeni bir şey yok”

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
10/10/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
“Şark cephesinde yeni bir şey yok”
0
SHARES
1.1k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Hristiyanlık denilen bu soyun, dünyanın dört bir yanında boyundurukları altına alabildikleri halklara karşı gösterdikleri vahşet ve zulmün bir benzerine, hiçbir çağda ne kadar yabanıl ne kadar kaba ve ne kadar merhametsiz ve utanmaz olursa olsun, başka hiçbir soyda rastlanmaz”.

                                                                                                          William Howitt[1]

Batı dünyayı kazandıysa, bu kültürünün, dininin ya da değerlerinin üstünlüğünden değil, örgütlü şiddeti kullanmadaki üstünlüğündendir… Batılıların ekseri unuttuğu, diğerlerinin de asla akıl etmediği gerçek budur”

 

                                                                                                        Samuel P. Huntungton

 

“Entelektüelin misyonu, dünyanın efendisi haline gelmiş haksız ve yanlış karşısında, cümle âlem diz çökerken bile, ayakta kalıp ona insanlık bilinciyle karşı çıkmaktır”.

 

                                                                                                             Julien Benda

 

Aslında yazının başlığı “Batı Medeniyetini nasıl bilirsiniz?” de olabilirdi… İkinci emperyalistler arası savaş sonrasında doğrudan sömürgeciliğin yerini ‘yeni sömürgecilik’ aldı… Doğrudan sömürgecilik döneminde sömürgeleri kendi adamları yönetiyordu. 1945 sonrasında ulusal kurtuluş hareketleri şeylerin seyrini değiştirme potansiyeline sahipti, ama o potansiyelin realize olmasına izin verilmedi… Emperyalist savaş sonrasında ‘azgelişmiş ülkeler’, ‘kalkınma yolundaki ülkeler’, ‘üçüncü dünya’… denilen ülkelerde askerî darbeler, siyasi cinayetler, komplolar peydahlayarak söz konusu ülkelerin karizmatik liderlerini, önderliklerini ya katlettiler ya da etkisizleştirdiler… İşbirlikçi kadroları iktidara taşıdılar… Kapitalist-kolonyalist-emperyalist Batı’nın zenginliği, dünyanın geri kalanının sömürüsü, yağma ve talanı sayesinde mümkün olmuştu… Eğer yeni bağımsızlığa kavuşan halklar kaynaklarını kendi refah ve kalkınmaları için seferber ederlerse, bu Batı üstünlüğünün sonu olurdu… Ne yapıp-edip öyle bir olasılığa izin vermeyeceklerdi ve vermediler… Yeni bağımsızlığa kavuşan ülkeleri ‘yeniden kompradorlaştırdılar… Eskiden söz konusu ülkeleri kendileri doğrudan yönetiyordu. Artık şimdilerde yönetenleri yönetiyorlar … Bu yeni yöntem hem daha kolay ve ucuz ve hem de emperyalizm karşıtı tepkiyi ve hareketi etkisizleştiriyor…

Aslında beş yüzyıldır, Batılı Hristiyan, “Uygar”, “Beyaz Adamın” yaptığı insanlık suçu işlemekten başka bir şey değildi… Lâkin neyin suç, neyin sevap, neyin iyi, neyin kötü olduğuna da ‘Uygar Beyaz Adamlar’ karar verdiği için, olup-bitenlerin kimin için ne anlama geldiğinin anlaşılması pek mümkün olmadı… Zamanla, köleleştirilen, sömürgeleştirilen, boyun eğdirilen, tarihleri, kültürleri ve kimlikleri tahrip edilip belleksizleştirilen halklar, efendinin gözünü kendi gözleri sandılar ki, onun gözüyle bakmaya başladıklarında, Batılıların egemenliği güçlü bir temele oturmuş, zafer kazanmıştı… Artık efendinin gözünden başka gören göz kalmamış, sömürgecilik içselleşmişti…

Başka türlü söylersek, bu, insanın kendine ve kendi gerçekliğine, kendi toplumuna yabancılaşmasıdır… Bir kere o kritik eşik aşıldıktan sonra, sömürgeleşmiş toplumların insanları da kendilerine ve başkalarına, Batılı efendinin gözüyle bakar oldular… Elbette söylediğimi nüanse etmeden olmaz. Bu söylediğim, emperyalist Batı ile çıkar ortaklığı olan, varlığını ona borçlu olan işbirlikçi komprador sınıf için geçerlidir… İster doğrudan, ister yarı-sömürge halkları olsun, sıradan insanlar hiçbir zaman Batılı, Beyaz, Hristiyan sömürgecinin dayattığını kabul etmediler… Onlardan kendi kendilerinin celladı olmaları beklenemezdi… Daha ilk günden başlayarak, köleleştirmeye, aşağılanmaya, katliama ve sömürüye başkaldırdılar ve bu yüzyıllar boyu aralıksız devam etti…

Tarih, efendiler ve onların ideolojik uşakları tarafından yazıldığı için, mazlumların çığlığı yankılanmayacak, suskunluk okyanusunda boğulup gidecekti… Sömürgeciliğin “içselleşmesi” için, Franz Fanon’un Beyaz Zenciler, Ali Şeriati’nin Asimile Maymunlar dediği, “yerli  misyonerlerin” devreye girmesi gerekti… Zira, bilincin sömürgeleşmesi, ancak “gönüllü kabullenme” durumunda mümkündür…

Eğer sömürgecilerle iş birliğinden çıkarı olan, yerli elitler olmasaydı, sömürgecilik yerleşemez, kolonyalizm ve emperyalizm zafer kazanamazdı… Şimdilerde kibarca Küresel Güney denilen ülkelerin komprador-işbirlikçi mülk sahibi sınıfları ve aydın denilen eğitimli yerli misyonerleri işbaşında… Eğitim sistemi ve medya etkin bir araç olarak sürece dahil olmuş bulunuyor… Artık medya denilen insanları alıklaştıran eğitim sisteminin etkin müttefiki haline geldi…

Daha baştan Batılı-Hristiyan-Beyaz Adam, farklılıkları bir alçaklık-yükseklik kategorisi olarak görme eğilimindeydi… Onlara göre “ötekiler” farklı değil “aşağı” idi… Oradan hareketle de bir slogan peydahladılar: Aşağı ise yok edilmesi gerekir… Artık tarihin ilerleyen sayfaları ardı arkası kesilmeyen katliamların, jenositlerin, kıyıcılığın, köleleştirmenin… tarihi olacaktı… “Vahşileri adam etmek” üzere yola çıkanların barbarlığı, vahşeti ve kıyıcılığı,  insanlık tarihinde görülmemiş bir kapsam ve yoğunluğa ulaşmıştı…

Bu yüzden ırkçılık ve faşizm, Batı uygarlığının özünde içerilmiş iflah olmaz bir virüstür… Faşizm istisnai, arizî bir yol kazası değildir. Irkçılık ve faşizm, Batı kimliğinin ve Batılının kolektif bilincinin temel yapıcı unsurlarından biridir… XX. yüzyılın ilk yarısında, ortaya çıkan ve adına Faşizm, Nazizm denilen vahşet örnekleri asla bir istisna değildi… Sadece beş yüzyıldır dünyanın başka yerlerinde (Amerika, Afrika, Asya, Avusturalya, vb.) yapılanların Avrupa’ya taşınmasıydı… Yaklaşık beş yüzyıldır dünyanın başka yerlerindeki sıradanlaşmış vahşet ve kıyıcılık, ilk defa Avrupa’nın göbeğinde arz-ı endam  ediyordu ve “uygar” Avrupalı bu duruma şaşırmış gibiydi! Herhalde şöyle söylemek istiyorlardı: Bu başkaları için değil miydi?.. Yahudilere ve öteki Aryan olmayan ırklara yönelik jenosit bir mahkemede (Nürnberg) Nazi suçlularının yargılanmasıyla geçiştirilecek cinsten değildi… Nitekim fanatik pro-naziler Güney Afrika’da iktidara geldiklerinde, Uygar Dünya’nın desteği tamdı…

Siyonist-faşist İsrail “Uygar Dünya” veya aynı anlama gelmek üzere, ‘uluslararası toplum’ denilenin eseriydi… Bölgede ırkçı-faşişt-siyonist İsrail devleti, bölge halklarının ve devletlerin kendi ayakları üstünde durmalarını, sahip oldukları kaynakları kendi kalkınmaları için kullanmalarını engellemek amacıyla peydahlandı… İsrail bir Bölge devleti, Orta-Doğu devleti değildir… Orta Doğu’daki Batıdır. ABD’dir, İngiltere’dir, Fransa’dır, Almanya’dır, İtalya’dır, Kanada’dır, Avusturalya’dır, vb…

Velhasıl ‘Şark Cephesinde yeni bir şey yok’… Boşuna ‘neden söz ettiğini bilmek önemlidir’ denmemiştir…

 

 

[1] William Howitt, Colonisation and Christianity: A Popular History of the traitment of the Natives by Europians in their Colonies  (London 1838), 9.
Tags: Fikret Başkaya
Previous Post

10 Ekim Barış Derneği, anıt açılışına katılmama kararı aldı

Next Post

Dün Gazze, bugün Lübnan: İsrail devleti saldırılarını sürdürüyor!

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi.Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi.Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi.Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…
Manşet Haberler

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…

17/04/2026
“İç Cepheden” Sevgilerle…
Manşet Haberler

“İç Cepheden” Sevgilerle…

01/04/2026
Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!
Manşet Haberler

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

18/03/2026
Laikliğe dair söylem ve gerçek!
Manşet Haberler

Laikliğe dair söylem ve gerçek!

03/03/2026
“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…
Manşet Haberler

“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…

19/02/2026
Kriz değil çöküş…
Manşet Haberler

Kriz değil çöküş…

04/02/2026
Next Post
Dün Gazze, bugün Lübnan: İsrail devleti saldırılarını sürdürüyor!

Dün Gazze, bugün Lübnan: İsrail devleti saldırılarını sürdürüyor!

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

by Banu İmer
18/04/2026
0

Eskiden, Amerika’daki okullara yapılan saldırıları öğrenirdik haber kanallarından. Dehşet içinde izler ama dehşeti yaşamazdık. Bizde böyle şeyler olmadığına şükrederdik belki...

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

by Sonhaber
18/04/2026
0

Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın Lübnan-İsrail ateşkesine paralel olarak ticari gemilere açık olduğunu açıkladı. Donald Trump ise İran’ın boğazı “bir daha...

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

by Sonhaber
18/04/2026
0

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırıların ardından sosyal medyada yayılan tehdit içerikli paylaşımlar üzerine güvenlik birimleri harekete geçti. Bursa ve...

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

by Sonhaber
18/04/2026
0

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 21 Nisan’da Lüksemburg’da gerçekleştirecekleri toplantıda İsrail’e yönelik olası yaptırımları yeniden gündeme alacak. Diplomatik kaynaklara...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik