Pazartesi, Nisan 20, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Türkiye

İnanç ve etnik kimliklerle siyaset yapmanın arka planı

Hüseyin A. Şimşek by Hüseyin A. Şimşek
01/03/2020
in Türkiye, Yazarlar
A A
0
İnanç ve etnik kimliklerle siyaset yapmanın arka planı
0
SHARES
4
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

 HÜSEYİN A. ŞİMŞEK

Bu yazıda inanç, etnik, ulus kimlikleriyle siyaset yapmanın arka planını tartışmak, irdelemek istiyorum. ‘Geçmiş’, hiçbir toplumda ve hiçbir zaman tamamen ‘geçmiş’ olamıyor. Dahası, toplumların ‘geçmiş’i ne yazık ki ‘bugün’leri ve ‘gelecek’leri üzerinde tahakküm bile kurabiliyor. Dünyanın, son otuz yıldır çok belirgin olarak içine yuvarlandığı hal ve gidişat, hele hele bugün yaşadıklarımız, ‘geçmiş’in geri geldiğini bile düşündürmüyor değil insana.

 

Yani, ziyadesiyle güncel bir konu bu. Ne sadece Avusturyalının, Almanın, İngilizin, Türkün, Kürdün, Arabın; ne de sadece Katolik ya da Ortodoks Hıristiyanın, Sünni ya da Şii Müslümanın, Alevinin, Musevinin, Ezidinin, ateistin sorunu. Dünyanın farklı ya da belli bir bölgesindeki az sayıda dinî/inançsal, etnik/ulusal kimliğin meselesi değil. Fransa’da, Şili’deki yeni tarz sosyal ve siyasal kitle hareketlerinin benzerlerinin, hâlâ bir elin parmak sayısı kadarken, dünyayı fokur fokur kaynayan bir kazana çeviren ateşi körükleyip duran ağırlıkla yukarıda sıralanan kimlik çatışmaları, savaşları.

 

Her devirde siyaset yapmanın farklı düzlemleri olageldi. Soy, inanç, ulus, uluslararası, ulus-üstü ya da ulus-ötesi; birey, sınıf, sosyal tabaka, alt-grup gibi. Bu düzlemler, her bir dönemin belirli toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütlenmelerince belirlendi hep: Kölecilik, feodalizm, kapitalizm, sosyalizm. Bu temel örgütlenmelere uygun sosyal ve sınıfsal statüler oluştu: Köle, kul, serf, reaya, işçi. Faklı dönemlerin yönetilen ve ezilen sınıflarıydı bunlar. Siyasî ve hukukî statüler de oluştu: Teba, ümmet, vatandaş/yurttaş. Bireyin ( örneğin soy, inanç, ulus disiplinine dayalı) toplumsal yapıdaki yerini, hak ve özgürlüklerinin ‘sınır’ını veya ‘sınırsız’lığını ifade eden tanımlamalar!

 

Dolayısıyla, bu konuda unutulmaması gereken temel bir gerçeklik var: Her siyaset, hukuk, kültür, sanat; gâh oldukça dolaylı gâh dolaysız, ama sonuç itibariyle belirli bir ekonomik temel üzerinde ve belli bir siyasal yapı çerçevesinde var olur, hayat bulur. Ya da bu sıralananların her biri, belirli bir toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimiyle ilintilidir. Örneğin “köle hukuku”, köleci bir ekonomik ve siyasal sisteme dayanıyordu. Kutsal Roma İmparatorluğu, Avrupa kıtasından bunun en tartışmasız örneğidir. İnanç dünyasında “kul” olmak, “Allah’ın yarattığı mahluk”u, “Tanrı’ya nazaran insan”ı tanımlar. Toplumsal düzlemde padişaha, şaha, imparatora, krala “kul” olmak; ‘köle olmak’lığın sadece farklı tarifi ve ifade edilişidir. Kul da köle gibi, çıplak bir şekilde ve doğrudan bir kişi ya da tüzel kişiliğe bağlıdır, esirdir ona.

 

Konuyu, feodalitenin toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütleniş biçimiyle de irdeleyelim. Yine önce Avrupa’dan örneklersek, bu dönemde ana üretici güç ‘serf’ idi. Serf, toprak sahibinin kendisine tahsis ettiği topraklardan ayrılmama koşuluyla ‘azat edilmiş köle’ idi. Bu dönemin siyasi yapısı, bir piramit gibiydi. En üstte kral/ imparator, altında ise ona bağlı “en soylular”; “en soylular”a bağlı başka “soylular“! Ünvanlara dökersek: Kral/ imparator, dük, marki, kont, vikont, baron, şövalyeler… Ve elbette, büyük bir güce ve nüfuza sahip olan “ruhban sınıfı”. Yani özellikle de, Avrupa’da dinî alanda kesin bir hakimiyet sağlamış Katolik kilisesine bağlı papazlar, rahipler/rahibeler, diyakozlar vs.

 

Aynı dönemlerde (Osmanlı İmparatorluğu’nu da katarak) “Doğu”da yaşananlara bakalım. Avrupa’daki “yerel yapılaşma”dan farklı, ama sonuç itibariyle “feodal” olarak tanımlayanlar da var; “Asya tipi üretim tarzı” diyerek, “Doğu”ya özgü ayrı bir toplumsal, siyasal ve ekonomik örgütlenme sayanlar da. Biz burada, hem Osmanlı’da bu deyimin zamanla özelleşerek “Müslüman olmayan tebaa”ya tahis edilmesini dışarıda tutalım, hem de fiili durumdan yola çıkalım: Ekonominin temel üretici gücü ‘reaya’ denilen köylülerdi. Sonra zanaatçılar gelirdi. Ülke topraklarının, her türlü yeraltı ve yerüstü kaynaklarının mülkiyeti imparatora/padişaha/şaha aitti. Reaya, toprağı işleme karşılığında ağır vergiler vermek zorundaydı. Osmanlı’ya dair bir ekleme yapalım: Yönetenler ‘beraya’, yönetilenler ‘reaya’ şeklinde tanımlanırdı. Yönetenlerin tepesinde padişah; ona bağlı “ulema” ve “akerî sınıf”lar. Yönetilenler hiyerarşisi: Lonca esnafı, tüccarlar, sarraflar, reayalar (köylüler), göçebeler. Yönetilenler için, fiili olarak ‘kul hukuku’ yürürlükteydi. Şeriata dayalı bir yapı benimsendiği günden itibaren ise, “müslimler” ve “gayrı-müslimler” için de iki ayrı “hukukî statü”, açıktan ve resmen uygulanır oldu.

 

Bütün bu anımsatmalardan sonra sormak istediğim ve bugüne gelmemize vesile olacak soru şu: Bu ‘geçmiş’, aşağıda değineceğim sürece rağmen, son otuz yıldır adım adım geri mi gelmekte?

 

Özellikle, “burjuva devrimleri çağı”na girildiği konusunda hemfikir olunan günlerden beri, hayatın başka alanlarında olup bitenlerin yanı sıra, devletlerin sınırları içinde kalan insanlar için geliştirilen bir dizi yeni “hukuk” tanımı da çıktı ortaya. 20. Yüzyıl’a girildiğinde soy, klan ya da aşiret temelinde tanımlanan, şekillenen “hukuk” anlayış ve uygulamaları yok olmasa da bir hayli geriletilmişti. Bu “hukuk” tarzlarının önemlice bir kesiminde, bugün “evrensel” diye de tanımlanan “hukuk”un ilk ipuçlarının, köklerinin bulunabildiği bir başka gerçek idiyse de (güya) tarihe havale edileceklerdi.

 

“Burjuva devrimleri çağı”nı önceleyen “hukukî statüler”de, yönetilenler ve ezilenler için revaçta olan adlandırmalar köle, kul, serf, reaya şeklinde sıralanırdı ama, bu yönetilenlerin hepsinin, yerine ve zamanına göre değişen “hak” ve “hukuk”ları olduğu, o eski çağlarda da en azından vazedilirdi. Fakat o dönemler, yöneten ile yönetilenler için ayrı/farklı “hak” ve “hukuk” uygulanmalarının açıktan ve “yasal düzey”de de savunulabildiği dönemlerdi. “Burjuva devrimleri çağı” ise -en azından teorik olarak- yöneten ile yönetilenler için, ayrı/farklı “hak” ve “hukuk” öngörülmesi ve uygulanmasına son veriyordu! “Çağdaş hukuk”, “evensel hukuk”, “vatandaşlık hukuku”, “herkes için temel hak ve hürriyetler” olacaktı artık!

 

“Burjuva devrimleri çağı”yla, hem yönetilen-yöneten, hem toplum-birey ilişkilerinde önemli değişimler yaşandı. Soy, klan, aşiret, inanç üzerinden “kan bağı”na ya da “dindaşlık”a dayalı toplumsal ve devletsel örgütlenmeler, yerini “ulus” temelli örgütlenmelere bıraktı. “Ulus” denilen toplulukta “birey”e getirilen tamın, “vatandaş/yurttaş” oldu. Soydaş, kandaş, aşiretdaş, dindaş olmak hızla alt-kimlik derekesine itildi. En azından köleci ve feodal dönemlerdeki anlamda; köle, kul, serf, reaya, ‘gayrı’ olma hallerine son verildi.

 

Elbette “batı”da, “doğu”da, her bir somut burjuva devlet yapılanmasında uluslaşma süreci faklı yaşandı. Hattı zatında, her bir devlet, her bir uluslaşma süreci kendine özgüdür, biriciktir. Biz, ifade etme yöntemi olarak başvurduğumuz soyutlamalar, genellemelerle gruplandırmalar yaparız, biraraya toplar ya da bölümlere ayırırız. Bütün bunlar, bizim “gerçek”e yaklaşma/yakınlaşma çabalarımızdan ibarettir aslında. Bunun da altını çizmiş olalım bir kere daha.

 

………………………………….

www.huseyin-simsek.com
huseyin.simsek@gmx.at

Tags: etnik kimlikInancsiyaset
Previous Post

TÜRGEV’in elinden alınan taşınmazın mülkiyeti Beyoğlu Belediyesi’ne verildi

Next Post

Tarih(imiz)e hayranlıkla, minnetle, saygıyla

Hüseyin A. Şimşek

Hüseyin A. Şimşek

1962’de Erzincan-Tercan’da dünyaya gelen ve 1977’de ailesiyle İstanbul-Tuzla’ya yerleşen Şimşek’in gazetecilik-yazarlık çalışmaları 1987’de başladı. 1998’e kadar 2000’ne Doğru, Nokta, Aktüel, Tempo, Akis, Yön, Roj ve Jiyana Nu gibi haftalık yayınlarda; Yeni Demokrasi ve Komün gibi aylık siyasî dergilerde; Gündem, Cumhuriyet, Aydınlık, Yeni Politika, Demokrasi, Yeni Ufuk gibi günlük gazetelerde; Umut FM, Kent FM, Yön FM gibi radyo kanallarında çalıştı. Mayıs 1998’de Avusturya’nın başkenti Viyana’ya yerleşti ve gazetecilik faaliyetlerini burada sürdürdü. Viyana Postası, Canlar ve Öneri adlı aylık dergilerde; Avrupa bazlı günlük gazete Özgür Politika’da, haber programı ve dökümantasyon yapımcısı olarak Yol Tv’de çalıştı. 2016’dan itibaren ise yazarlık ve yöneticilik çalışmalarını hallac.org, gazeteoneri.at, sonhaber.ch ve artıgerçek.com gibi çevrimiçi medya organlarında sürdürdü. Bugüne kadar yayımlanan kitaplarının sayısı (4 roman, 4 şiir ve 4 araştırma olmak üzere) toplam 12 adettir.www.huseyin-simsek.com huseyin.simsek@gmx.at

Yazarın Diğer Yazıları

Seçim ve Politik Yabancılaşma
Manşet Haberler

Seçim ve Politik Yabancılaşma

20/03/2024
Siyasetin Sefaleti…
Manşet Haberler

Siyasetin Sefaleti…

17/01/2024
Almanya: Çiftçi protestolarıyla sarsıldı.
Avrupa

Almanya: Çiftçi protestolarıyla sarsıldı.

11/01/2024
YALANIN GÜCÜ
Manşet Haberler

YALANIN GÜCÜ

25/11/2023
Bize Yeni Bir Söz Lazım
Kitap Önerileri

Bize Yeni Bir Söz Lazım

31/10/2023
Özgür Üniversite 2023 Güz Dönemi başlıyor
Eğitim

Özgür Üniversite 2023 Güz Dönemi başlıyor

18/10/2023
Next Post
Tarih(imiz)e hayranlıkla, minnetle, saygıyla

Tarih(imiz)e hayranlıkla, minnetle, saygıyla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

Mansur Yavaş hakkında yeni soruşturma iddiası: “İstasyon Caddesi Projesi” gündemde

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş ve 11 kişi hakkında yeni bir soruşturma izni verildiği iddia edildi. Sabah Gazetesi’nin haberine...

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

Trump’tan UFO hamlesi: “Gizli belgeler çok yakında açıklanacak”

by Sonhaber
19/04/2026
0

Donald Trump, hükümetin elindeki tanımlanamayan hava olaylarına (UFO/UAP) ilişkin belgelerin yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı. Açıklama, uzun süredir tartışılan gizli...

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

Ankara’da “Yaşam Nöbeti” sona erdi: Eğitimcilerden ülke geneline eylem çağrısı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde eğitimciler tarafından başlatılan “Yaşam Nöbeti” dört günün ardından sona erdi. Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul...

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

Maraş’taki okul katliamı sonrası ilk istifa: İl Milli Eğitim Müdürü görevden ayrıldı

by Sonhaber
19/04/2026
0

Kahramanmaraş’ta meydana gelen ve 9 kişinin yaşamını yitirdiği okul saldırısının ardından İl Milli Eğitim Müdürü Erhan Baydur görevinden istifa etti....

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik