Cuma, Nisan 24, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Özgürlük

Emine Aydoğdu by Emine Aydoğdu
04/11/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
17
Özgürlük
0
SHARES
1.2k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Açlıktan avurtları çökmüş bu insanların hâlâ neyi beklediğini anlamak olanaksız. İsyankâr ve tutkulu bir yaşam neden hâlâ olanaklı gözükmüyor? Dünyanın dönüş yönünün tersine gitmek gerektiğini, yeniden, en baştan öğrenmek artık bir zorunluluk. Çünkü bu dünya düzeni, aykırı sesleri ve davranışları öğütmeye hep bir ağızdan yemin etmiş. Belletilen düşüncelere sırtını çevirip, kendi doğru bildiği yolda yürümenin gerekliliği çok geç kalınmadan artık kavranılmalı. Dünyanın yapı taşlarını yerinden oynatmaya, yalan ve yanlış diye belletilen doğruları haykırmaya ve kendi gerçeğinin peşinden koşmak için gösterilen direnç, artık bir ütopya olarak görülmemeli.

Bu dünya düzeninde, sözün ve eylemin sakınmaya gereksinimi yok artık. Bütün o kutsal kof söylemleri, sertçe eleştirmek gerektiğinin bilincine yavaş yavaş da olsa varılmalı. İnsan, acımasızca yok edileceğini bilse bile, ütopyasından vazgeçmemeli.

İnsan olmanın en çarpıcı yanının direnmek olduğunu, bir kez daha anımsatmakta fayda var. Varlığımızın nedeni; gerçeğin üstündeki paçavraları soymak ve onun çıplaklığına ulaşmaktır. Değişip dönüşerek var olmayı denemek zorundayız. Düşünce ve kalp değişmedikçe, hiçbir şeyin değişmeyeceğini, hep birlikte ve acı bir şekilde yaşadıklarımızla öğrenmiş olduk.

Kendini dogmaların esiri etmiş insanları görünce, kusacak gibi oluyoruz. Akıl dışı dogmaları, toplumlara peynir etmek gibi satanların karşısına dikilip, yüzlerine tükürmek yapılacak en değerli eylemdir. Bu eylemler, bizi kendi kendimizin baş düşmanı yapsa da bu düşüncemizden vazgeçmemeliyiz. Böyle sefil bir yaşamı sürdürmek, hepimiz için taşınması çok ağır bir yük. Kimseye ihtiyaç duymadan istediğimizi yapabilmek, özgürlük basamaklarını tırmanmak için bu uğurda ölmek gerekiyorsa da seve seve evet diyebilmektir. Çünkü hiç kimseden hiçbir şey beklemeden yolumuzda inatla yürümek, ancak bizi insanlaştırabilir.

Beklentilerden korkmadan, beklentiler karşısında ürküp geri çekilmeden, beklentilerin, insanı tutsaklaştırdığını, bıkmadan usanmadan anlamalı ve anlatmalıyız. Her şey yarına göre hesaplanıyor. Yarın diye bir şey yok. Çünkü o hiçbir zaman gelmeyecek. Yapılacak her ne varsa bugünün içinde saklı. Hayatlar ve bugün, hiç gelmeyecek bir yarının peşinde harcanarak tüketilmemeli.

Yapamadıklarımız için öfke içinde önce kendimizi lanetledik. Aslında kendimizi lanetlerken onları lanetliyorduk. Onlar ki, acı verecek kadar ahlaka düşkün olmakla birlikte, içten içe kokuşmuşlardı. Bu kokuşmuşluk içinde her şeye hükmediyorlardı. Kafes içinde ve kokuşmuşluk burgacında yaşamayı yeğleyenler ise, bir kez olsun kendi düşüncelerinin kapısını aralamayı denememişler, karanlığın içine atılmayı göze alamamışlardı. Hep birlikte çaresizlik içinde kıvrandığımızı düşünüyorum. Her şeyi açık seçik gördüğümüz halde gecikmiş, yaşananı değiştirmekte acınası bir şekilde aciz kalmıştık.

İçinde nefes almaya çalıştığımız toplum, hayatı yaşayamayacak kadar korkak, utanılacak kadar bencildi. Kendilerini bu kadar aşağılamış, bu kadar değersiz gören, bir topluluğu dünya daha  önce hiç tanımış mıydı?.. Bir lağım çukurunda debeleniyor, bunun adına yaşamak diyor ve yaşadıklarına şükrediyorlardı. Bu şükürden ise, kocaman bir kâbus cümbüşü doğuyordu. Bu kâbus cümbüşü, yeniden yeniden üretiliyor; topluma yalanlarla yaşamayı öğretiyordu. Toplum, çürük, bozuk, yozlaşmış, berbat ve insanlık dışı bir düzene itirazsız boyun eğiyordu. Ekonomik, siyasal, ahlaksal, sanatsal, kültürel ve patolojik açıdan ise tamamen tükenmişti.

Despotluk, açlık, aşağılanma, hor görülme, cehalet, işkence, açgözlülük, ahlaksızlık salgın hastalık gibi yayılmıştı. Makamlar yükseldikçe, alçaklığın katsayısı da sürekli artıyordu. Alçaklar, bir eli yağda, bir eli balda, keyiflerine keyif katıyorlardı.

Hiç düşündük mü, biz neden tutsağız? Düşünmedik. Kendi dışımızdaki bütün canlıları tutsak ettik. Onların doğal hayatlarını ve yaşam koşullarını evcilleşme adı altında tarumar ederek kendimize esir edip, soysuzca, hayâsızca sömürdük. Öldürünceye değin çalıştırdık. Kafeslere kapatıp, seyirlik olarak pazarladık ve para kazandık. Yetmedi. Öldürüp leş diye sokaklara bıraktık. Yetmedi. Ölüm hücrelerine hapsettik. Kutsal bayramlar icat edip, onları boğazladık, sonra da leziz leziz yedik.

Tutsaklığımızdan kurtulup, bir kuş gibi özgür olmak istiyorsak, kendimizin dışındaki bütün canlıları kendimizden daha değerli ve önemli varlıklar olarak kabul etmek zorundayız. Ancak böylece kendimizin tutsaklığının farkına varıp, bizim hayvanlara yaptığımız gibi egemenlerin de bize neler yaptığını görebiliriz.

Yazılanlar, okuyanlar için zehir gibi acı da olsa, gerçeğin kendisi olma özelliğini asla kaybetmiyor. Dile getirilenler, yürek dağlasa da kör olanlar için yalan gibi gözükse de artık hayatın bütün alanını kuşatmış durumda. Açık seçik bir şekilde çizilen bu gerçekliğin ıstırap içinde bile olsa, yudum yudum içilmesi, artık bir zorunluluk. Dünyadaki herkes, dünyayı sözle kurtarmaya çalışıyor. Evet! Başlangıçta söz vardı. Artık sözün devri kapandı. Şimdi sözün yerini eylem almalı.

Buz gibi yalnızlığımızdan sıyrılıp, tek başınayken bile asla yalnız olmadığımızı düşünmeliyiz. Ve bu yalnızlığımızda özgür olduğunuzu hissetmeliyiz. Özgürlüğümüz için inşa edilen kozalara saklana saklana birbirimizin gözlerinin içine içtenlikle bakmadığımızı fark etmeliyiz.

Çaresizlik içinde kıvranmak, şikâyet etmek, ağlamak için zamanımız yok. Tek tek ağlamanın hiçbir işe yaramadığını biliyor olmak bile, yarını beklemeden bugünü yaşamak için yetecektir. Ağlamak istiyorsak, bütün dünyayla birlikte ağlamayı, gülmek istiyorsak bütün dünyayla birlikte gülmeyi öğrendiğimizde, yaşamanın bir anlamı, bir nedeni olacaktır. İnsan olmanın yolu, kendi içimizdeki su kuyusuna bakarak, o suyla dünyaya yeniden hayat vermek ve o hayat içinde özgürlüğün, nefes almak kadar önemli olduğunu kavramaktır.

Tags: Emine Aydoğdu
Previous Post

Esenyurt’ta CHP Grup Toplantısı odasına kilit

Next Post

Yaram Derine Düştü

Emine Aydoğdu

Emine Aydoğdu

Dinamik Dergisi’nde çıkan yazılarıyla ilk kez yazın dünyasına adımını attı. Makine Mühendisleri Odası’nın meslek dergisinde yazıları yayımlandı. Uğur Mumcu Yaratıcı Yazarlık seminerlerine, Özgür Üniversitesi’nin Küresel Emperyalizm ve Kapitalizm üzerine derslerine, Ulus Baker’in Spinoza üzerine söyleşilerine katıldı. Sokak Yazarları Dergisi’nin oluşturulup gelişmesinde önemli katkıları oldu. Bu dergide öykü ve şiirleri yayımlandı. Anayasa, Anayasa Yargısı, Kararlar Dergisi ve İnsan Haklarına ilişkin yayınlar başta olmak üzere, yüze yakın hukuk kitabının editörlüğünü yaptı. “TEMMUZU BEYAZA BOYADIM” adlı öykü kitabı, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla Mart 2001’de yayımlandı. “TEŞKİLÂTI ESASİYE’DEN GÜNÜMÜZE ANAYASALAR” adlı çalışması Palme Yayıncılıktan Mayıs 2005’te yayımlandı. “ADO” adlı öykü kitabı, Yoğunluk Dergisi tarafından 2006’da yayımlandı. “BİR ISLIK ÇAL” adlı öykü kitabı, Favori Yayınlarından 2014’te yayımlandı. “DÜNYA BİR AVUÇ” adlı öykü kitabı, Tulpars Yayınlarından 2016’te yayımlandı. “AFORİZMALAR” adlı kitabı, Artshop Yayınlarından 2018’te yayımlandı. “KİMSE İNANMIYOR BANA” adlı öykü kitabı SRC yayınlarından 2024’te yayımlandı. Çeşitli gazetelerde denemeler yazmış, kimi televizyon kanallarında edebiyat söyleşilerine katılmış, Halk Evlerinde ise gençlere edebiyat ve sanat üzerine seminer vermiştir. “Sokak Yazarları, Evrensel Kültür, Yaşam Sanat, Yoğunluk, Deliler Teknesi, Öykü Teknesi, Tavır, İlk İnci, Nikbinlik, Çağdaş Yaşam, Bağlaç, Ekin Sanat, Kıyı Dili, Çağdaş Türk Dili, Bulut Yazar, Sarmal Çevrim, Eliz Edebiyat, Edebiyat Nöbeti, Lacivert, Edebiyat Kolektifi, Güney Dergisi, Çini Kitap, MYART Sanat Dergisi, Altı Yedi, adadergi.com, cigdergisi.com,” gibi kültür sanat ve edebiyat dergilerinde öyküleri ve şiirleri, “Feniks, İnsanokur.org, Çerçi Sanat, adananewstv.com, Son Baskı, Edebiyat-Kültür Sanat ve Farkındalık, Yaşa-Der Platformu (Yazar Şair ve Sanatçı Dernekleri Platformu) Yobazlıkla Mücadele, Kürecik TV Kültür Sanat Edebiyat, Solmedya.com ve sendika.org’da denemeleri ve öyküleri yayımlanmıştır. BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen Bursalı edebiyatçıların “Kış Buluşması” 2025 yılının Mart ayı etkinliğinde, ortak inisiyatif ile belirlenen ve “Bursa’dan Edebiyata Katkı” adıyla verilen 2024 Yılı Bursa’dan Öykü/Romana Katkı Ödülüne layık görülmüş ve “2024 Bursa’dan Öyküye Katkı Ödülü” ile onurlandırılmıştır.Gazetemizde “Öykü Köşeşi” yazarı olarak öykü ve deneme yazmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı
Kitap Önerileri

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı

09/04/2026
TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ
Manşet Haberler

TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ

08/03/2026
BİR YUMAK HAMUR
Manşet Haberler

BİR YUMAK HAMUR

09/02/2026
VENEZUELA VE EMPERYALİZM
Manşet Haberler

VENEZUELA VE EMPERYALİZM

19/01/2026
LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!
Manşet Haberler

LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!

02/01/2026
KEDİ
Manşet Haberler

KEDİ

15/12/2025
Next Post
Yaram Derine Düştü

Yaram Derine Düştü

Comments 17

  1. Selman Büyükaşık says:
    1 yıl ago

    Emine! Olağanüstü, seni ayakta alkışlıyorum.

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili dostum.
      Kıymetli yorumun, benim için çok değerli.

      Yanıtla
  2. ismail Saripinar says:
    1 yıl ago

    Sevgili Emine muhteşem bir yazı olmuş, daha geniş kitlelere ulaşması dileğiyle sevgiler…

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım.
      Selamlar sevgiler 🥰

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım selamlar sevgiler 🌿

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili Sarıpınar,
      Selamlar sevgiler 🌿

      Yanıtla
  3. Ahmet Akbaba says:
    1 yıl ago

    Değerli hemşehrim sizi yürekten kutluyorum. Yazınızı beğeniyle okudum. Tekrar okuyacağım.

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili hemşerim.
      Selamlar sevgiler 🥰

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Teşekkür ediyorum sevgili hemşerim.
      Selamlar sevgiler 🥰

      Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili hemşerim,
      Selamlar sevgiler 🌿☺️

      Yanıtla
  4. Abdullah Yılmaz says:
    1 yıl ago

    Sevgili Emine, keşke kendini aydın sananların tamamı olmasa da büyük bir çoğunluğu senin altıncı paragraftaki düşüncelerine yakın ya da aynı şekilde yaklaşsalar doğaya. Televizyon programlarında aydınlık ve gelecekte bilimsel temeller üzerine kurulacak düzenleri savunanların filozof lakaplı avanakları hayvanları birer yem, yürüyen ya da canlı enerji olarak görüyorlar. Hatta daha da ileri giderek, emperyalizmin bir oyunu oldu aptallığını bile yazıp çiziyor, yer yer bizim gibi düşünenleri kapitalistlerin değirmenin su taşımakla suçluyorlar. Oysa doğada var olan insan dışı bütün hayvanlarla ortak atadan geldiğimizi algılayamıyorlar.
    Tabağında cesetten parçalar bulunduran ve bunu yemek sanan aydınlara bu yazını öneririm. Özellikle adını zikrettiğim paragrafını. Selamlıyorum seni, o kara kanlı perdeyi yırtıp atanlarına arasına karıştığın için. Belki yıllar hatta on yıllar öncesinden de aynı düşüncedeydin ama ben son bir kaç yazında görebildim veya demek seni iyi okumamışım. Bu da benim ayıbım. Hoşça kalın.

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili dostum bu güzel ve kıymetli yorumun için, dünya ancak bütün canlılarla birlikte dünya olmayı başaracak, öbür türlü gördüğünüz gibi bir çöplükten ibaret.
      Doğru bildiklerimizi korkmadan haykırmaya devam edeceğiz.
      Selamlar sevgiler gönderiyorum.

      Yanıtla
  5. Emine Aydogdu says:
    1 yıl ago

    Çok teşekkür ederim sevgili hemşerim,
    Selamlar sevgiler 🌿☺️

    Yanıtla
  6. Züber Yıldız says:
    1 yıl ago

    Merhaba Emine srkadaşįm.Her yazınızı severek okuyorum.Hani ağız tadıyla derlerya,aynen öyle.Bu yazın da dopdolu.İçinde debelendiğimiz sistemin bizi hiçleştirme gerçekliğini öyle güzel özetlemişsin ki..Hem isyan ve çığlık,hemde çıkış.Toplumumuzun suskunluğa bürünmüş yazar,çizer ve aydınlarına da bir örnek olsun bu yazı.Bir yazar ve aydın olmanın sorumluluğunu da yansıtıyor bu yazı.Cesaretsizliğe bürünmüş çoğunluk yazar ve aydınların topluma vereceği ne olabilir ki.Bu yönüyle kutluyorum sizi.Kalemin dert görmesin sevgili Emine.

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çok teşekkür ederim sevgili Züber,
      Her zamanki gibi çok güzel kıymetli ve onurlandırıcı yorum ve düşüncelerin için yeniden teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
      Doğduğumuz topraklar ve dünya için kalemimizi oynatabiliyorsak ve bunu da korkmadan, silmeden yapabiliyorsak belki insan olmaya birazcık yaklaşmış oluyoruz.
      Selamlar sevgiler 🌿

      Yanıtla
  7. Şükrü Gökçe says:
    1 yıl ago

    Bütünümüzü net bir şekilde özetlemişsiniz harikaydı. Geç okudum kendime kızdım harika bir ozet . Sağlık ve Sevgi ile kalın. 🥰👍🙏

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      1 yıl ago

      Çık teşekkür ediyorum sevgili arkadaşım,
      Selamlar sevgiler 🌿🌈

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

“Sabahın Sahibi Var” sergisi 28 Nisan’da İstanbul’da açılıyor

“Sabahın Sahibi Var” sergisi 28 Nisan’da İstanbul’da açılıyor

by Sonhaber
24/04/2026
0

Emek, dayanışma ve toplumsal mücadele temalarını merkeze alan “Sabahın Sahibi Var” isimli karma sergi, 28 Nisan’da kapılarını açıyor. İngilizce alt...

Halfeti Belediyesi’ne şafak operasyonu: Eski AKP’li kayyım dahil 47 gözaltı

Halfeti Belediyesi’ne şafak operasyonu: Eski AKP’li kayyım dahil 47 gözaltı

by Sonhaber
24/04/2026
0

Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde belediyeye yönelik geniş çaplı operasyon düzenlendi. Geçmiş yönetim dönemine ilişkin mali suç ve ihale usulsüzlüğü iddiaları kapsamında...

Açlık grevindeki madenciler bakanlığa yürüdü: Polis ablukasında iki işçi fenalaştı

Açlık grevindeki madenciler bakanlığa yürüdü: Polis ablukasında iki işçi fenalaştı

by Sonhaber
24/04/2026
0

Doruk Madencilik işçilerinin Eskişehir’den başlattığı Ankara yürüyüşünün ardından sürdürdükleri direniş devam ediyor. Aylarca maaş alamadıklarını belirten işçiler, Kurtuluş Parkı’nda açlık...

Sanat, Anlam ve Siyaset

Sanat, Anlam ve Siyaset

by Mehmet Yeşiltepe
24/04/2026
0

Hiç bu denli önemli olmamıştı Ruhtan ruha insan yoldaşlaşması. Kimlikte bir istila ve soykırmaya dönüşmüş Yabancılaştırma operasyonları. Geceleri uykuda ruhlarımızın...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik