Cuma, Nisan 17, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

SAVAŞIN BİRİNCİ RAUNDU VE ARA TOPLAM

Salih Zeki Tombak by Salih Zeki Tombak
17/04/2026
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3
0
SHARES
256
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Siyasi kişiliklerin, kendilerine özgü dilleri, üslupları, kadroları, insan ilişkileri ve iş yapma biçimleri olur. Ama bir devletin, çok uzun süredir, dünyanın en büyük ekonomik, askeri, teknolojik, siyasi gücü konumunda bir devletin, yetkisi ne olursa olsun, uluslararası ilişkilerini, dünya çapındaki hegemonya mücadelelerine yönelik stratejik bakışını, hafızasını, kurumsal yapısını, tarzını kökten değiştiren, geçmiş devlet birikimini sıfırlayan bir kişisel ağırlığa kimse sahip olamaz.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısı ağır şekilde tökezleyince, ABD Başkanı Trump’ın akli melekelerinden, Epstein dosyası nedeniyle İsrail ve Mossad şantajına maruz olduğuna kadar her şey sorgulanarak bu harekatın akıllı iş olmadığı ve ABD’nin bir an önce, halka anlatacağı bir başarı hikayesi uydurup savaşı bitirme çabasına girdiği anlatılıyor. Eski başkanların dirayetli çıkıp İsrail’in “İran’a saldıralım” önerilerini reddettiğini ama Trump’un İsrail’e hayır diyemediğini söyleyerek karşılaştırma yapanlar da var.

Emperyalist ABD’nin Aklı

İkinci Dünya Savaşı biterken, Almanya’nın Başkenti Berlin gibi, Japonya’nın başkenti Tokyo da, savaş tarihinin gördüğü en ağır hava bombardımanına maruz kaldı. Patlamaların yoğunluğundan binaların inşaatında kullanılmış demirler eridi. Japonya’nın savaşacak gücü zaten kalmamıştı, teslim olmaya hazırlanıyordu. ABD, Japonlara değil; başta SSCB olmak üzere bütün dünyaya gözdağı vermek üzere iki Japon şehrine, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası attı. Trump da, İran’ı “taş devrine” döndürmeyi, yani nükleer silah kullanmayı vaad etti Nisan ayı başında. Akıl aynı akıldır.

3 Ocak 2026’da, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu sarayından bir operasyonla kaldırıp götüren bir devletten söz ediyoruz.

Küba’ya, Nikaragua’ya, Granada’ya, Panama’ya askeri operasyonlar düzenlemiş, bazılarında başarılı, bazılarında rezil olmuş; Kore savaşında, komünizme karşı mücadele ediyorum diye iki buçuk milyon Koreli’nin ölümüne yol açmış; Vietnam’da 60 bini ABD askeri olmak üzere iki milyon can kaybı ve kimyasal silah kullanımı, toplu katliam, sistematik işkence gibi savaş suçları işleyip, suç mahallinden kaçarak ayrılmış; Afganistan’ı, ortaklarına bile haber vermeden, silah, araç ve donanımlarını bırakıp, kaçarak terk etmiş bir büyük devlettir ABD.

Müttefiki konumundaki ülkelerde, Yunanistan’da, Şili’de, Arjantin’de ve Türkiye’de, “komünizmle mücadele” gerekçesiyle, kendi kontrolündeki, Alpaslan Türkeş’ten Abdullah Çatlı’ya, yerli işbirlikçi ve “devşirmeler”den oluşan gladio örgütleriyle alt yapısını hazırladığı askeri darbeleri, “bizim oğlanlar” dedikleri NATO generallerine yaptırmış, bu ülkelerde milyonlarca insanın işkenceden geçirilmesini, binlercesinin idam veya infaz edilmesini gerçekleştirmiş bir devletten söz ediyoruz.

El Kaide, Taliban, İŞİD adlı cihatçı terör örgütlerini Suudi Arabistan devleti ve Usame bin Ladin gibi isimlerin katkısıyla oluşturan, örgütleyen ve sahaya salanların içinde zekası sınırlı Oğul Bush ve aklı başında görünen Obama ve Clinton gibi ABD başkanları vardı. Şu anda Suriye’nin başına Türkiye devletinin de katkısıyla bela edilen HTŞ’yi, bugünler için eğiten, donatan ve himaye edilmesini sağlayanlardan biri, bir önceki Başkan Biden idi.
Kısacası Trump da ötekiler gibi, ABD’nin genetik kodlarına uygun her türlü kötülüğe karar verebilecek bir Başkandır. İlk oyun planı İran’da tutmadı, o kadar.

İran’a ABD ve İsrail’in 28 Şubat Saldırısı Akıldışı mıdır?

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşta, harekat tarzını seçerken yaptığı durum değerlendirmesi muhtemelen şu unsurları içeriyordu:
Bölgede Centcom, “Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı” görevli. ABD’nin, Ortadoğu’daki askeri yapısına “Merkez Kuvvetler” adını vermiş olması tesadüf değil. Jeostratejik mücadelelerin merkezi Ortadoğu’dur. Centcom bünyesinde Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, BAE, Irak’ta 1990’lardan başlayarak uzun yıllar boyunca kurulmuş askeri üsler ve radar üsleri var. ABD 5. Filosu’nun Ana Karargahı, Bahreyn’in başkenti Manama’dadır, Basra Körfezinin içinde. Bu filoda bir uçak gemisi ve çok sayıda savaş gemisi, 100’den fazla savaş uçağı vb var. Yerleşik üslerde 25-30 binin üzerinde seçkin personelden oluşan kara birliği ve hava gücü var.

Türkiye’de, Kürecik radar üssü ve Ortadoğu’nun en büyük askeri üssü İncirlik var. Türkiye’deki diğer NATO/ABD üslerini saymaya gerek yok. Kıbrıs’ın güneyinde İngiltere’nin Agratur ve Dikelya üsleri var. Ağır bombardıman uçakları, nakliye uçakları, tanker uçaklar, Awacs’lar Avrupa’daki NATO üslerini kullanabiliyor.

Bölgeye birisi, “süper uçak gemisi” diye nitelenen Gerald R. Ford olmak üzere, üç uçak gemisini ve onların savaş grubunu getirmiş. Gemilerin üzerinde 200’den fazla avcı uçağı, çok sayıda helikopter var.

İngiltere’nin Mauritus’dan BM kararlarına rağmen gasp ettiği, AKP iktidarının da Bosna Hersek, Kosova, Filistin gibi “dost ve kardeş” ülkelere yaptığı gümrük vergisi indirimlerini uyguladığı, Birleşik Krallık-ABD’nin ortak askeri üssü Diego Garcia güneyde 4 bin km mesafede. Gemilerin ikmal, onarım vb için, Hürmüz Boğazı girişinden gidiş dönüşü bir hafta. Silah, mühimmat stokları, deniz piyadesi, tersane, bakım onarım hizmeti her şey var.

Ana üssü Pearl Harbour’da bulunan Pasifik donanmasında uçak gemisi, dikine havalanabilen uçaklar için platform ve helikopter gemilerine ek olarak 200 savaş gemisi, 270 bin askeri personel var. İhtiyaç olursa takviye gelebilir.
Saldırganların devasa askeri kapasitesine ek olarak, operasyonel kapasitesinin düzeyi Lübnan’da, Suriye’de ve bizzat İran’da kanıtlanmış istihbarat örgütlenmesi var.

Buna karşılık 12 gün savaşında hırpalanmış; füze stoklarının önemli bölümünü tüketmiş, hava savunma sistemi neredeyse tamamen yok edilmiş, hava kuvvetleri çok zayıflamış, uzun yıllardır ambargo ve yaptırımlara maruz kalmış, bölgedeki müttefikleri, Lübnan Hizbullah’ı, Yemen’de Husiler, Haşdi Şabi’nin Suriye unsurları gibi güçler İsrail tarafından hırpalanmış veya Suriye gibi el değiştirmiş, kendisinin yanında hiçbir devletin savaşa girmeyeceği, oldukça yalnızlaşmış bir İran var.

Ek olarak İran rejiminin son derece eli kanlı bir rejim olduğu; muhaliflerine işkence eden, tecavüz ettiren, takır takır idam eden, motosikletli Besiçlerle gösteri yapan muhaliflere ateş açtıran, cezaevlerindeki iki siyasi tutuklu/hükümlüden birinin Kürt olduğu; savaş esnasında bile Kürdistan bölgesine füze atan rejim; kendi siyasal, dini, askeri ve finansal örgütlenmesi dışında hiçbir örgütlenmeye izin vermediği iddia ediliyor. Şii olmayan yurttaşlarını devlet içinde kritik göreve getirmiyor. Devrimcisinden liberaline, bütün muhalif örgütleri 1980’den bu yana liderliklerini idam ederek; yurt dışına kaçanları suikastlerle veya kaçırıp ülkeye getirerek yok etti. Ekonomisi darda vb vb.

Rejime karşı yaygın bir halk muhalefeti olmakla beraber, son yıllarda giderek sıklaşan ayaklanmalar birbirinin aynı motivasyonlara dayanmıyor, çakışan yanları olmakla beraber birbirinin devamı değil. Önderlikleri yok, tanınmış, kabul görmüş, öne çıkmış isimler yok. Bu yüzden kolayca eziliyor ve her defasında çok sayıda yeni infazlara maruz kalıyor. Dolayısıyla savaşın başlamasının ardından yeni bir ayaklanma başlayabilir. Bu ayaklanmalara, hiç değilse başlangıçta etrafında birleşebilecekleri devrik Şah Rıza Pehlevi’nin oğlunu lider adayı olarak öne çıkaralım.
Keza başta Kürdistan olmak üzere, ayrılıkçı değilse de ademi merkeziyetçi, etnik hareketlenmeler başlar. Bu çeşit hareketlenmeleri teşvik edelim.

Siyasal/askeri hedef neydi?

Trump yönetimi, İran’a yapılacak saldırıdan, rejim değişikliği değil; rejimin yönünün değişmesini hedefliyordu. Rejim yerinde kalmış, kalmamış, kendi halkına hangi zulümleri yapmış, bununla ilgili değildi. Rejimin içinden farklı bir kadro yönetime gelsin ve ABD ile uyumlu olsun. İran’ın dünyanın üçüncü en büyük petrol ve dünyanın en büyük ikinci doğal gaz rezervlerini Amerikan şirketleri işletsin, petrolün kime satılmayacağına ABD karar versin, petrol dolar ile alınıp satılsın, para hareketleri Amerikan bankacılık sistemi üzerinden gerçekleşsin. Ve tabii 95 milyon nüfuslu İran pazarı batılı şirketlere açılsın, batılı piyasalara eklemlensin. Yani maksat İran’ı yerle bir etmek değil; mümkünse en az hırpalanmayla ve her şeyiyle ABD’nin kontrolüne girmesini sağlamak.

Örneği Venezuela. Maduro ve eşi alınıp götürüldü; hiçbir çatışma ve ek maliyet çıkmadan hedefe ulaşıldı. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine ve yer altı kaynaklarına ABD çöktü.

İsrail ise İran’ın batılı şirketlere açık bir pazar haline gelmesiyle, doğal gaz ve petrolün Amerikan-İngiliz şirketleri tarafından işletilmesiyle ilgili değildi. İsrail, İran’ın bölgedeki müttefikleri bu kadar ezilmiş ve İran’ın hava kuvvetleri bu kadar etkisizleştirilmişken, İran rejiminin çökertilmesini, İran devletinin parçalanmasını; mümkünse bugünkü “Suriye” haline getirilmesini hedefliyordu. Çünkü İran bu kadar vurulmuş, zayıflatılmışken “iş” yarım bırakılırsa; kendisini 10 sene 15 sene sonra yeniden toparlar ve İsrail için ve aynı zamanda bölge hakimiyeti için bir tehdit haline gelebilir.

İki saldırganın siyasii/askeri hedefleri arasında önemli bir fark olmakla birlikte, savaşın başlangıç adımında anlaşmışlardı.

Saldırı Harekatı

Uzun süredir, bir yandan İran ile müzakere edilirken, diğer yandan da dünyanın ve İran’ın gözlerinin önünde üç uçak gemisinin merkezinde olduğu savaş grupları bölgeye doğru yola çıkmış, gün gün ilerleyişleri izleniyordu. Körfez ülkelerindeki askeri üslerine nakliye uçakları yükünü boşaltıp havalanıyor; F15’ler, F22’ler, F 35’ler, F16’lar, Awacs’lar, B2’ler bölgeye veya yakınlara yerleşiyordu. Nihayet planlanan harekata başlamak için yeterli yığınağın yapılmış olduğu bir esnada, 28 Şubat sabahı, bir istihbarat fırsatı değerlendirildi ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de içinde olduğu, rejimin en üst siyasi-askeri elitinin bir arada bulunduğu bir topluluk yok edildi.
Beklenti, bu operasyonun rejimde bir psikolojik çöküntü yaratacağı, daha birkaç ay önce yatışmış ayaklanmanın cesaretlenerek yeniden sokaklara ineceği ve rejim güçlerine saldıracağı; bu esnada İran içine sızdırılmış özel kuvvetler birimlerinin; Şah yanlısı silahlı grupların ve rejimin sürekli baskıladığı Kürt grupların silahlı bir kalkışma başlatacağı, ABD ve İsrail’in bu ayaklanmacılara hava desteği sağlayacağı; ve hava hakimiyetiyle İran rejiminin bütün askeri ve siyasi hedeflerinin, komuta kontrol merkezlerinin, füze rampalarının, askeri sanayi tesislerinin vb. yok edileceği yönündeydi.

İran hava savunma sisteminin olmadığı veya çok zayıf olduğu beklentisi ilk günden yanlış çıktı. İran hava sahasına savaş uçakları çok sınırlı saldırı yapabildiler. 12 Gün Savaşı’ndan sonra, Rusya’dan ve ÇHC’den hava savunma sistemleri satın alınmış ve bu sessizce yapılmış görünüyor.

İran’ın balistik ve süpersonik füzelerinin çok etkili ve hedefleme sistemlerinin beklenenden çok gelişkin olduğu görüldü. Savaş gemilerine karşı isabetli ve etkili füze saldırıları gerçekleştiği görülünce uçak gemileri ve refakatçi gemiler İran’ın çok uzağına çekildiler. USA Gerald R. Ford uçak gemisi “çamaşırhanesinde çıkan yangın nedeniyle” denilerek bölgeden ayrıldı ve Girit’teki deniz üssüne çekildi.

İran savaşın ilk anında yaşanan istihbarat operasyonu sonucunda dağılmadı. Önceden planlanan görevlendirmeler ve savunma planları gecikmeden devreye sokuldu. Bu çerçevede öncelikle topraklarındaki üsleri saldırı için kullandırtan Arap ülkelerindeki radarlar, askeri üsler, istihbarat merkezleri, ABD 5. Filosunun limanı ve sonra Amerikan/İsrail şirketlerinin binaları; petrol rafinerileri, depoları, deniz suyu arıtma tesisleri ve boru hatları vuruldu. Radarların devreden çıkmasıyla düşman köreltildi. İsrail şehirleri ve petrol tesisleri etkili şekilde balistik ve süpersonik füzelerle vuruldu. ABD donanması İran kıyılarından yüzlerce mil öteye itildi. Bu arada bazı savaş gemileri ve bir uçak gemisi isabet aldı.

Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin İran’a istihbarat, teknolojik bilgi, yüksek teknolojili üretim için parça, hava savunma sistemleri ve son olarak, kara harekatı olursa kullanılmak üzere omuzdan atılan NATO’nun Stinger füzelerinin Rus versiyonu Strela 2, Strela 3 ve Çin versiyonu HN-5 Hongying gönderildiği haberlerini okuduk.

Özet olarak sürpriz, şok edici bir başlangıç ve ezici bir hava saldırısı ile birleştirilmiş özel kuvvetlerin nokta operasyonları ve halk ayaklanmasına gömülmüş yarı askeri güçlerin eylemleri gibi unsurlara dayanan plan çalışmadı. İran Kürdistan’ında 5 önemli örgüt PJAK, Komala, İKDP, PAK ve Sazman-ı Xebat (İslamcı milliyetçi) ittifak kurdular. Askeri güçleri de olduğu halde, soğukkanlılıklarını korudular. Bölgede 1946’da Mahabat Kürd Cumhuriyeti’ni kurmuş, siyasi mücadelesi köklü, deneyimi çok ve ödediği bedeller ağır bir halkın siyasi örgütlerinin, ABD ve İsrail’in ihtiyaçları için değil, kendi ulusal çıkarlarını merkeze alarak hareket etmesi beklenir. Şu ana kadar da öyle davrandılar.

İran halkının rejime sadık bir nüfusun dışında kalanları; şu veya bu nedenle muhalif olanları kastederek söylüyorum; Gazze’den, Batı Şeria’dan, Lübnan’dan ve Suriye’den ve savaşın ilk günü, iki defa bombalanan 168 kız çocuğunun ölümünden göreceğini görmüştü. Rejim zalimdi ama İsrail ve ABD’nin zalimliği, kıyıcılığı, kan dökücülüğü de benzersizdi. Trump’un dediği gibi, kendi zaliminden nefret edip, ABD-İsrail zulmüne davetiye çıkaran, “lütfen bizi bombalayın” diyen kayda değer bir toplum kesimi olmadı.

Bununla birlikte rejim savaş içindeyken başkaldıran muhaliflere karşı göstermelik de olsa hukukla, yargıyla oyalanmayacağını gösterdi. Cezaevlerindeki siyasi muhaliflerden kitlesel infaz haberleri geldi. Rejim iyice zayıflamadan, halkın kitlesel katılım göstereceği bir başkaldırı ihtimali zayıf.

Her savaşın propaganda ve psikolojik savaş boyutu olur. İran savaşında, her yönden müthiş bir yalan haber, gerçekdışı bilgi bombardımanı var. Buna karşılık İran sahasından haber almak, bilgiyi teyid etmek olağanüstü zor. Gerçekten bir iç çatışma, ayaklanma vb olsa bile buna dair inandırıcı bilgiye ulaşmak neredeyse imkansız. Yoksa her gün iç direnişin güçlendiğine dair haberler ve çatışma görüntüleri alıyoruz.

Çok önemli bir unsur da, bu savaşın, tıpkı Gazze soykırımı gibi Dünya halklarının vicdanına çarpmasıdır. Başta ABD olmak üzere milyonlarca insan sokaklara, meydanlara çıkarak kendi hükümetlerinin savaş politikalarını protesto etti. Bazı NATO üyesi ülkeler ABD’nin ülkelerindeki tesisleri kullanmasına izin vermedi. Son olarak Papa, savaş politikalarına açıktan karşı çıktı ve Trump’a “sizden korkmuyorum” cevabını verdi.

Hürmüz’ün Kapatılması Sorunu

İran’ın en stratejik hamlesi ise uluslararası boğaz statüsünde, transit geçiş serbestisi olan Hürmüz boğazını Nisan 2026’da kısmen kapatarak, tam da Ortadoğu’da askeri-siyasi hegemonya mücadelesinin temeli olan sorunu doğru kavradığını ortaya koydu. 1. Boğazı dolarla petrol alışverişine kapattı. Bitcoin veya yuan ile, varil başına 1 dolar karşılığı ödeme yapan tankerlere boğaz açıktı. Hatta daha sonra AB ülkelerine euro ile ödeme yapabilirsiniz önerisi getirdi.

Trump ise Hürmüz Boğazını dışarıdan ablukaya alarak, İran limanlarından yük alan, yük boşaltan ve bunun için İran’a boğazdan geçiş ödemesi yapan gemilere el koyacağını ilan etti. Çin’e “Size ihtiyacınız olan petrolü Venezuela’dan biz verelim” teklifini yaptı.

ÇHC, ablukayla ilgili ticaret bakanlığından değil, Savunma Bakanlığı’ndan bir açıklama yayınladı: “ÇHC’nin İran ile ticari anlaşmaları var. Biz bu anlaşmalara uygun davranmaya devam edeceğiz. Dışarıdan ilişkilerimize müdahale edilmesine izin vermeyiz.”

Ablukanın ilk gününde, bir ÇHC gemisinin Hürmüz’den çıkıp, ABD savaş gemilerinin arasından geçerek yoluna devam ettiği haberini gördük.

Hürmüz’e ek olarak Yemen saldırıları nedeniyle Bab-ül Mendep (Kızıldeniz’in güneyden girişi) boğazı da çok riskli olduğu için Kızıldeniz’den tanker, kuru yük ve konteyner gemilerinin geçişinde önemli bir düşüş söz konusu. Dolayısıyla Süveyş Kanalı gelirleri düştüğü için Mısır’ın ekonomik sorunları büyüyor. Bazı ABD savaş gemileri dahil, deniz ticareti Afrika’nın güneyinden, Ümit Burnu’nu dolaşarak Atlantik Okyanusuna çıkıyor veya Akdeniz’e Cebelitarık Boğazından giriş yapıyor.

Haliyle Hürmüz Boğazı’ndan geçişin yeni koşulları brent petrolün varilini 70 dolardan 130 dolara kadar yükseltti. Sigorta şirketleri, tanker, gemi ve yükleri sigorta etmiyor; yollar uzadığı için taşımacılık maliyetleri yükseliyor. Enerjiden kükürt, azot, sülfürik asit, tarımsal gübre ham maddesine pek çok kritik kalemin fiyatları hızla yükselirken, bazılarına piyasalardan ulaşmak mümkün olmaktan çıkıyor. Benzin ve motorin gibi günlük hayatta en çok kullanılan ürünlerin fiyatları hızla yükselirken bazı hükümetler fiyat artışı halka yansımasın diye bu ürünlerden aldığı vergilerden vazgeçti.

Şimdi savaşın yeni düğüm yeri, Hürmüz Boğazı’nın eski rejime dönüp dönmeyeceğidir.

Ancak bütün bu sorunlar ABD’yi dünya çapında, Trump yönetimini ABD’de yalnızlaştırdı. Trump hükümetinin Kasım 2026’da yapılacak ara seçimlerde büyük kayıp yaşayacağı kanaati yaygın.

Sonuçlar, İhtimaller

ABD ve İsrail’in savaşa başlarken hızla sonuç alacaklarını sandıkları plan çöktü.

Saldırganların savaş başlatmak için gösterdikleri değil; sahip oldukları gerçek sebepler ortadan kalkmadı. Dolayısıyla yeni bir planlama ve ona uygun yığınak tamamlandığında, savaştan ağır şekilde hasar gören, kayıplar yaşayan İran’ın toparlanmasına imkan bırakmadan yeniden saldıracaklardır. Ateşkes, müzakere vb. yeni bir planlama ve yığınak için zaman kazanmaya yönelik olabilir. Şimdiden 50 bin deniz piyadesinin bölgeye getirildiği konuşuluyor. Eğer yeni saldırı hamlesi yakın zamanda olmazsa veya müzakerelerden bir “anlaşma” ile çıkılırsa, bu konunun kapandığı değil; şimdilik kapandığı anlamına gelir.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’in sözüdür, “Gerilla yenilmemişse, zafer kazanmıştır.” İran rejimi, İsrail’e ve ABD’ye zafer kazanma imkanı vermeden bu savaştan çıkarsa, “Doğu’nun en batısındaki güç” olur, etki alanı genişler.

Suudi Arabistan’ın “Savaş böyle bitmesin, İran rejimi mutlaka yenilmelidir, bunun için savaş daha şiddetli bir düzeye taşınmalıdır” diye ABD’ye baskı yapması boşuna değil. Körfez Arapları başta olmak üzere, Tayvan’a kadar, pek çok müttefiki, ABD’nin kendileri için bir korunma güvencesi olmadığını gördü. Tayvan ana muhalefet partisi liderinin ani ÇHC ziyareti anlamlıdır. Savaş bugünkü dengesinde stabilize olursa, ABD’nin Ortadoğu’da yeniden eski gücüne sahip olması ve İsrail’in varlığını sürdürmesi zorlaşır. Kimse topraklarında askeri üs kursun diye ABD’ye izin vermez. Esasen Ürdün’ün ve Körfez monarşilerinin ayakta kalması zorlaşır. ABD’nin güçlü ve yakın desteği olmazsa, İsrail’in bırakalım saldırganlığını sürdürmesini, kendi varlığını koruması tehlikeye girer.
İran savaşı Rusya-Ukrayna savaşı gibi 5. Yılında değil. Henüz iki ayını doldurmadan ABD ve İsrail çok yönlü bir yıpranma sürecine girdiler; sonuçları giderek ağırlaşacak sorunlar yaşamaya başladılar. Rusya, Ukrayna savaşını, ekonomisini bütünüyle savaş ekonomisine dönüştürerek sürdürüyor. Bunun İran savaşı gerekçe gösterilerek ABD’de yapılması mümkün değil.

ABD ve Avrupalılar Rusya’yı Ukrayna’da tuzağa çekerek hem Suriye’den çekilmeye mecbur ettiler, hem de askeri ve ekonomik bakımdan büyük kaynaklarını harcamaya zorladılar. Aynı şey İran savaşıyla ABD ve İsrail’e oldu. Rusya Federasyonu ve ÇHC İran’a verdikleri büyük ölçüde örtülü destekle saldırgan ittifakı yordu. Savaş uzarsa bu destek daha sistematik ve açıktan bir nitelik kazanacaktır.

ABD’nin çok uzun zamandır hazırlandığı ÇHC’ye karşı Pasifik savaşının kazananı belli oldu. İran karşısında yaşanan başarısızlıktan sonra, savaşın sonucu ne olursa olsun; ÇHC, ABD’ye artık çok büyük gelecektir. İran savaşı Rusya’nın elini güçlendirdi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin önünü açtı.

Tags: Salih Zeki Tombak
Previous Post

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: SOSYAL ÇÜRÜMEDEN SOSYAL ÇÖZÜLMEYE TÜRKİYE

Salih Zeki Tombak

Salih Zeki Tombak

1955'te Balıkesir'de bir memur ailesinin 4. çocugu olarak dünyaya geldi. Büyük kardesleri Savaştepe ögretmen okulunu bitirip öğretmen oldular. 1969'da Kuleli Askeri Lisesi'ne katildi. 1975'te siyasi görüşleri nedeniyle Kara Harp Okulu'ndan atıldı. 1976'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesine girdi. Behice Boran'ın genel başkanı olduğu Türkiye İşci Partisi'ne katıldı. Partinin her kademesinde ve gençlik örgütünde 12 Eylül darbesinden sonra da devam eden sorumluluklar üstlendi. Darbenin hemen ertesinde Genç Partizan, Komünist ve Fabrika gibi yayınları çıkaranlar arasında yer aldı. 1987'de İktidar Yolu ve 1990'larda açık yayın olarak Fabrika'yı yayınladı. Özgür Gündem ve Özgür Politika'da yazdi. Ertuğrul Kürkçü yönetiminde yayınlanan Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi'nin metin yazarları arasında yer aldı. Her zaman işçi sınıfı içinde, özellikle Zonguldak'ta maden işçileri arasında çalıştı. 2005-2015 arasında Uluslararası SİİRİSTANBUL Şiir Festivali'ni yönetti. Yakın zamana kadar Halkların Demokratik Kongresi Yürütme Kurulu'nda görev aldı. HDK Emekliler ve Yaşlılar Meclisi ile Emek Meclisi'nde çalışmaya devam ediyor. AİHM yargıcı Rıza Türmen'in öncülüğünde kurulan Demokrasi İçin Birlik Koordinasyon Kurulu'nda çalışıyor. Çeşitli dergilerde yayınlanmış yazıları ve TV kanallarında katıldiği programların videolarını Yazportal'da topladı. Yayınlanmıs ikisi şiir, 4 kitabı var.

Yazarın Diğer Yazıları

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2
Manşet Haberler

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 2

12/04/2026
ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? VAR MI Kİ BUGÜNKÜ DÜNYADA EŞİ? (*)
Manşet Haberler

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? VAR MI Kİ BUGÜNKÜ DÜNYADA EŞİ? (*)

12/04/2026
ABD Erdoğan Rejimini; Rejim Türkiye Toplumunu Savaşa Katılmaya Hazırlıyor
Manşet Haberler

ABD Erdoğan Rejimini; Rejim Türkiye Toplumunu Savaşa Katılmaya Hazırlıyor

06/04/2026
ERTUĞRUL KÜRKÇÜ ÜZERİNE KONUŞACAKSAK…
Manşet Haberler

ERTUĞRUL KÜRKÇÜ ÜZERİNE KONUŞACAKSAK…

15/03/2026
Darbeye Karşı Birlik ve Dayanışmaya!  Hep Birlikte Alanlara!
Manşet Haberler

Darbeye Karşı Birlik ve Dayanışmaya! Hep Birlikte Alanlara!

19/03/2025
“NE YAPMALI?” PROGRAMI ÜZERİNE
Manşet Haberler

“NE YAPMALI?” PROGRAMI ÜZERİNE

13/03/2025

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

ŞU İRAN SAVAŞI NEDİR? Bölüm 3

by Salih Zeki Tombak
17/04/2026
0

Siyasi kişiliklerin, kendilerine özgü dilleri, üslupları, kadroları, insan ilişkileri ve iş yapma biçimleri olur. Ama bir devletin, çok uzun süredir,...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: SOSYAL ÇÜRÜMEDEN SOSYAL ÇÖZÜLMEYE TÜRKİYE

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: SOSYAL ÇÜRÜMEDEN SOSYAL ÇÖZÜLMEYE TÜRKİYE

by Ümit Özdemir
17/04/2026
0

Sefaleti azaltmadan, zenginliği arttıran bir toplumsal sistemin özünde çürümüş bir şey olmalı. Karl Marx Perde akademisyen Zeliha Burtek’in ünlü sokak...

Ortadoğu’da kritik 10 gün: İsrail-Lübnan ateşkesi yürürlükte

Ortadoğu’da kritik 10 gün: İsrail-Lübnan ateşkesi yürürlükte

by Sonhaber
17/04/2026
0

Donald Trump tarafından duyurulan İsrail ile Lübnan arasındaki 10 günlük geçici ateşkes yürürlüğe girdi. Bölgedeki çatışmaların ardından ilan edilen ateşkesin,...

20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

20 yaşındaki işçi elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti

by Sonhaber
17/04/2026
0

Uşak’ta bir işçi, tamir için gittiği evde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybetti. Edinilen bilgilere göre, bir firmada çalışan 20 yaşındaki...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik