Salı, Nisan 21, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Fantazi: Anlatıdan Şiirsel Deneyime

Sonhaber by Sonhaber
03/01/2021
in Manşet Haberler, Sanat, Yaşam
A A
0
Fantazi: Anlatıdan Şiirsel Deneyime
0
SHARES
5
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Oyuncaklarım nereye gitti

sicimleri yağmurdan bozulmuş olanlar?

Yaşıyorlar mı

denizin dibindeki gemi enkazları gibi?

Gökyüzünün eteklerinde

bir mercekten görünen yıldızlar gibi

yeşil yengeçler gibi nehrin dibindeki

ateşin dibindeki

dehşetin külleri gibi?

Ya da benim derinliklerimdeki

fantaziler* gibi?”

—Victor Rodriguez Nunez

 

Yaratıcı Yazarlar ve Gündüz Düşleri adlı eserinde, Freud fanteziye (düşlem) dair oldukça önemli bir kavramsal yorumda bulunur: “Oyunun karşıtı ciddi olan değil, gerçek olandır”. Bunu belirterek Freud, oyun ile yetişkin yaşamındaki yaratıcılık arasında bir bağ kurarak ona bir ciddiyet ve derinlik payesi biçer. Oynadığı oyunu fazlasıyla ciddiye alan bir çocuk gibi; yetişkinler de fantezide zihinsel sağlığını korumanın bir yolunu bulur. Freud şöyle der: “Oyun oynayan her çocuğun; bu şekilde kendi dünyasını yarattığını veya dünyadaki şeyleri yeni bir şekilde, kendisini memnun edecek biçimde yeniden düzenlediğini düşünürsek, yaratıcı bir yazar gibi davrandığını söyleyemez miyiz?” (Freud, 1907). Freud bu makalede fanteziden bahsederken, insan ruhunun (psikenin) bilinçli gündüz düşlerini mümkün kılan yapısından ve bu düşlerin hayal gücü (imgelem) patikalarını takip ederek önce oyun sonrasındaysa edebi yaratım biçiminde ortaya çıkma olanağından bahsetmektedir. Almanca sözcük phantasieren -tartıştığımız eserde geçmekte olan- geniş anlamıyla, imgesel aktivite ile bağı olan her şeyi tanımlamak için kullanılabilir. Bu eserde Freud, sıklıkla, tam da gündüz düşleri olarak çevirdiğimiz Tagtraum kelimesini kullanır. Fakat Düşlerin Yorumu adlı eserde -sözü edilen makaleden önce yazılan bir kitabında-, psikanalizin yaratıcısı diğer fantezilerden, rüya imgelerinde gizli biçimde kendilerini gösteren bilinçdışı fantezilerden söz eder (Freud, 1900). Fantezi, unutulan çocukluk hatıralarıyla birlikte; bastırılanın geri dönüşü, görmediğimiz bir şeyin işareti, yokluğun varlığı, sanatsal veya edebi bir metafor olur (Şair Victor Rodriguez Nunez’in diliyle söylersek, “denizin dibindeki gemi enkazları gibi”).

 

Melanie Klein’dan söz etmek gerekirse, onun da bilinçdışı fantezilere önemli bir konum bahşettiğini ve fantezileri ilkel içgüdülerin ruhsal temsilcileri olarak açıkladığını görürüz (Klein, 1928). Kleincılar; bilinçli (incelikle işlenmiş) fanteziyi tanımlamak için fantasy sözcüğünü kullanırken; çiğ, arkaik, ve sıklıkla ürkütücü imgelerden oluşan bilinçdışı fanteziyi bir harf yardımıyla phantasy şeklinde kavramsallaştırarak bilinçli düzeyden ayırır (“ateşin dibindeki dehşetin külleri gibi”).

 

Winnicott’un fanteziye bakışı, sadece görsel niteliklere dayalı değildir; işitsel, dokunsal, kokusal, tatsal ve birleşik duyusal içerikleri de hesaba katmasıyla çevresel etmenlere fazlasıyla odaklıdır. O fanteziyi bir “geçişken alan” olarak tasarlar:

 

“Bu alan; hem içsel gerçekliğin hem dışsal yaşamın katkıda bulunduğu, insan hayatının göz ardı edemediğimiz üçüncü kısmını oluşturan, bir ‘ara deneyimleme sahası’dır. İçsel ve dışsal gerçekliği birbirinden ayrı fakat birbiriyle ilişkili tutmak gibi sürekli bir görevle meşgul olan bireyin dinlenme yeri olması gerektiği iddiası dışında ondan yana bir argüman öne sürülmediği düşünülürse, bu alanın pek sorgulanmadığı söylenebilir. […] Ben bu yüzden yanılsamanın tözünü araştırıyorum […].” (Winnicott, 1971)

 

Bu bakış açısına göre fantezi, dürtü ceylanlarının koşması ve hayal gücü flamingolarının özgürce uçması için yeterli alanı sağlayan bir çeşit çevresel kaynak olur. Fanteziler ve onlarla birlikte oyun ve sanat; Winnicott’un görüşünde, başıboş dolaşan zihin için birer barınak ve yaşanabilir birer dünya niteliği kazanır. Bu şekilde deneyimlenen fantezi, şiirsel deneyimin veya bütünlük ve çeşitliliğin samimi karşılaşmasının cisimleşmiş halidir.

 

Şimdi phantasm sözcüğüne bir göz atalım. Fransızcadaki fantasme sözcüğünün İspanyolcaya tercüme edilişi phantasy sözcüğünü phantasm biçiminde değiştirmiştir. Fransız psikanalitik yazarların kitaplarının İspanyolca çevirilerinin çoğunda, ister beğenilsin ister beğenilmesin, bu sözcüğün uğursuz veya en azından gizemli bir çağrışımı olur. İspanyolcada fantazi (phantasm), görünümü şaşırtıcı ve ürkütücü olan bedensiz varlık anlamına gelir. Her yaşamın anlık deneyimi içerisinde kendini gösteren ve hem bilinçli söylemi hem de kaderi değiştiren kuşaklar arası olarak aktarılan tavırlar düşünüldüğünde, Abraham ve Torok tarafından betimlenen fantazilerin de benzer niteliklere sahip olduğu görülür (“yeşil yengeçler gibi nehrin dibindeki”).

 

Fantazi edebi bir kavramdır. Lacanyen teoride, “temel fantazi” kavramı bir tavrı nitelemekten ziyade, öznenin ötekinin arzusu tarafından belirlenen bir konumda yer aldığı edebi senaryodan bir sahneyi tanımlar. O, cep kitabı gibi taşıdığımız bilinçdışı bir taslaktır ve bizi kötü şanstan koruyan bir muskayı taşımaktan nasıl hoşlanırsak ondan da öyle keyif alırız (Şair, “ya da benim derinliklerimdeki fantaziler gibi?” diye sorar).

 

Dil üzerine bu derin düşüncelerin ve bunların sağladığı hazzın ötesinde, her psikanalistin asıl ilgilendiği soru bu fikirleri nasıl pratiğe dökeceğimiz ve hastalarımızın ruhuna nasıl uygulayacağımızdır. Bunu sorarken, şair Octavio Paz’ın The Bow and the Lyre adlı kitabının giriş bölümünde formüle ettiği şu soruyu tekrarlarız: “Yaşamdan şiir elde etmektense yaşamı şiire dönüştürmek daha iyi olmaz mıydı?” (Paz, O., 1956). Freud’un yaklaşımındaki gündüz düşleri olarak fantezi kavramı insanlara kendileri için yaratılmış ve arzularını tatmin edebilmeleri için tasarlanmış başka bir dünyaya erişim bileti sunar, bu yolculuğu bilincin yönetmesi koşuluyla tabii (Freud bu işleve daha sonra egoyu atayacak). Bu bakış açısına göre; söz konusu ister çocuksu bir alternatif dünya inşası, ister estetik kaygıdan uzak gündüz düşleri veya zarif edebi betimlemeler olsun, fantezi insana iç dünyasını genişletme ve onu dönüştürme olanağı verir. Fakat bu olanak, film izlemeye giden birinin filmden sonra gerçekliğin zorlu dünyasına dönüş yaparken deneyimlediği gibi, hem yetersiz hem de geçici bir biçimde kendini gösterir. Bu noktada, edebi terminolojiyle söylersek, çizgisel bir anlatıdan bahsettiğimizi söyleyebiliriz.

 

Freud’un bilinçdışı fantezi kavramsallaştırmasında -ki sonradan Klein tarafından hatırı sayılır ölçüde ve esaslı bir biçimde geliştirilmiştir- insan ruhunun derinliklerini anlamak için elverişli yeni patikalar ortaya çıkar. Psikanalitik çalışma kelimenin tam anlamıyla sürrealist ve çılgın bir hal alır ve bu süreçteki anlatı kendisini temsilin gizemli kaynaklarıyla besler; sadece ikinci aşamada, ikincil düşünce süreçlerine aktarılır. İnsan ruhu hakkında bu tarz bir düşünme biçimi, aktarım gibi oldukça önemli kavramlarla birlikte, konuşma terapisini mümkün kılan şeydir. Anlatı ve şiir içe içe geçer, kaynaşır ve birleşir. Winnicott’un bir kavramsal önermesi olan geçişken alan ise -sonradan Bion’un rêverie (dalıp gitme) fikriyle geliştirilen bir kavramdır- analiste verimli ve derin bir dönüşüm için araçlar sunar. Bu sayede şiirsel deneyime tamamen giriş yaparız.

 

Lacan, ödipal lanetten kurtulmak için imgesel alanı ardımızda bırakıp simgesel alana girdiğimizi öne sürerken, aynı zamanda edebi bir deyişle, anlatıyı ardımızda bırakıp şiirsel deneyim alanına girdiğimizi de ileri sürer. Lacanyen “temel fantazi” kavramı kolektif şiir denen evrensel mite giriş yapmamızı sağlar. Öte yandan Lacan için söz konusu olan; kişinin içselleştirdiği ve bilinçdışında bile öznelleşmiş, kişiye bir konum ve keyif bahşeden bir kolektif şiirdir. Bu bakış açısına göre, Lacan’ın “fantazinin ötesine geçme” daveti öznenin çoçuksu mite boyun eğmekten kurtuluşu anlamı taşır. Oscar A. Paulucci’nin analizde hasta konumundaki kişiden bahsederken söylediği gibi: “Fantazideki öznel konumun değişmesi, zevki belirli ölçüde sınırlayarak gerçekliğin farklı şekillerde ortaya çıkmasına imkan tanıması bakımından hastanın farklı tatmin biçimlerini deneyimlemesini sağlayabilecek temel koşuldur” (Paulucci, 2005). Bu noktada, Lacan’ın dilbilimsel özneden nasıl faydalandığının altını çizmek oldukça önemlidir. Bu özne, eylemi gerçekleştiren ve psikanalistle karşılaşması sayesinde hastanın kendisiyle özdeşleştireceği ilk kişidir. Psikanalizin tarihinde; anlatıdan şiirsel deneyime ilerleyen patika, ister yaşamsal bir şiir ister yeni bir mit biçiminde olsun, her an bu karşılaşmayı arar ve ona ulaşmayı sağlayabilecek kaynakları besler. Öznenin kendi hayatıyla karşılaşması, hepimizin hasretini çektiği o gelip geçici özgürlük, bu tarz bir arayışın parçasıdır.

 

* Şiirin İspanyolca orijinalinde “hayalet, gerçekdışı imge” anlamına gelen fantasma kelimesi, Annie Muir tarafından İngilizceye phantasm olarak çevrilmiştir.

 

Kaynakça

Freud, S. (1907), Creative Writers and Day-Dreaming in Complete Works, volume II. Editorial Biblioteca Nueva, Madrid, Spain, 1973.

Freud, S. (1900), The Interpretation of Dreams in Complete Works, Volume II. Editorial Biblioteca Nueva, Madrid, Spain, 1973.

Klein, M. (1928), Early Stages of the Oedipus Conflict in Complete Works. Volume I. Editorial Paidós, España, 1990.

Lacan, J., The Subversion of the Subject and the Dialectic of Desire, in Écrits I. Buenos Aires, Siglo XXI, 1985.

Paulucci, O. (2005), From Phantasy in Freud to Phantasma in Lacan in Rev. De Psicoanálisis, LXII; 4, pp 869-876, Buenos Aires, Argentina.

Paz, O. (1956), The Bow and the Lyre, Fondo de Cultura Económica, Colombia 1998.

Rodríguez Núnez, V., (1982). Poem: Where? in With a Strange Scent of World in Revista “Alforja”, México, 1998.

Winnicott, D. (1971). Playing and Reality. Editorial Gedisa, Barcelona, España, 1999.

Yazar: Carmen Villoro Ruíz
Çeviren: Berke Taş

 

Tags: fantaziKültürKültür.Toplum ve yasamSiir
Previous Post

YEDİ SEKİZ HASAN PAŞA’NIN SOPASI

Next Post

Covid-19 sonrası dünya ekonomisi – Daron Acemoğlu

Sonhaber

Sonhaber

Yazarın Diğer Yazıları

Arkadaşlık Günleriydi
Kitap Önerileri

Arkadaşlık Günleriydi

13/03/2026
Limanı olanın aşkı olmaz!
Kitap Önerileri

Limanı olanın aşkı olmaz!

14/01/2026
Artık Evde Kimse Yaşamıyor
Manşet Haberler

Artık Evde Kimse Yaşamıyor

08/12/2025
Luis de Góngora ve Dilin Sonsuz Labirenti
Edebiyat

Luis de Góngora ve Dilin Sonsuz Labirenti

09/10/2025
Sanatın Yeri ve Önemi
Manşet Haberler

Sanatın Yeri ve Önemi

24/06/2025
Kirpiklerimiz Ufuk Çizgisi
Kitap Önerileri

Kirpiklerimiz Ufuk Çizgisi

25/03/2025
Next Post
Covid-19 sonrası dünya ekonomisi – Daron Acemoğlu

Covid-19 sonrası dünya ekonomisi – Daron Acemoğlu

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

by Mendine Dinçer
21/04/2026
0

1968 kuşağı, yalnızca siyasal hareketlerin yükseldiği bir dönem değil, aynı zamanda gündelik yaşamın ideolojik bir çerçevede yeniden kurulduğu tarihsel bir...

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

by Ahmet Hulusi Kırım
21/04/2026
0

1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en...

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

by Ümit Özdemir
21/04/2026
0

Adını Mümtaz Soysal’ın bir makalesinden alan Bulutsuzluk Özlemi’nin müzikal serüveni, yönetmen Caner Kaya imzalı Yaşamaya Mecbursun: Bir Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli adlı...

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

by Sonhaber
21/04/2026
0

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Erzurum Cumhuriyet...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik