Salı, Nisan 21, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Bir Elma Hikâyesi

Ali Şahin by Ali Şahin
12/04/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
2
Bir Elma Hikâyesi
0
SHARES
1.2k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Başlangıçta bir sırdı. Kökleri Batı Asya’nın bereketli topraklarına, Bahreyn’in sıcak rüzgârlarına, Filistin’in zeytin kokulu bahçelerine, Kazakistan’ın engin bozkırlarına uzanan bir sır… Adına “elma” dediler. Binlerce yıl önce, insanın toprakla ilk buluştuğu anlarda bile vardı. Çiçekleri nisan yağmurlarında açan, güneşin altında olgunlaşan, ağustos sonundan kasımın sonuna kadar dallarından toplanan bir sabır timsali. Kimi ekşi, kimi tatlı, kimi kırmızı, kimi sarı, kimi yeşil… 20 bin çeşidiyle dünyaya yayıldı. Her iklime uyum sağladı, her kültürde yeniden doğdu.

Cennetin kapılarından sızan bir hikâyeye göre, bir elma dallarından koparıldığı gün, insanlık “merak”la tanıştı. Havva Ana, Adem’e uzattığında, belki de yasak olanın cazibesini değil, bilgeliğin tadını vaat etmişti. Belki de o yüzden elma, tüm kutsal metinlerde, masallarda, şiirlerde hep “dönüşüm”ün simgesi oldu. İyilikle kötülüğün, cesaretle korkunun, aşkla ihanetin arasında salınan bir meyve… Antik Yunan’da Paris’in üç tanrıçaya uzattığı altın elma, Troyalı Helena’nın kaçırılışının kıvılcımı oldu. İskandinav mitlerinde İdunn’un gençlik iksiriyle dolu altın elmaları, tanrıları ölümsüz kıldı. Kürdistan’da ise her Hasankeyf taşının gölgesinde, bir aşk türküsüne karışan elma çekirdekleri saklıydı.

Mezopotamya bölgesinde Kürt Alevi (Kızılbaş) topluluklarına ait ritüeller ve düğün gelenekleri, bölgesel farklılıklar gösterse de genellikle doğa, bereket, güven, aşk ve birliktelik temalı sembollerle doludur. Elmanın gelinin başına atılması ritüelinde ise hem sınav hem de sadakatin timsalidir. “Elma düşerse sevda yeşerir” derlerdi yaşlılar. Çünkü toprağa değen her meyve, tazeliğini yitirse bile içindeki çekirdeklerle yeni başlangıçlara gebeydi.

Güneş, taş evlerin üzerine altın bir örtü sererken, köy meydanında at kişnemeleri ve davulun ritmi yankılanıyordu. Gule, atın üzerinde kırmızı tülbentle oturmuş, göz ucuyla damın tepesindeki Ali’yi izliyordu. Elleri titriyor, yüreği davul sesine eşlik ediyordu. Gule’nin annesi Zeynep Teyze, kızının saçını örerken fısıldamıştı kulağına: “O elma senin yazgın. Düşüşüne bak, damadının niyetini anlarsın.” Sadıç, damın kenarından elmayı havaya kaldırdı: “Bak sadıç” diye seslendi Ali’ye. “Bu elma, güvenin sınavıdır. Yüreğinin dürüstlüğüyle at! Dilerse rüzgâr onu tutar, dilerse toprak kabul eder.”

Elma bir çember çizip havada süzüldü, Gule’nin tül kaplı başına hafifçe değdi. Kalabalık “Ooooh!” diye coştu. Gule gülümsedi, çünkü Ali’nin attığı elma ne hızla yere çarpmış ne de savrulmuştu. Sanki Gule’nin saçlarının arasına saklanmak isteyen bir kuş gibi yumuşaklıkla dokunmuştu ona. Ali, Sadıcın bakışlarıyla sıkılan yumruğunu açtı, kendi elmasını tuttu. “Senin olsun,” diye fısıldadı adeta, elini gerip attığında… Ama bu kez elma, tüllerin dalgasında süzülürken, birden sert bir rüzgâr kaptı onu. Dalların üzerinde asılı kalan kırmızı bir yaprak gibi sallandı, sonra usulca Ferzan’nin avuçlarına düştü.

Elma, tülün dalgasında kaybolup yere düşerken, köyün çocuklarından Ferzan koşup kaptı onu. “Vermem!” diye cebine sakladı, Mehmet’e göz kırptı. Sadıç gülerek, “Hadi sadıcım, fidye ödeyeceksin,” dedi. Ali, cebinden annesinin yadigârı gümüş kolyeyi uzattı. Ferzan, elmayı bırakıp kolyeyi avucunda parlattı: “Sırrınız ebedi olsun! Tıpkı bu gümüş gibi kararlı, bu elma gibi bereketli…”

Sonra hepsi, Gule’nin annesi Zeynep Teyze’nin hazırladığı ballı kömbenin etrafında toplandı. Sadıç, elmayı dörde bölüp dağıttı: “Bir lokmada dört can, bir yürek oldunuz. Sırdaşlık böyle doğar.” Gule ile Ali, elmaları aynı anda ısırdı. Tatlı şerbet, damaklarında erirken, Sadıcın sözleri rüzgâra karıştı: “Güven, düşen elmayı alan elde değil… Onu paylaşan yürektedir. Yarısı senin, yarısı sırrın olsun.”

Annem sandığa saklardı elmaları. Küçük, ahşap bir sandık… Kokusu bütün eve yayılırdı. Sanki her elma, dalından koparılmış bir anıydı. “Toprak ananın göz bebekleri” derdi annem, her biri avucunda ışıldayan kırmızı yakutlar gibi dizilirdi sandıkta. Hasta ziyaretlerinde annemin çantasına dizilir, iyileşmemiş yüreklere şifa olmaya giderdi. Bir keresinde komşumuz Bese Teyze’nin ateşi düşmemişti üç gündür. Annem, elmayı dilimleyip nane yapraklarıyla sarmış, alnına koymuştu. Sabaha karşı ateş düşmüş, Bese Teyze, “Bu elma cennetten mi geldi?” diye gülümsemişti. “Elma yiyen doktor görmez” derdi büyükannem. Belki de haklıydı. Çünkü elma, sadece bedene değil, ruha da iyi gelirdi. Öfkeyi tatlılıkla, hüznü umutla yıkardı. Sevgiyle sunulduğunda inandırıcı, paylaşıldığında birleştiriciydi. Her kültürde farklı bir yeri vardı: Kiminde aşkın simgesi, kiminde bilgeliğin, kiminde ölümsüzlüğün… Hatta Kafkaslar’da düğünlerde gelinle damadın elleri bir elma üzerinde birleştirilir, “Bu meyve kadar tatlı, çekirdeği kadar sağlam olun” diye dualar edilirdi.

Evlerin mutfaklarında hep vardı. Turta olurdu, reçel olurdu, suyu sıkılır, şaraba dönüşürdü. Kış gecelerinde odun sobasının üzerinde pişen elma dilimleri, tarçın kokusuyla uykuya davet ederdi. Kimi evlerde sirke yapılır, kiminde sirke kokulu saçlara masaj çekilirdi. Yemeklerin yanında rendelenir, közde pişirilir, fırınlarda kızaran hamurun içine saklanırdı. Her ailenin bir “elma tarifi” vardı: Dedem, elmaları bal ile kavurup ceviz serper, “Ömrünüz tatlı olsun” diye ikram ederdi. Babaannem ise elma kabuklarını kaynatır, çayını içer, “Her şeyin bir hikmeti var” derdi. Kazakistan steplerinden gelen bir tarifle yapılan “alma şarabı” ise düğünlerde içilir, yeni evlilere “Hayatınız ilk ısırık gibi ferah olsun” diye sunulurdu.

Belki de insanlık onu bu yüzden sevdi: Hem sadeydi hem derin. Dalından düşünce yere değil, bir hikâyeye düşüyordu. Kıtaları aştı, medeniyetleri besledi. Hitit tabletlerinde şifa niyetiyle anıldı, İpek Yolu’nda tüccarların heybelerinde gizemini taşıdı. Dersim’de bir ekşi elma sadık bir dostluğa vesile idi. Endülüs’te şiirlere konu oldu, Budist tapınaklarında sunaklara dizildi.

Ve hâlâ, her sonbaharda, bir çocuk elma yerken damağına düşen tat, binlerce yıllık bir yolculuğun izini taşıyor… Belki de her ısırık, bir annenin sandığından sızan kokuya, bir sevdalının attığı elmaya, ateşler içindeki bir komşuya uzanan bir köprüydü. Çünkü elma, insanın en kadim dostuydu: Düştüğü yerde değil, yüreklere dokunduğu yerde anlam buldu.

Elma kokusunun, gaz kokusuna dönüşmediği günlere…

 

Tags: Ali Sahin
Previous Post

İstanbul Film Festivali…

Next Post

İBB soruşturmasında tutuklanan bazı isimler başka cezaevlerine sevk ediliyor

Ali Şahin

Ali Şahin

Yazarın Diğer Yazıları

“Yer Altında Ölüm, Yer Üstünde Geçim Korkusu”
Manşet Haberler

“Yer Altında Ölüm, Yer Üstünde Geçim Korkusu”

20/04/2026
Katledilenlerin Sessizliği
Manşet Haberler

Katledilenlerin Sessizliği

13/04/2026
Birleşik Cephe: Kurtuluşun Tek Yolu
Manşet Haberler

Birleşik Cephe: Kurtuluşun Tek Yolu

25/03/2026
Tarihsel Materyalizm Açısından Savaş: Sermaye Birikimi, Devlet ve Sınıf Mücadelesi
Manşet Haberler

Tarihsel Materyalizm Açısından Savaş: Sermaye Birikimi, Devlet ve Sınıf Mücadelesi

05/03/2026
Bir Felaketin Hesabı ve Sorumluluğu
Manşet Haberler

Bir Felaketin Hesabı ve Sorumluluğu

08/02/2026
GANGSTERLİK VE DEVLETİN BARBARLIK TARİHİ
Manşet Haberler

GANGSTERLİK VE DEVLETİN BARBARLIK TARİHİ

08/01/2026
Next Post
İBB soruşturmasında tutuklanan bazı isimler başka cezaevlerine sevk ediliyor

İBB soruşturmasında tutuklanan bazı isimler başka cezaevlerine sevk ediliyor

Comments 2

  1. Aydın Aydın says:
    1 yıl ago

    Kutluyorum çok güzel bir yazı olmuş. Emeklerinize sağlık. Sibel.

    Yanıtla
  2. Aydın Aydın says:
    1 yıl ago

    Kutluyorum çok güzel bir yazı olmuş. Emeklerinize sağlık. Ali Şahin.👏👏✌👌

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

by Mendine Dinçer
21/04/2026
0

1968 kuşağı, yalnızca siyasal hareketlerin yükseldiği bir dönem değil, aynı zamanda gündelik yaşamın ideolojik bir çerçevede yeniden kurulduğu tarihsel bir...

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

by Ahmet Hulusi Kırım
21/04/2026
0

1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en...

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

by Ümit Özdemir
21/04/2026
0

Adını Mümtaz Soysal’ın bir makalesinden alan Bulutsuzluk Özlemi’nin müzikal serüveni, yönetmen Caner Kaya imzalı Yaşamaya Mecbursun: Bir Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli adlı...

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

by Sonhaber
21/04/2026
0

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Erzurum Cumhuriyet...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik