Cumartesi, Nisan 25, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Günlerden Sızan

SOL NAMINA!

Naim Kandemir by Naim Kandemir
12/05/2025
in Günlerden Sızan, Manşet Haberler, Yazarlar
A A
1
SOL NAMINA!
0
SHARES
920
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

İnsan yapısı, karakteri neyse öyle konuşuyor. Normali ve doğrusu da bu. İçi dışı bir olmak da denir buna. Aksi sahtedir. Alışkanlıkları gibi gözlemleri de insanın çocukluktan başlayarak nasıl biri olacağına en büyük delildir.

Doğup büyüdüğüm ev cümbüşlüydü ve kalabalık. Anne baba, dört ihtiyar ve bir de ablam(Sonraları iki kardeşim daha eklendi evin nüfusuna).

Konuşmam gecikince evdekiler tedirgin olmuş, bu dilsiz mi olacak, diye. Belki de evdeki ihtiyarların çenebazlığı ve söyledikleri ilginç kelimeleri, deyimleri, duaları, küfürleri dinlemek beni mest edip uykuma ninni saymışımdır günyüzü görmemiş o lafları!

Anladım ki bir çocuğun gözleri iyi görüyor, kulakları iyi duyuyorsa ve kalbi iyi hissediyorsa o çocuğun kendine çok faydası olur diyemesem de topluma, insanlara pek zararı olmaz derim. Aklımız ermeye başladıkça, hele okumayı sökünce; ülkede, şehirde, toplumda olanları anlamaya, sorgulamaya başlıyor insan. Güçsüze, zayıfa için acıdıkça, hayvanın, insanın biçareliğine derman olup, sevgisine gönül açınca sevgi ve vicdan kapasitesi yükseliyor insanın çocukken bile.

Böyle duygular içinde mahallede evlerine fileyle erzak götürenlerin aldıkları pahalı gıdalar fileden gözükmesin diye onları iyice sarıp saklama nezaketine şahit olunca çocuklukta aileden, mahalleden alıyor insan çocuk yaşta vicdan bonservisini.

Vicdanlı insanın solcu olmaktan başka seçeneği olmaz. Bu şekilde ailenin, mahallenin fırınından çıkıp hayata atılınca, liseye, üniversiteye başlayınca gidip bir sol saçağın altında vira diyorsun.

***

Gençlik yıllarımızda ülkenin devingenliği içinde insan kendini yeterince gözleyemiyor. Uzaktan bakmak, ilerleyen yıllarda işe yarıyor. Hele yaşın kemâle erdiği bu günlerimizde daha ferah ve objektif bakabiliyor insan kendisine, arkadaşlarına, olana bitene.

Geçende geçmişte farklı siyasetlerde yer aldığımız ODTÜ’lü bir arkadaşımla telefonda konuşuyorduk. Yine, bizim kuşaktan bilinen biri vefat etmişti. Yakın zamanda gidenleri ve çok hasta olanları saydık birbirimize isimleriyle. Üzüldük tabii. Arkadaşım, önümüzdeki on yılda bizim kuşaktan çok az insan kalacak, deyince gülümsedim ve ekledim: Artık hızlı yaşayamayız ama temiz yaşamışlığımızı koruyabiliriz, dedim.

İnsanın temiz yanını korumasının iki yönü var. Biri, öldükten sonra arkasından kötü söz söylenmemesi, ikincisi de insanın temiz yaşarken bunun hazzını alması. Bence iki şık da bir numarada yer almalı.

Telefonda konuştuğumuz ODTÜ’lü arkadaşımla siyasetlerimiz farklı olmuştu ama kullandığımız kelimelere yüklediğimiz anlamlar aynıydı. Dipnota, meraklısı için notlar’a (Attila İlhan!) hiç gerek kalmıyordu ki bu da hayatta bana göre bir nimetti.

İkimizin de konuşmamızda kullandığımız temiz kelimesine özel önem verip vurgu yapmamızın sebepleri elbette vardı. Yıllar boyunca yaşayarak, görerek, duyarak bu kelimenin sol içinde ne kadar kıymetli olduğunu öğrenmiştik.

***

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de başından beri ideolojik-felsefi ve sınıfsal farklılıklardan ve mensubiyetlerden ötürü taraflar arasında sürekli bir mücadele hatta etik olmayan davranışlar olageldi. İnsanlar zaman içinde bu farklılıklardan dolayı birbirlerinin kümelerine karşı aleyhte davranmalarına, komplo kurmalarına, saldırmalarına vb. alıştılar. Bu büyük bir yıpratma, kazanma, kaybettirme mücadelesiydi kesimler için. Bu hâl kadar normal karşılanmayan veya benim hâlâ hazmedemediğim; yapıların, kesimlerin, grupların kendi içlerinde kendi bendine zarar vermesi daha vahim geldi bana hep.

Politik süreçlerde, özellikle yenilgi yıllarında insanların içinde yer aldıkları cenahlara, mecralara, gruplara zarar verme ivmesi hızlanır. Ülkemizde de ’71 ve ’80 yenilgilerinde daha şiddetli oldu bu iç bünyeye  o cenahta yer alanlar tarafından zarar verilmesi.

Bu mevzuda her ağacın kurdu özünden olur, denir genellikle. Bu sözü hep çok kalenderce bulmuşumdur. Belki de çok öngörülü bir söz. Bir bakıma malzeme bu, şaşırma! diyor!

Darbeler sonrası ülkede örgütsel yapıların bir şekilde sahip olduğu çember kopunca, o yapıya dönem rüzgârının veya dönem modasının cazibesine kapılıp gelenler belki de kopar zincirlerini Gülsarı! olmuşlardır!

Yeni popülerleşen bir şarkıcıya muhabir, onun çok kilo almasıyla ilgili soru sorunca şarkıcı da;

–Yiyecem tabii, yıllarca doğru dürüst bir şey yemedim!

mealinde bir yanıt vermişti… Bu yanıt gibi bazıları da o örgütsel çemberin kopmasıyla, içinde o güne dek bastırdıklarını yapma özgürlüğüne kavuştuğunu düşünmüş olabilir.

***

Elbette herkesin aklının kendine biricik olduğunu bildiğimizden kimseye öğüt verip, öneride bulunmak haddimiz değil. Ancak, temiz bir dünyanın yaratılması için ilk gençliklerinden itibaren özverili bir hayat yaşayanlar ve bu hayat disiplinini örgütlerin jübilesinden, dağılmasından sonra da sürdürenler ömürlerinin son demlerine gelmiş oldukları bu yıllarda, sol gövdeden kopan menzilsiz parçacıkların hâlâ sol, devrimcilik rozetleriyle bu doğrultuda ahkâm kesmelerini istemezler ki bu onların ellerinde kalan bir avuç umudu savunma haklarıdır.

Şiirini, kişiliğini solda pek seven kalmamıştır geçirdiği dönüşüm nedeniyle İsmet Özel’in. Belirtmemde çekineceğim bir durum yok, bazı şiirlerini beğenirim ve zaman zaman da okurum ve beğendiğim o şiirlerini devrimci bir aura içinde yazdığına da inanırım. İsmet Özel’in bunlardan öte beğendiğim yönü şudur: ’71 yenilgisinden sonra muhtemelen bir varlık sorunu yaşamasının da etkisiyle soldan kopup  İslami çizgiyi benimsemişti. 1974 yılında Diriliş dergisinde yayınladığı Amentü şiiriyle de bunu açıkça ilân etmiştir. Bu tavrını doğru bulurum.

Şimdi değinmek istediğim yere geldik. Sol cenahta maalesef bu tavrı pek göremiyoruz. Yüzlerce örnek saymak mümkün bu hususta.

Adam ömrünün 4-5 yılında devrimcilik yapmış, 12 Eylül’ü fırsat bilmiş ve 13 Eylül’de ipten kopmuş. Zaman içinde ciddi paralar kazanırken, hak yeme, ahlaksızlık vb. birçok herzeyi yemiş ve eminim ki yeni çevresiyle keyif çatarken eski arkadaşlarıyla, düşünceleriyle geğire geğire dalga geçmiş ama solun itibarı kendisine lâzım olunca hemencecik eski etiketini takmış yakasına.

Başka yaygın bir örnek; 23 yıldır iktidar yandaşlarının devleti nasıl sağdıklarını anlatıp lanet okuyoruz ya, eski sol rozetini çakmak cebinde saklayanların bir kısmı da muhalif belediyeler ve girebildikleri kamu kurumlarında her tür dalga dubarayı çevirip ekonomik olarak semirmiş ve bunları yaparken de eski solcu maskelerini utanmadan yüzlerine takmışlardır.

Bu yumuşak örneklerin daha fecilerini vermemiz mümkün. Buradaki asıl mesele, bu solculuk, devrimcilik simsarlarının hak etmeden, sağarak, kitleyerek kazandıkları bizi ilgilendirmez ama bizi ilgilendiren yanı şu: bu zevatların yüzlerindeki sol maskeler ve yakalarındaki sol rozetler sökülmedikçe onların yaptığı rezilliklerin ahlaki yükü genel olarak sola mâledilecektir.

Lafın geldiği yer: bir ülkede, bir toplumda çürüme varsa sol bundan azade değil. Hele bu tür sol istismarcılarından kurtulmadıkça, solun iç temizliğine buradan başlanmadıkça, bunların yaptıklarının lekesi sola bulaşacaktır.

Son söz: ey sol istismarcıları artık sizler de doydunuz ve yaşlanıyorsunuz, kabrin kapasitesi de belli, sol namına maskelerinizi ve rozetlerinizi gençlere teslim edip hızla bu mahalleyi terk edin!

Tags: Naim Kandemir
Previous Post

ARSIZ

Next Post

Ekrem İmamoğlu’na diploma iptali resmen tebliğ edildi: Zamanlaması tartışma yarattı

Naim Kandemir

Naim Kandemir

Naim Kandemir: 1961 Samsun doğumlu. A.Ü SBF mezunu. Yayınlanmış kitapları: - Görüşmek Üzere, şiir, Mayıs Yayınları, 1983 - Camın Buğusuna Yazılanlar, şiir, Kanguru Yayınları, 2009. - Bir Dakikalık Hikâyeler, Bencekitap Yayınları, 2011. - Benim Amarcord’um, anlatı, Notabene Yayınları, 2014. - Ömrümüzü Hayat Yaptığımız Yıllar, anlatı, Notabene Yayınları, 2015. - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Bir Çocuğun Saflığıyla, öykü, Notabene Yayınları, 2018 - Motosikletle İtalya, gezi, Notabene Yayınları, 2019 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020 - Uçurtma Tamircisi, öykü, Notabene Yayınları,(hazırlanıyor) Ayrıca, senaryosunu yazdığı, 12 Eylül dönemini trajikomik bir hikâyeyle anlattığı Acayip adında bir sinema filmi projesi var. Cengiz Türüdü: 1959 Bulancak doğumlu. 1978 yılında A.Ü SBF’ne girdi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sıkıntılı bir süreç yaşadıktan sonra 2017 yılından itibaren kitaplarıyla aramıza döndü. Yayınlanmış kitapları: - İnziva Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2017 - Hayat Üzerine Diyaloglar, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2018 - Umut Diyalogları, Cengiz Türüdü&Naim Kandemir, Notabene Yayınları, 2020

Yazarın Diğer Yazıları

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ
Günlerden Sızan

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

20/04/2026
TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR
Günlerden Sızan

TOPLUMSAL BİR SORUNUN ÇÖZÜMÜ DE TOPLUMSALDIR

17/04/2026
PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN
Günlerden Sızan

PAYLAŞILAMAYAN MAHİR ÇAYAN

09/04/2026
İNSAN YAŞADIĞI KADAR
Günlerden Sızan

İNSAN YAŞADIĞI KADAR

06/04/2026
EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR
Günlerden Sızan

EN GÜZEL HAYALLER ÇOCUKLUKTA KURULUR

24/03/2026
HAYALLERİ EYERLEMEK
Günlerden Sızan

HAYALLERİ EYERLEMEK

16/03/2026
Next Post
Ekrem İmamoğlu’na diploma iptali resmen tebliğ edildi: Zamanlaması tartışma yarattı

Ekrem İmamoğlu’na diploma iptali resmen tebliğ edildi: Zamanlaması tartışma yarattı

Comments 1

  1. Ramazan Sarıoğlu says:
    11 ay ago

    Sevgili Naim tespitlerine tamamen katılıyorum.Şunu ilave edebilirim ki bulaşıcı bir hastalık gibi yayılımda gösterdi ve her alanda bu tipleri görmeye başladık.
    Saygılar,selamlar.

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

by Sonhaber
25/04/2026
0

Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken yeni gelişmeler yaşandı. Dosyayı yürüten Ebru Cansu, yürütülen incelemelerde yeni verilere ulaşıldığını açıkladı. Cansu, kayıp...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

by Ümit Özdemir
25/04/2026
0

Debelenme manşetini MÜSİAD’ın yayın organı Yeni Şafak attı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Ekonomik Programı Çöktü manşeti, MÜSİAD’ın durumdan...

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

by Sonhaber
25/04/2026
0

Adalet Bakanlığı, faili meçhul suç dosyalarının yeniden ele alınması amacıyla yeni bir adım attı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan...

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

by Sarya Özgür
25/04/2026
0

Bazen beden, insanın kendi evi olmaktan çıkar. Kapı gıcırdar, odalar yabancılaşır, içeride görünmeyen bir fırtına dolaşır. Ne tam adı vardır...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik