Cumartesi, Nisan 25, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Sanat

Bir coşkudur kısafilm, aşkla üretilen…

Korkut Akın by Korkut Akın
10/01/2023
in Sanat
A A
0
Bir coşkudur kısafilm, aşkla üretilen…
0
SHARES
4
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Korkut Akın

Baharda dağların doruklarından inen berrak kar suları…

İlginç bir hafta… Sinemalarda iki film var kısafilm ile başlayan, daha doğrusu iki yönetmenin kısafilmle başlayan yolculuğu. “Fabelmanlar”da (https://sadibey.com/2022/12/29/sinema-otobiyografik-filmle-yasami-kusatiyor/) Steven Spielberg, “Sevda Mecburi İstikamet”te (https://sadibey.com/2022/12/28/guclu-hikaye-gucu-tukenmis-film/) Çağan Irmak kısafilmin anlam ve önemini yeterince vurguluyor. Bir de birkaç ay önce yayımlanmasına karşın ancak okuma olanağı bulabildiğim Metin Belgin’in kısafilmi de içeren anılarını topladığı: “Renkli Türkçe Sine’Masal” kitabı.

Hem filmlerden hem de kitaptan yola çıkıp yaşadıklarımı anlatayım dedim, ama 20 yılı aşkın bir süre önce yayımlanan “Kuzey Yıldızı, Edebiyat Dergisi”nin ilk sayısında yer alan yazım yıllar öncesinden gelen düş(ünce)lerimi aktarıyor, yeterli geldi.

Bir coşkudur kısafilm, aşkla üretilen…

Kısafilm, dağların doruklarından, baharla birlikte eriyen kar sularının çağıltılı, okyanusa ulaşma coşkusudur.
Kısafilmi böyle tanımlamak da aynı coşkunun yansıması olmalıdır, ki heyecan bir yaşam boyu sürsün. Gerçekte de öyledir, hayat sizi alır taşır kendi coşkusunun içine…

«Burjuvalar yüksek duvarlarla
Çevirmişler avlularını
Ama bir kiraz ağacı gördüm ki geçen gün
Dışarı uzatmıştı en çiçekli dalını»

Ataol Behramoğlu’nun bu dizeleri en iyi tanımıdır kısafilmin de kısafilmcinin de… Böylesine bir tanımın ardından tutup kısafilmi, kurmaca filmin (fiction) özeti olarak görmek yanlışına düşmemek gerekir. Bizde ağırlıklı olarak, özet film olarak tanımlanabilecek filmler izliyoruz kısafilm diye.
Uzun filmle kısafilmin arasındaki farkları saymak gerekir o zaman. Önce adından başlayalım: Sözlükler de içinde; kısafilm, iki sözcük olarak yazılır tüm kitaplarda; oysa kısafilm başlı başına bir türdür ve ‘kısa’lıkla hiçbir ilgisi yoktur. Zaten kısafilmi kısa yapan süresinden çok içinde barındırdığı coşku ve aşktır. Bağımsız oluşu, yapımcısının yalnızca kendi kararları doğrultusunda, kendince anlatması ve kuşkusuz kimseye kendini beğendirme gibi bir kaygısının olmamasıdır temelinde yatan. Çoğunlukla senaryosunu yazan kendi gücü ile doğru orantılı, olanakları ölçüsünde yapar, yönetir. Kimi zaman kendi çeker. Pek seyrek olarak profesyonel oyuncular rol alsalar da oyuncu kaprisi olmaz kısa filmde.
Ayzenştayn’ın «Potemkin Zırhlısı»nda aslan heykellerinin kükreyişi kurgusu, halkın katliama tepkisini anlatır. Çok bilinen bu örneği burada böyle anlatırken etkisini zayıflattığımı biliyorum. İşte kurgu bu! İlk dönem sinemacıların ses olanağını kullanamamaları onları simgesel anlatıma itmişti. Bu da bir başka kısafilm tanımı oldu…
Birden dalıp tecimsel değildir demek yerine edebiyat yapmaya sıvandım. Kurmaca, uzun film çeken yönetmeni sınırlayan birçok unsurun varlığına karşın kısafilm yapımcısının sınırları yoktur. Neyi, nasıl düşlemişse öyle çekmeye çalışır kısafilmci. Olanakların kısıtlı olması döndüremez onu yolundan. 80’li yıllarda yalnız ve sıkıntılı bir süreç geçirmek zorunda bırakılmıştım; elimden alınan özgürlüğümü kısafilm öyküleriyle giderdim. Daha sonra, arkadaşlarımın da önerisiyle uzun film senaryosuna dönüştürdüm. Koşullar izin vermeyince 90 dakika olarak tasarladığım senaryoyu 6 dakikaya kadar indirdim. Ülkenin üzerine inen 12 Eylül darbesini iki vagonun birbirine çarpmasıyla simgelemiştim. Gerçi onu da çekemedim; başka sorun.
«Işık artı zaman eşittir sinema» tanımı tüm yetersizliğini de içinde barındırarak kısafilm tanımıdır aynı zamanda. Bu tanım aslında sinema bir hayattır anlamındadır; her ne kadar yanlış anlaşılmış olsa da. Bir kısafilmci arkadaşımız, tek kare filmle katılmıştı bir yarışmaya. Hâlâ da tartışılır ortaya çıkanın film olup olmadığı. Ama, bilinmelidir ki, deneyselliği de barındırır içinde kısafilm.
Pelikül artı ışık artı kurgu tanımı daha bir doğru geliyor bana ya da yukarıda değindiğim gibi «dağların doruklarından denize ulaşmak için gürül gürül akan kar suları».

1983 yılında İFSAK Kısafilm Yarışması’nda Büyük Ödül kazanan «Voli» kısafilm tarihimizin dönüm noktasıdır. İFSAK’ta ilk –ve tek- büyük ödül kazanan Süper 8 mm filmdir Voli. Egeli bir balıkçının 24 saati anlatılır, umudu ve yangını içinde barındıran. Rıza Baloğlu, Ömer Sabuncuoğlu ve Korkut Akın’ın ortak üretimi olan film afişi, broşürü, gazete ve dergilerde yoğun tanıtımı ile en çok izlenen kısafilm onurunu da yaşamıştır.
Televizyonların özelleşmesi ve kanalların çoğalmasıyla birlikte kısafilm, umulandan daha kötü bir dönem geçiriyor. 8 mm filmlerin yerini video aldı; görece çekim maliyetleri düştü; festivaller yapılıyor; ama gelişimi durdu.
Arzulanan yere gel(e)memesinin temel nedeni sanıyorum gençlerin desteklenmemesi. Önce okumalarını engelledik ardından hayata yabancılaştırmak için elden ne gelirse yaptık. Bağlı olarak, bir de sponsor bulunamaması ve gösterim olanağının güçlüğü de eklenince; sıçrama tahtası niteliğini de yitirdi. Eskiden –Sinan Çetin’den Ümit Ünal’a, Yeşim Ustaoğlu’ndan İsmail Güneş’e– bu tahtayı iyi kullananlar da oldu. Kısafilm coşkusunu yitirmeyen arkadaşlarımız da var, Oktay Güzeloğlu başta. Bir soruşturmaya, “kısafilmi uzunfilme tercih ederim” yanıtını verdiysem de 6-7 filmden fazla çekemedim ben de.
Sinema bir sanayidir aynı zamanda. Bu nedenle diğer sanat dallarından ayrılır. Senaryo hazırlığı, oyuncu ve mekân seçimi, kamera ve ışık… yetmez! Film banyosunda, deyim yerindeyse, «Allah bile bilmez neler olduğunu», onun için üretimi sabır ister, ilgi ister, para ister; kuşkusuz önce aşk ister. İster el kamerasıyla ister ışığı ve set ekibiyle çekilsin her çalışma, içinde tecimsel kaygılar yoksa kısafilmdir ve bu ülkenin kültür zenginliğidir.

Kuzey Yıldızı, Edebiyat Dergisi, sayı 1, Şubat/Mart 2002

…o heyecanı içinde duyanlara… o aşkı yaşayanlara. Unutmayın, inancı olan kuş

Tags: #ifsak#Korkut Akın.#Sinema#sadibey#sanat.#Türkiye#voli
Previous Post

HERKES KENDİNE YAKIŞANI YAPAR

Next Post

ABD Kongre Araştırma Raporu; Erdoğan Gidici

Korkut Akın

Korkut Akın

Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür sanat programları çekti. Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde sinema dersleri verdi. Okumayı, izlemeyi ve gezmeyi sever. Ödülleri: İFSAK 5. Ulusal Kısa Film Yarışması Büyük Ödül (1983): Voli. REPAŞ 10. yıl Etkinlikleri Kısa Film Ödülü (1986): Gelincik. İzmir Karşıyaka Belediyesi “İnsan Hakları” Konulu Kısa Film Yarışması Mansiyon (1990): Hişt Hişt! O. M. Arıburnu Birincilik Ödülü (1991): Hayat Ne Tatlı. 42. Berlin Video-Fest. Büyük Ödül Adayı (1992): Hişt Hişt! Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın TV Programı Ödülü (1993): İstanbul Sayfaları. Her yıla bir kart hazırlıyor (40 yılı aştı), postayla göndermek yerine elden dağıtıyor, büyük keyifle… İletişim: korkutakin@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

BİR ŞİİRİN ÖMRÜ KAÇ YIL?
Manşet Haberler

BİR ŞİİRİN ÖMRÜ KAÇ YIL?

05/06/2023
Next Post
ABD Kongre Araştırma Raporu; Erdoğan Gidici

ABD Kongre Araştırma Raporu; Erdoğan Gidici

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

by Sonhaber
25/04/2026
0

Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken yeni gelişmeler yaşandı. Dosyayı yürüten Ebru Cansu, yürütülen incelemelerde yeni verilere ulaşıldığını açıkladı. Cansu, kayıp...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

by Ümit Özdemir
25/04/2026
0

Debelenme manşetini MÜSİAD’ın yayın organı Yeni Şafak attı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Ekonomik Programı Çöktü manşeti, MÜSİAD’ın durumdan...

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

by Sonhaber
25/04/2026
0

Adalet Bakanlığı, faili meçhul suç dosyalarının yeniden ele alınması amacıyla yeni bir adım attı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan...

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

by Sarya Özgür
25/04/2026
0

Bazen beden, insanın kendi evi olmaktan çıkar. Kapı gıcırdar, odalar yabancılaşır, içeride görünmeyen bir fırtına dolaşır. Ne tam adı vardır...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik