Vicdanı hakikatten ne kadar ayırabiliriz.
Hakikati olmayanın vicdanı olur mu acaba, tersinden de “vicdansızlığın bir hakikati” olabilir mi?
En tepedekilerden en alttakilere; PKK eşittir terör, Kürt eşittir HDP, HDP eşittir PKK diye garip denklemler oluşturanlar, sıkışınca da HDP ile görüşebiliyorlar, yani dün terörist dediklerinin, iktidar ve çıkar ilişkileri mevzu olunca, bugün kapılarını çalabiliyorlar!
Dün vicdansız olan bir “hakikat” bugün vicdanlı bir “hakikat” olabilir mi?
Tepeden tırnağa neredeyse hepsinin son isteği, Kürtler mevzu olanca, bakış açıları “Kürt anasını görmesin” oluyor.
Dünyanın herhangi bir yerinde olan ayrımcılık ve ırkçılık politikasına hayır diyenler, mevzu Kürtler olunca nedense ırkçılığın adı hemencecik “milliyetçilik” ile süsleniveriyor.
Dünyanın herhangi bir yerinde bir çocuğun burnu kanasa hemen enternasyonal veya kardeş oluyoruz, mesela Filistin ile, ki kardeş olmalıyız, ama mesele evinden ve anne babasından iki yüz metre uzaklıkta koyun otlatan bir çocuk olunca, Diyarbakırlı 12 yaşındaki Ceylan Önkol olunca hemen “terör” diyebiliyor bizim hakikat ve vicdan sahipleri.
14 yaşındaki Birem Basan 24 Haziran 2010’da Şırnak’ta, Hakkaride Enver Turan veya Mardin’de Uğur Kaymaz ve daha yüzlerce çocuk hakikati ve vicdanı soruyorlar şimdi o mezar taşlarına!
Eğer hakikat vicdandan kopuk ise, düşüncelerdeki samimiyetsizlikler de kısa sürede ortaya çıkar. Bu düşünce hangi düşünce olursa olsun, ister milliyetçi olsun, ister muhafazakâr, isterse de sol düşünce olsun. Vicdandan kopuk hakikat hakikat değildir, bu tarzın sahipleri solcuysa aslında nasyonaldir, muhafazakâr ise gerici, “milliyetçi” ise de ırkçıdır özünde.
Yunanlıların eskiden persleri yermek için sarf ettikleri basit bir mantıkları varmış: “kadınlar çok terler, Pers erkekleri de çok terliyor o zaman bütün Persliler kadındır” yani bir milleti yermek için bu kadar ancak olabilir,
İşte yukarıdaki mantıkla olgulara bakarsak, günümüzde Kürtlerin ve HDP’nin yaşadığı tam da bu. İktidar sahibi veya ortağı olmayan hangi parti HDP ile görüşürse görüşsün HDP eşittir PKK oluyor ama iktidarın bakanları veya temsilcileri HDP ile görüşünce HDP hemen meşru bir parti oluyor. Daha birkaç gün önce beş, on, on beş çocuk sözü üzerinden bir halka karşı yaklaşımı unutabilir mi Kürtler.
Irkçılığın, ötekileştirmenin ve şiddetin her türüne denek yapılan bir halk bütün bunları unutabilir mi?
Artık HDP ile ilgili bir karar versin erk ve güç sahipleri!
Gerçi yirmi yılda iktidar olmak kolay değil. Bir de bu iktidar olmanın nimetlerinden ve şımarıklığından faydalananlar hele gitmemek için her yola başvurabilirler! Postacılar devreye girebilir mi, girebilir. Yeni yeni mektuplar veya algılar oluşturulur mu, mümkündür!
Peki Kürtlerin bağrına taş basacakları yer var mı, var! Kürtler bağrına basacakları son taş demokratik bir yarın için olacaktır.
Yunanlıların Persler ile ilgili o saçma mantığı bir örnekle (lise talebesiyken mantık dersinde uydurulan bir “mizah mantık” cümlesi) kendimize uyarlarsak eğer: Yerin kulağı var, bizim de kulağımız var, biz yer miyiz?
Mazlum Çetinkaya











