Enflasyonda ürkütücü tırmanış: Yıllık yüzde 61

HomeEkonomi

Enflasyonda ürkütücü tırmanış: Yıllık yüzde 61

Mustafa Sönmez

Ukrayna savaşının küresel etkileri ve AKP iktidarının büyüme ihtirası, yüksek enflasyonu besleyen ve azdıran bir ortam yaratıyor.

Erdoğan iktidarının teslim olduğu yüksek enflasyon belası, mart ayı boyunca da tırmanışını sürdürdü ve aylık tüketici fiyatı artışı yüzde 5,5’i bulurken, yıllığı da yüzde 61,1’e ulaştı. Geçtiğimiz ay bu oran yüzde 54.4 idi.

Yüzde 61 gibi ürkütücü bir enflasyonda Ukrayna’nın işgali ile yükselen emtia fiyatları önemli bir rol oynarken gıda enflasyonu kış şartlarında iyice yükseldi. Üretici ya da sanayici fiyatlarında ise aylık yüzde 9,2’yi bulan bir artış yaşandı ve yıllık artış yüzde 115’e yaklaştı.

Martta yüzde 5,5’i bulan tüketici fiyatları artışında ulaştırmada aylık artış yüzde 13’ü geçti. Bu grupta özellikle akaryakıt fiyatları dikkat çekti. Dünya ham petrol fiyatlarındaki sert artışlar gün gün akaryakıt fiyatlarına yansıtıldı. Özellikle tarım ve taşımacılıkta kullanılan motorin fiyatlarının aylık yüzde 32 zam görmesi, Türkiye tarihinde görülmüş şey değil. Akaryakıtın yanında, ithalata bağımlı otomobil fiyatlarındaki artışlar, genelde “ulaştırma” grubunu enflasyonun lokomotifi yaptı.

Mart ayında gıda grubu yüzde 4,7 ile dikkat çekici ölçüde fiyatların arttığı bir diğer dal oldu. Toplam tüketici fiyatı hesaplamasında dörtte bir ağırlığı olan gıda grubunda ayçiçeği gibi ithalata bağımlı ürünlerde savaş nedeniyle yaşanan tedarik sorunu fiyatları iyice tırmandırdı. Gıdada yıllık artış yüzde 70’i geçti.

Ürün fiyatlarındaki artışları biraz geriden izleyen hizmet fiyatlarında da mart ayında tırmanışlar oldu ve hizmet grubunda aylık artış yüzde 4.2’yi aştı.

Yükselen enflasyonda, Erdoğan iktidarının ekonomiyi iyice kırılgan hâle getirmesi, içeride özellikle tarımın ihmali sonucu gıda enflasyonunun tutulmaz hâle gelmesi etkili olmaya devam ediyor. Bunun yanında, yaklaşan seçim nedeniyle iktidarın büyüme temposunu düşürmeme ihtirası, enflasyona karşı politikaların önüne geçiyor.

Elbette Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin dünya ekonomisinde yarattığı sert rüzgarlardan etkilenme mart enflasyonunda önemli bir yer tuttu ve önümüzdeki aylarda da tutmaya devam edecek.

2021 başında enflasyonun sessiz ve derinden gelmekte olduğu görülmekte iken bunu umursamayan AKP iktidarı, 2021 yılını yüzde 11 gibi flaş bir büyüme ile kapatmaya öncelik verdi. Bu büyümenin arkasında öne çekilen harcamalar ve enflasyona karşı mala sığınma saiki hâkimdi ama Erdoğan bunu belki de görmek istemedi ve yüksek enflasyona rağmen büyümeden memnun göründü. 2021, yıllık yüzde 36 oranında bir tüketici enflasyonu ile kapansa da patlama 2022’nini ilk çeyreğinde sürdü ve ocak ile şubat aylarında şırasıyla yüzde 11 ve yüzde 4,8 aylık artışlar yaşandı. Bunları mart ayının yüzde 5,5 aylık artışı izledi.

Erdoğan’ın, normal zamanda yapılırsa 2023 Haziran’da gerçekleşecek seçimler nedeniyle ekonomiyi soğutup deflasyonist önlemlerle enflasyonu kontrole alma niyeti pek yok; büyümeyi buna tercih ediyor ve ısrarını sürdürüyor. Bunun sonucu olarak da para ve maliye politikaları genişleyici olmaya devam ediyor. Yıllık kredi hacminde artış yüzde 44’ü geçmiş durumda. Kredi faizleri, mevcut enflasyonun yaklaşık yarısı düzeyinde. Kur korumalı mevduat ile Hazine, kredi maliyetlerinin önemli bir bölümünü üstlenmiş durumda.

2022, en az yüzde 5 büyüme patikasında ilerliyor. Kısa adı BETAM olan araştırma kuruluşunun kesinleşen ocak ayı ve kısmen açıklanan şubat ayı gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) öncü göstergeleri ile yaptığı hesaplamalara göre 2022 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine oranla GSYH’nin yüzde 5,4 oranında büyümesi bekleniyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle yapılan hesaplamalarla ise 2021 yılının son çeyreğine kıyasla GSYH’nin ilk çeyrekte yüzde 0,5 büyüdüğü tahmin ediliyor. Uluslararası kuruluşların Türkiye’nin 2022 yılı ekonomik büyümesi için tahminleri şöyle: IMF yüzde 3,3; Dünya Bankası yüzde 2; OECD yüzde 3,1.

Ancak AKP iktidarı bu tahminlerin üstünde bir büyüme iştahına sahip. Büyüme ihtirası, yüksek enflasyonu besleyen ve azdıran bir ortam da yaratıyor.

Mart enflasyonunda elbette dünya ikliminin önemli bir yeri var. Fiyatlar dünyada hızla artmaya devam ediyor. ABD’de son 40 yılın, Euro bölgesinde tarihinin, İngiltere’de son 30 yılın en yüksek enflasyonu yaşanıyor.

Pandeminin etkisiyle 2020 ve 2021’de dünya bol ve ucuz paraya boğuldu. Maliye politikaları pandemi sürecinde sonuna kadar gevşetildi, hane halkına, şirketlere trilyonlarca dolarlık yardımlar yapıldı.

Dahası, pandemiyle birlikte küresel tedarik zinciri koptu, halkalar dağıldı. Lojistik sorunlar ortaya çıktı. Taşıma maliyetleri olağanüstü arttı. Enerji fiyatları baş döndürücü hızla yükseldi. Bütün bu dağınıklık henüz toparlanmamışken üstüne Rusya’nın işgaliyle Ukrayna savaşı geldi. Bütün görüşme ve barış çabalarına rağmen savaşın uzayacağı, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının işaretleri daha da arttı.

Savaşan Rusya aynı zamanda dünyanın en büyük emtia üreticisi olunca hem enerji fiyatları hem diğer emtia fiyatlarında büyük bir sıçrama yaşandı. Brent petrolde 2021 biterken 74 dolar olan varil fiyatı, savaş öncesi 2022 Şubat ayında 96 dolara yaklaşmıştı zaten. Savaş ile birlikte tırmanış sürdü ve örneğin 8 Mart’ta 124 doları gördüğü zamanlar oldu. Nisan ayına girerken de arzı artırma çabalarına rağmen varil fiyatı hâlâ 105 dolardı.

Ham petrolün yanında, dünya doğal gaz ve kömür fiyatları da hızlı bir tırmanış içinde. Yanı sıra, tarımsal hammaddelerde, metallerde, tüm emtia fiyatlarında bir tırmanış söz konusu.

Türkiye zaten önceki aylardan ve iç dinamiğinin ürünü olan kırılganlıklarla fiyatları dizginleyemezken, mart ayında dünyadan gelen sert rüzgârdan da etkilendi ve ithalat üstünden fiyatlar daha da tırmandı. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışlar, akaryakıtın dahil olduğu ulaştırma grubu fiyatlarını hızla yukarı çekti ve önümüzdeki aylarda da çekmeyi sürdürecek. Ulaştırma grubunun en önemli ögesi olan motorin fiyatlarındaki artış, tarımda ve taşımacılıkta kullanılan bir ürün olarak gıda fiyatlarının artışında da etkili oluyor.

Dünyada savaşın sert esintisi yabancı yatırımcı temkinliliğini artırırken Türkiye’nin risk primini 600’ler seviyesine kadar itti ve bunun da etkisiyle döviz fiyatı kur korumalı mevduat takozuna rağmen tırmandı. Şubat ayında 13,6 TL olan dolar fiyatı, mart ayını ortalama 14,6 TL ile kapadı. Bu aylık yüzde 7 artış demek. Doğal olarak döviz fiyatındaki bu artış, ithalatı da pahalılaştırdı ve önce üretici fiyatları, ardından tüketici fiyatları dışarıdan böyle bir olumsuz etki altında kaldılar.

Mart ayında enflasyonun tırmanışını sürdürmesi ve gelecek aylar için de artışın süreceğinin işaretlerinin alınması, siyaseten Erdoğan’ı çok yıpratıyor. Ücret ve maaşların alım gücü hızla yıprandı. Geçim sorunu bir numaralı mesele. Enflasyondaki ürkütücü artışlar karşısında, 2021 sonunda yüzde 50 zam gören asgari ücretin yetersizliğini Erdoğan kabul etmiş görünse de artış konusunda fikrinden caydı. Yıl ortasında zam sinyali veren Erdoğan, daha sonra artışın zamanında, yıl sonunda yapılacağını açıkladı. Bu gelgit, Erdoğan’ın kafasındaki seçim tarihiyle de ilişkilendiriliyor. Asgari ücret zammı, Erdoğan’ın seçim havuçlarından biri olarak değerlendiriliyor.

Al-Monitor

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments