Bir Netflix dizisi. Ve bugün Türkiye ‘de bir numara!
Popüler olan diziler genellikle kötü olur derler. Sizde aynı düşüncede misiniz? Aynı düşüncedeyseniz yanılıyorsunuz. Bir film hem güzel hemde popüler olabilir. İşte ispatı.

Bir dönem filmi Kulüp!

Sinemaya uzaktan, yakından bulaşmış biri olarak kesinlikle tavsiye edeceğim dizi: Kulüp.
Dönem 1950`erin sonu 1960`ların başı. Beyoğlu’na erkeklerin takım elbise, kravat, uzun palto ve fötr şapkaları ve bugünün erkeklerini özendirebilecek giysileri ile kadınların; vücudunu çevreleyen döpiyes kıyafet ile zarif boynunun üzerinde yükselen ve güzel yüzünü çevreleyen, 1950’lerde popüler olan saç şekilleri arasında kabarık, uzun, kıvrılmış fino köpeği kesiği modelleri ile kuaförden çıkıp dolaştığı yıllar. Film kostümcüleri, dönemi simgeleyen mekanlar arasında Kadıköy Süreyya plajı, Pera, Galata, Beyoğlu, İstiklal caddesi, Arnavut kaldırım taşlarla döşeli ıslak sokaklar, neon ışıklar…

Kulüp İstanbul!

Ve yağmurda ıslanarak eğlenen; şeker miyiz eriyelim, diyerek sevişen aşıkların Shakespeare’in sonelerine gönderme yapan konuşmaları…

“Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, rüzgârı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. İşte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun.”
Ve tabi hüzün… İlk bölümlerde gösterilmeye çalışılan farklı kültür ve din ayrımcılığı, yakın gelecekte büyük bir trajedinin habercisi hissini uyandırıyor izleyicilerde. Ama şimdilik hüzün, eğlenceli şarkılar arasında kayboluyor bu duygu.
Aslında bildiğimiz semtlerin nesli tükenmeye zorlanmış simaları; Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler… Müslümanlarla bir aradayken yok oluşlarının hüznü ve yok olan kültürleri, sokakları…
Kulüp filmi işte bu yok olan kültürü güzel bir konu ile anlatıyor bizlere. Günlük insan ilişkileri, o yılların aşklarını yalın bir ifade ile mavi cama taşıyor.
Dönem, kostümler, sokaklarında hareket eden damalı cadillac taksiler, oyun oynayan çocukları, gelip giden insanların genel görüntüleri, kulüpte sigara satan kadınların kıyafetleri, Chevrolet otomobiller… her detay düşünülmüş. Tabi ki sanat ekibine çok iş düşmüş. Dönemsel kıyafetler içinde oyuncular, yürüdükleri yollar, yaşadıkları evler ve eğlence mekanları, eski tip yanıp sönen tabelalar… Kulüp, dönemin müzik tarzını zorlayan, yeni çığırlar açmaya çalışan sanatçıların karşılaştıkları zorluklar ve içine girdikleri bunalımlar…
Başrollerini Gökçe Bahadır’ın( Ama biz onu Matilda olarak göreceğiz) Salih Bademci, (ama biz onu şarkıcı Selim Songür olarak göreceğiz)… paylaştığı dizide, şarkı okurken yaşayan, yaşarken dans eden, müzikle vücudunu birleştiren sanatçı Selim. Adı afişlerde ve ışıklı tabelalara yazılan solist… Belki biz eski Çakıl, Gar, Maksim, Taksim gazinolarına benzeteceğiz ama bunlar daha eskiler. 1950,1955`lerden bahsediyoruz.


Oyuncular!
Aslında bildik oyuncular. Ama biz onları gerçek yaşamlarında ki gibi yakışıklı ve güzel görmüyoruz. Gene güzel ve yakışıklılar ama makyaj ve dönemsel saç, bıyık, kıyafet modelleri ile başka birilerine benzetiyoruz, yabancı oyuncular gibi karşılarımıza çıkıyorlar.
Konu, ilginç, heyecanlı ve sürükleyici. Müzikler özgün. Şarkılar, şarkı sözleri harika.
Adio Kerida şarkısını Yasmin Levy harika seslendiriyor:
Bir başka şarkı da:

“… çile nedir bilmezdim ben. Sonra sana âşık oldum alçak. Sonra sen beni hizmetçi yaptın. ..”

Bu bir Seferant şarkısı. Yüzyıllar önce gemilerle halice gelip İstanbul Balat, Galata ve Pera ‘ya yerleşen İspanyol Yahudilerin aşklarını anlatır adeta.

Kötü rolde oyuncuların iyi rolleri, esas oyuncuların rolleri ile bütünleşen mekanlar, kostümler, dekor… Ve belirtmeden geçemeyeceğim konuşmalar… diyaloglardaki aksan, telaffuzlar izleyicileri o yıllara taşıyor.

Ah, madam Matilda. Çilekeş kadın, anne. Uzun yıllar hapis yatmış. Sevgili Raşel’in annesi.
Asude Kelebek, Raşel rolünde. Ah, Raşel, hırçın, asi, aşk kızı Raşel. Aşkını acıya, acısını kıvırcık saçlarına karıştıran Raşel. Babasız, annesiz yetimhanede büyüyen Raşel.
Kötü adam; Fırat Danış, Çelebi rolünde.
“Fıstık İsmet” Raşel in sevgilisi rolünde, Barış Arduç… dizide oyunları paylaşmışlar. Ve tabi dönemine damga vurmaya çalışan, çığır açan ses sanatçısı Selim Songürrolünde Salih Bademci.
Hey, arkadaşlar! Henüz üç bölüm izledim, bu izlenimler kapıldım. Daha fazla bilgi merakı azaltır. Ben o günleri yaşadım adeta. Dizi, umarım reyting kaygısı ile tekrara düşmez ve tadında bırakılır.
İyi seyirler.

Haber Etiketleri
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x