Bazı tartışmalarda İmamoğlu’na yönelik ithamların ve isnat edilen suçların ciddiye alınabileceğine dair yorumlar okuyorum. Bu yorumlar bana tacize uğrayan kadını davetkâr olmakla suçlayanları hatırlatıyor ya da işkencede mağdura etik sorgulama yapmaya kalkan birini. Aynı tutarsızlıklar, aynı ve mantık ve etik dışı tutumlar.
İmamoğlu’na yönelik suçlamalarda; Etikti, acabaydı, belkiydi, hukuka güvendi, mahkemeye bırakalımdı, adalete güvenelimdi itirazlarını yorumlarına dahil edenler şu karanlık cari otoriterizme destek oluyorlar. Belki bilerek belki istemeden.
Eskilerden bir hatıramı nakledeyim, aydınlatıcı olacaktır: 86 yılında Anayasa Hukuku üzerine bir panele katılmıştım. Enteresandı. Hazirun’un yarısı general ve üst rütbeli subaylardan oluşuyordu. Artık neden gelmişlerse! Bir panelist dedi ki: “Amerika’da işkence ile alınan bir ifade, sonra davaya dönüşüp Anayasa Mahkemesi’e gidiyor. Çivili palaska ile polis tarafından işkence edilen tutuklu suçunu itiraf ediyor, ancak konu yüksek mahkemeye taşınıyor. Mahkeme, Birleşik Devletler’e meşruiyet sağlayacak bir karara imza atıyor: “Yasalara ve insan haklarına aykırı şekilde alınan beyan geçersizdir. Tutuklu suçunu itiraf etse ve söz konusu fiili işlemiş olsa dahi beraat etmelidir. Hem yasaların, ruhuna uygun icrası hem de itirafla alınan işkenceli sorgunun örnek oluşturmaması bağlamında.” İmamoğlu’na isnat edilen suçlarda, mesela diploma meselesinde AKP mahkemelerini meşru kabul etmek, bir pedofile çocuk kreşi emanet etmekle aynı makul seviye kanımca. Bu nedenle nasıl Amerikan “Supreme Court” hukuk dışı yöntemlerle oluşturulan inşa edilen davayı düşürüyorsa bizim için de bu tür davalar hukuken yok hükmündedir. Çünkü hukuka aykırı yöntemlerle oluşturulmuş ve dava açılmıştır. Siyasi dava derken anlatılan budur ve adaletin gereğidir de. Hukukçu Orhan G. Ertekin’in bir kitabının başlığına aldığı, Marie Antoinette’in (1793) ve öncesinde cadılıkla suçlanarak öldürülen karısı için 1435’te Alman Herzog Albrecht’in sözlerini buraya taşıyalım: Cellatlarım olabilirsiniz ama yargıçlarım asla!
Bu mahkemeleri adalet kurumu olarak kabul edersek o gencecik çocuklara karşı adalet ve ahlaki değerler önünde düşmüş ve tarihsel vicdanı yaralamış oluruz. Otoriterizme hadi açık yazalım Faşizme de destek.












