Çarşamba, Ağustos 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Entelektüel atalet, politik körlük…

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
28/11/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Entelektüel atalet, politik körlük…
0
SHARES
746
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

“Her çağın hâkim fikirleri her zaman hâkim sınıfın fikirleri olmuştur”.

Komünist Manifesto

 

Anlamak aşmaktır…

Anomin

 

“Değişimin sırrı eskiyle cebelleşmek değil, yeniyi yaratmak için ayağa kalkmaktır”.

Don Milland

Maalesef şeylerin mahiyeti ve gerçek seyriyle, şeylere dair algı-anlayış-kavrayış arasında derin bir uyumsuzluk var. Bu durum entelektüel ataletin, politik körlüğün sonucu… Oysa, bu gazeteleri okuyarak, bu televizyonları izleyerek, “her şeyi bilen uzmanları”, ne demekse “kanaat önderi” denilenleri dinleyerek bu sefil durumdan çıkmak mümkün değil… Her şey çığırından çıkmışken, insanlık ve uygarlık tehlikeli bir eşiğe dayanmışken, nasıl oluyor da insanların kahir ekseriyeti hala bu aracın bu rotada ilerleyeceğine inanıyor… Bu kepazelik şeylerin normal hali sayılıyor.

Kapitalizmin peydahladığı sosyal kötülüklere (açlık, yoksulluk, işsizlik, sefalet, etik yozlaşma, aşağılanma…) ekolojik yıkım ve ilkim krizi eşlik ediyor ve bu ikisinin diyalektiği bir sürdürülemezlik durumu veya aynı anlama gelmek üzere bir uygarlık krizi ortaya çıkarmış bulunuyor…

Siz hiçbir siyasetçinin, gazetecinin, “konunun uzmanının”, kendilerinin ve başkalarının aydın dediklerinin ağzından ‘kapitalizm, emperyalizm, kolonyalizm, sömürü’… kavramlarının çıktığını duydunuz mu? Şeyleri adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemi değil midir? Neden şeyleri, olguları adıyla çağırmaya cüret edilmiyor? Mesela bu ülkede nüfusun süper zengin %1’i (büyük hırsızlar) milli gelirin %23,9”una, en zengin%10’ da %55,6 sına el koyarken, neden %50 yoksul kesime sadece %14,1 düşüyor? Neden doğa yağma ve talanı sorun edilmiyor… Burası tarımın keşfedildiği yer ama insanlar yeterli gıdaya ulaşamıyor… Üstelik yedikleriyle zehirleniyor… 1923- 1924 yıllarında 40 bin kişi yediklerinden zehirlenmiş… Bundan büyük skandal olur mu, bu utanılacak bir durum değil mi… Başka gezegenlerden birinin yolu buraya çıksaydı, herhalde bu ülkeyi nasıl bu hale getirdiniz, bu kadar saçmalığı, bu kadar akılsızlığı nasıl başardınız derdi…

Doğa tahribatı almış başını gidiyor, yaşamın temeli hızla aşındırılıyor ve bu konuda kayda değer hiçbir şey yapılmıyor… Artık bu ülke bir soyguncu çetesi tarafından rehin alınmış durumda… Sömürü, yağma ve talan insan havsalasını zorlayacak boyutlarda, lâkin siyasetçiler ve ‘uzmanlar’ başka dili konuşuyor… ‘Ekonomi büyüyecek, sorunlar çözülecek’ diyorlar… Eğer ekonomik büyüme çözüm olsaydı, onca zamanda, onca büyümeden sonra Türkiye bugün bu sefil durumda olur muydu? Söz konusu olan bir yenilgi tuzağına hapsolmak değil mi… Bu hesapta bir yanlış yok mu? Kapitalizm dahilinde büyüme sermayenin büyümesidir… Kapitalizmin her ileri aşaması daha çok sömürü, daha çok yağma ve talan, daha çok yoksulluk ve sefalet, daha çok doğa tahribatı demektir…

Maalesef şeylerin ‘normal hali’ sayılan sorgulanmaktan da muaf oluyor… Oysa, şeyleri adıyla çağırmamak bir yalan söyleme yöntemidir. Her zaman ve her koşulda kapitalist devlet özel çıkarların hamisi ve savunucusudur… Kapitalizm dahilinde üretimin ‘birincil (aslî) amacı’ insan ihtiyaçlarını karşılamak değil, kâr etmek, sermayeyi büyütmektir… Üretimle ihtiyaçlar arasındaki doğrudan bağ kopmuş durumdadır. İlişki pazarda (piyasada) kuruluyor… Aksi halde onca zararlı, gereksiz, vazgeçilebilir şey üretilmez, satılmaz, tüketilmezdi… Esasen kapitalizm insanlığın ve uygarlığın normal hali değil, temelli bir sapma… Araçlarla amaçlar ters yüz olmuş, öküz arabanın arkasına koşulmuş durumda…

Kapitalizm sınırsız büyüme, genişleme, yayılma eğilimine ve dinamiğine sahiptir. Lâkin bu dünyanın kaynakları sınırsız değil… Bir zaman geliyor, şimdilerde olduğu gibi, sınırsız büyüme kaynakların sınırına dayanıyor… İklim krizi ve ekolojik yıkım hayatî riskler barındırıyor ama yeterli tepki yok… Bu tepkisizlik, savaş veya pandemi (salgın hastalık) durumunda olduğu gibi ani görünürlüğünün olmamasından, sürecin zamana yayılmış tecellisinden kaynaklanıyor… Değişimin zamana yayılmış olmasıyla ilgili… Zira, atmosfer bir günde ısınmıyor, göller, nehirler bir günde kurumuyor, ormanlar bir günde yok olmuyor, denizler bir günde tuzlanmıyor, buzullar bir günde erimiyor, arılar, kuşlar bir günde ölmüyor, çölleşme de öyle…

Dinci-ırkçı iktidar koalisyonu (cumhur ittifakı diyorlar), toplum sorunlarına külliyen yabancılaşmış durumda. Gözleri yağma ve talandan başka hiçbir şey görmüyor… Yegâne kaygıları gelecek seçimleri kazanmak… Oldum, olası Türkiye’de siyaset, bütçeyi, hazineyi ve müşterekleri (herkesin olan, olması gereken ortak yaşam alanları ve kaynakları) yağmalamanın, talan etmenin hizmetindedir… Fakat 23 yılık AKP iktidarı tüm rekorları kırdı… Nerdeyse yağmalanmamış, talan edilmemiş, özelleştirilmemiş, kâr aracına dönüştürülmemiş bir şey bırakmadılar…

Esasen bugün Türkiye’nin içine hapsolduğu durumu kriz kavramı karşılamıyor… Söz konusu olan kriz değil, çöküş… Kriz genel denge durumundan bir sapma demeye gelir ama geri dönüşü, ‘normale’ dönüşü de imâ eder, oysa çöküş geri dönüşü olmayan eşiğin aşılmasıdır… Başka türlü ifade edersek, söz konusu olan, artık verili paradigma dahilinde, verili zemin üzerinde bir çözümün, bir geleceğin mümkün olmadığı durumdur… Zira, zemin çökerse üzerindeki her şeyle birlikte çöker…

Yolsuzluk (çürüme) artık bir istisna değil, kural… Hukuk bypass edilmiş, adaletin esamesi okunmuyor… Etik, ahlak, kural, ölçü defterden silinmiş durumda… Oysa, etik kaygılara yabancılaşmış bir toplumsal yaşam sürdürülebilir değildir… Etik sınır demektir, potansiyel olarak yapılabilir olandan sakınmaktır… Mafyanın bile kendine özgü bir kuralları vardır ama dinci-ırkçı iktidar koalisyonunun öylesi kaygıları yok… Hiçbir asgari kural tanımıyorlar… Yolsuzluğun, ahlaksızlığın kural olduğu durumda adaletten, demokrasiden söz etmek abestir… Adalet yoksa, hukuk baypas edilmişse boşluğu diktatörlük doldurur… Velhasıl, ‘boşuna ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir’ denmemiştir…

Artık şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı geldi… Şeylerin gerçeğiyle yüzleşmek de radikal eleştiriyi içselleştirmekle mümkün… Entelektüel ataletten kurtulmadan, radikal eleştiriyi içselleştirmeden, şeylerin gerçeğiyle yüzleşmeden, çöküş tablosundan çıkmak mümkün değil… Ellerimiz ilelebet armut toplamak zorunda değil… Zira geç kalınırsa, geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayacak… Artık siyasetin zeminin değiştirmek, vakitlice yeni paradigmayı oluşturmak gerekiyor. Siyasal yaşama katılma oy kullanmakla sınırlı olduğunda, siyaset, profesyonellerin insafına bırakılmış oluyor ve sonuç ortada… Müesses nizamın muhalefeti ben bu aracı daha iyi yürütürüm diyor… Oysa araç bozuk… Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek, bunun için de şeyleri adıyla çağırabilmek gerekiyor…

Erich Fromm dan bir alıntıyla bitirelim, “Artık uygarlığın çöküşünü engellemenin, insanlığın geleceğini kurtarmanın yegâne yolu, şüphe etme, eleştiri ve itaatsizlik yeteneğimize indirgenmiş bulunuyor…”

 

Tags: Fikret Başkaya
Previous Post

Ev hapsi kaldırıldı: Buse Kara direniş alanına döndü

Next Post

11. Yargı Paketiyle 50 bin mahkûma erken tahliye yolu açılıyor

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi. Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi. Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi. Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…
Manşet Haberler

Bugünkü dersimizin konusu ‘kapitalizm’…

28/07/2026
Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…
Manşet Haberler

Aracı da rotayı da değiştirme zamanı…

03/07/2026
Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”
Manşet Haberler

Fikret Başkaya: “Şeylerin gerçeğiyle yüzleşme zamanı…”

21/06/2026
Politik İslamcı son hamle…
Manşet Haberler

Politik İslamcı son hamle…

02/06/2026
“Terazi Bozuk”
Manşet Haberler

“Terazi Bozuk”

09/05/2026
Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor
Manşet Haberler

Sadece sürücüyü değil, aracı da değiştirmek gerekiyor

30/04/2026
Next Post
11. Yargı Paketiyle 50 bin mahkûma erken tahliye yolu açılıyor

11. Yargı Paketiyle 50 bin mahkûma erken tahliye yolu açılıyor

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

ÇERÇEVE YASA’YA DIŞARIDAN BAKMAK

by Mustafa Kumanova
19/08/2026
0

Hepimiz milliyetçiliğin görünmez duvarları tarafından tecrit edilenleriz. Tüm gericilerin ortak kanaati, "insanlar kendi başlarına hareket edemezler, bu yüzden de bir...

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

İnsani yardımın ağır bilançosu: Bir yılda 907 görevli saldırıların hedefi oldu

by Sonhaber
19/08/2026
0

Çatışma bölgelerinde sivillere yardım ulaştırmaya çalışan görevlilere yönelik saldırılar 2025’te kayıtlardaki en yüksek seviyeye çıktı. Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na...

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

BİR AĞIT HALAYA DÖNÜSTÜREBİLİNİR Mİ?

by Sarya Özgür
19/08/2026
0

Sevgili okurlar, merhaba. Bu hafta biraz Kürt müziğinin hayatımızdaki yerinden, biraz da müziğin taşıdığı hafızadan söz etmek istiyorum. Çünkü bizim...

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

İsrail Suriye’deki hava üssünü vurdu: Ankara’dan sert tepki

by Sonhaber
19/08/2026
0

İsrail savaş uçakları, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü hedef aldı. Suriye devlet televizyonunun askerî kaynaklara dayandırdığı bilgilere...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik