Pazar, Nisan 19, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Düşteki Mutluluk

Emine Aydoğdu by Emine Aydoğdu
11/10/2024
in Manşet Haberler, Öykü, Yazarlar
A A
2
Düşteki Mutluluk
0
SHARES
1.1k
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Kaç yaşındaydım, şimdi anımsamıyorum, beş-altı olabilir mi? Bu bir tahmin. Bütün tahminler gibi olası her türlü yanılgıyı da içinde barındırıyor. Okula gitmiyordum. Gitseydim mutlaka anımsardım. Çünkü her başlangıç, hafızaya yerleşen minicik bir noktaymış. Bunu sonradan öğrendim.

Dolunayın olduğu bir geceydi, o gece düşümde kırmızı ayakkabılar gördüm, üstünde yıldızları olan parlak kırmızı ayakkabılar. Aylaklarım içinde öylesine mutluydu ki sanki toprağa değil de boşluğa basıyor, hiç zorlanmadan yürüyor, hatta uçuyordum. Dupduru ve mavimsi gökyüzünde uçma hissini çok derinden tattıran bir düştü.

Yüksek ve karla kaplı bir dağın tepesinden aşağı bakıyordum ama toprağı göremiyordum. Bir ara nefesim kesilir gibi oldu, sanki damarlarımda kan değil de rüzgâr dolaşıyordu. Ilık ılık esen rüzgâr, bütün ağırlığımı almış, dağın bana dönük yamacına bırakmıştı. Artık bir kar tanesi kadar hafiftim. Kollarımı iki yana açıp derin derin nefes aldım, nefesim, yağmur damlaları gibi usul usul kırmızı pabuçlarımın üzerine düşüyordu. Her damlanın ayrı bir sesi vardı. Nefesimle çoğalan damlalar, dağın eteklerinde uçsuz bucaksız bir okyanusa dönüştü. Öyle yeşil, öyle mavi ve öyle parlaktı ki suyun parlaklığından gözlerim kamaşıyordu. Gözkapaklarımı kapattım ve okyanusun üstünde aheste aheste uçmaya başladım. Akçıl bulutlar etrafımı sarmıştı, hangisine dokunacağımı kestiremiyordum. Uzun bir süre okyanusun üzerinde gezindim, ayakkabılarımın içine suyun girdiğini hisseder hissetmez okyanustan çıkmaya çalıştım, işte tam o sırada uyandım.

Göz kapaklarımı açar açmaz yataktan hızlıca indim, uçacağımı sanarak heyecanla konuşmaya başladım. Neyse ki kardeşim uyanmadı. Çıplak ayaklarıma baktım, kırmızı pabuçları göremeyince önce sessiz sessiz sonra katıla katıla böğürerek ağladım. Kardeşim uykulu gözlerle bana bakıyordu. Yandaki apartmanın bahçesinde sarı danayı böğürterek ‘ama bugün bayram’ diyerek kestiklerinde, dananın ağladığı gibi ağladım. Ağlamam bütün gün sürdü. Ne annemin ne babamın aklına rüyamdaki pabuçları almak gelmedi. Bir düş olduğunu düşündüler. Benim umarsızlığıma aldırmadılar. Çocuksu bir heves gibi baktılar. Bir de ‘erkek çocuğu kırmızı pabuç giyer mi…’ diye konuştuklarını duydum?..

Varsıllık ve yoksulluk neydi, pabuçları alacak paramız var mıydı, o zamanlar bunları bilmiyordum?  Ama yoksul bir dünyanın içine doğmamıştım. Arkadaşım Mert, gün aşırı patates ve makarna yediğini anlatıyordu. Bir gün makarna, bir gün patates ama her gün mutlaka tarhana çorbası içtiğini de söylüyordu. Soframızda; çorba, et, meyve ve tatlı her zaman olurdu fakat seçme şansım yoktu, hepsini yemem gerekiyordu. Eti sevmiyordum, midem bulana bulana yemek zorunda kalıyordum. Babam sofrada ne varsa yenecek diyordu. Kız kardeşimden değil ama benden sürekli yakınıyorlardı. Önceleri üzülüyordum, sonra aldırmamaya başladım. Et sulu olarak pişirilmemişse, cebimde taşıdığım naylon torbaya çaktırmadan bir kısmını koyup Mert’e onun yemediklerini de birlikte köpeklere veriyorduk. Kız kardeşim göz ucuyla beni izliyor fakat hiç sesini çıkarmıyordu. İyi bir kardeşti, bunu anlamıştım, neden mi, çünkü ispiyoncu değildi?

Annem o akşam dayımın geleceğini söyledi, dayımın en sevdiği yeğeniydim ben. Her geldiğinde bana boyama kitap getirirdi. Göz kapaklarımın arı sokmuş gibi şiştiğini görünce: “Bu kadar üzülüp ağlamana değer mi ufaklık? Yarın ilk işimiz sana ayakkabı almak olsun. Haydi, gülümse de güzel gamzelerini göreyim.” dedi.

Dayım söz vermişti, yarın sabah ilk işimiz, Atatürk Bulvarı’ndaki ön cephesine rengârenk pabuç resimleri yapılmış, üç katlı ayakkabı mağazasına gidecektik, sevinçten uçuyordum, gece boyunca gözüme bir damla uyku girmedi. Sabah erkenden kalktım, en sevdiğim tişörtümü ve pantolonumu giydim, aynanın karşısında saçlarımı güzelce taradım, ilk kez gözlerimin bu kadar güzel baktığına tanık oluyordum, kıpır kıpır yerimde duramıyordum. Kahvaltıyı bile ayakta yapım. Nihayet öğlene doğru mağazaya gittik. Çocuk ayakkabıları üçüncü kattaydı. Asansörü beklemedim, dayımla birlikte merdivenleri koşarak çıktık. Çok fazla ayakkabı vardı. Sağ taraf erkekler, sol taraf kızlar için ayrılmıştı. Benim gözlerim kırmızı rengi arıyordu. Kırmızı renktekiler, kızlar için ayrılan bölümdeydi. Kırmızı ayakkabıların olduğu rafların yanında uzun süre bekledim, hangisini seçeceğimi bilemiyordum. Düşümde gördüğüme benzeyen yok gibiydi ama üst rafta gördüğümün rengi ve parlaklığı rüyamdaki ayakkabılara birazcık da olsa benziyordu fakat yıldızları yoktu… Olsun, onu alabilirdim. Ben bunları düşünürken dayım yanıma geldi ve erkek çocuklarının bölümüne gitmemiz gerektiğini söyledi. Ayakkabıları gösterdim: “Ooo oldukça güzel ufaklık ama onlar kızlar için.” Anlayamıyordum, neden kızlar giyebiliyor da erkekler giyemiyordu? Boğazım kurur gibi oldu. Erkek çocuklar için ayrılan bölümdeki bütün ayakkabılar siyah, kahverengi, gri ve lacivertti. Hiçbirini beğenmedim. En sonunda dayımın gösterdiği ayakkabılara, sonra yüzüne baktım, beğenmediğimi söylemek istedim ama yapamadım. Yüzümdeki mutsuzluğu okuyup, istemediğim pabuçları almayacağını sandım ama yanılmışım. “Hoşuna gitti sanırım, nasıl, beğendin mi ufaklık?” diye sordu. Denedim, ayağımda iyi duruyordu. Kendimi, güzel olduklarına inandırmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Gözlerim kırmızı ayakkabılardan başka bir şey görmüyordu. Terlemeye başladım. Ben kırmızıları almak istiyorum, diyecektim ama dayım üzülür diye söyleyemedim. Doğrusu dayımın mutluluğunu bozmak istemedim; bana pabuç aldığı için çok keyifliydi. Pabuçları istiyormuşum gibi görünerek kasaya doğru gittik, dayımın çok beğendiği lacivert pabuçları aldık ama ben, o pabuçları bir kere bile giymedim. Para kazanmaya başlayınca, o kadar çok kırmızı ayakkabı aldım ki hem kendime hem arkadaşlarıma, sayısını söylemeye kalksam, biliyorum inanmazsınız!..

Mutlu oldum mu? Doğrusunu isterseniz…

Bir daha o düşteki kadar mutlu olduğumu hiç anımsamıyorum.

Tags: Emine Aydoğdu
Previous Post

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: Cinayet ve uyuşturucu gibi suçlarda denetimli serbestliği kaldıracağız

Next Post

Sessiz Canların Sessiz Çığlığı: Gebze’de Yaşanan Vahşet

Emine Aydoğdu

Emine Aydoğdu

Dinamik Dergisi’nde çıkan yazılarıyla ilk kez yazın dünyasına adımını attı. Makine Mühendisleri Odası’nın meslek dergisinde yazıları yayımlandı. Uğur Mumcu Yaratıcı Yazarlık seminerlerine, Özgür Üniversitesi’nin Küresel Emperyalizm ve Kapitalizm üzerine derslerine, Ulus Baker’in Spinoza üzerine söyleşilerine katıldı. Sokak Yazarları Dergisi’nin oluşturulup gelişmesinde önemli katkıları oldu. Bu dergide öykü ve şiirleri yayımlandı. Anayasa, Anayasa Yargısı, Kararlar Dergisi ve İnsan Haklarına ilişkin yayınlar başta olmak üzere, yüze yakın hukuk kitabının editörlüğünü yaptı. “TEMMUZU BEYAZA BOYADIM” adlı öykü kitabı, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla Mart 2001’de yayımlandı. “TEŞKİLÂTI ESASİYE’DEN GÜNÜMÜZE ANAYASALAR” adlı çalışması Palme Yayıncılıktan Mayıs 2005’te yayımlandı. “ADO” adlı öykü kitabı, Yoğunluk Dergisi tarafından 2006’da yayımlandı. “BİR ISLIK ÇAL” adlı öykü kitabı, Favori Yayınlarından 2014’te yayımlandı. “DÜNYA BİR AVUÇ” adlı öykü kitabı, Tulpars Yayınlarından 2016’te yayımlandı. “AFORİZMALAR” adlı kitabı, Artshop Yayınlarından 2018’te yayımlandı. “KİMSE İNANMIYOR BANA” adlı öykü kitabı SRC yayınlarından 2024’te yayımlandı. Çeşitli gazetelerde denemeler yazmış, kimi televizyon kanallarında edebiyat söyleşilerine katılmış, Halk Evlerinde ise gençlere edebiyat ve sanat üzerine seminer vermiştir. “Sokak Yazarları, Evrensel Kültür, Yaşam Sanat, Yoğunluk, Deliler Teknesi, Öykü Teknesi, Tavır, İlk İnci, Nikbinlik, Çağdaş Yaşam, Bağlaç, Ekin Sanat, Kıyı Dili, Çağdaş Türk Dili, Bulut Yazar, Sarmal Çevrim, Eliz Edebiyat, Edebiyat Nöbeti, Lacivert, Edebiyat Kolektifi, Güney Dergisi, Çini Kitap, MYART Sanat Dergisi, Altı Yedi, adadergi.com, cigdergisi.com,” gibi kültür sanat ve edebiyat dergilerinde öyküleri ve şiirleri, “Feniks, İnsanokur.org, Çerçi Sanat, adananewstv.com, Son Baskı, Edebiyat-Kültür Sanat ve Farkındalık, Yaşa-Der Platformu (Yazar Şair ve Sanatçı Dernekleri Platformu) Yobazlıkla Mücadele, Kürecik TV Kültür Sanat Edebiyat, Solmedya.com ve sendika.org’da denemeleri ve öyküleri yayımlanmıştır. BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen Bursalı edebiyatçıların “Kış Buluşması” 2025 yılının Mart ayı etkinliğinde, ortak inisiyatif ile belirlenen ve “Bursa’dan Edebiyata Katkı” adıyla verilen 2024 Yılı Bursa’dan Öykü/Romana Katkı Ödülüne layık görülmüş ve “2024 Bursa’dan Öyküye Katkı Ödülü” ile onurlandırılmıştır.Gazetemizde “Öykü Köşeşi” yazarı olarak öykü ve deneme yazmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı
Kitap Önerileri

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı

09/04/2026
TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ
Manşet Haberler

TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ

08/03/2026
BİR YUMAK HAMUR
Manşet Haberler

BİR YUMAK HAMUR

09/02/2026
VENEZUELA VE EMPERYALİZM
Manşet Haberler

VENEZUELA VE EMPERYALİZM

19/01/2026
LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!
Manşet Haberler

LAİKA’YA BARIŞ GETİRECEKLER MİŞ!

02/01/2026
KEDİ
Manşet Haberler

KEDİ

15/12/2025
Next Post
Sessiz Canların Sessiz Çığlığı: Gebze’de Yaşanan Vahşet

Sessiz Canların Sessiz Çığlığı: Gebze’de Yaşanan Vahşet

Comments 2

  1. Yunus Çetinkaya says:
    2 yıl ago

    Çocuklukta herşey güzeldi…

    Yanıtla
    • Emine Aydogdu says:
      2 yıl ago

      Evet, sevgili arkadaşım.
      Selamlar 🌿

      Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

by Banu İmer
18/04/2026
0

Eskiden, Amerika’daki okullara yapılan saldırıları öğrenirdik haber kanallarından. Dehşet içinde izler ama dehşeti yaşamazdık. Bizde böyle şeyler olmadığına şükrederdik belki...

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

by Sonhaber
18/04/2026
0

Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın Lübnan-İsrail ateşkesine paralel olarak ticari gemilere açık olduğunu açıkladı. Donald Trump ise İran’ın boğazı “bir daha...

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

by Sonhaber
18/04/2026
0

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırıların ardından sosyal medyada yayılan tehdit içerikli paylaşımlar üzerine güvenlik birimleri harekete geçti. Bursa ve...

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

by Sonhaber
18/04/2026
0

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 21 Nisan’da Lüksemburg’da gerçekleştirecekleri toplantıda İsrail’e yönelik olası yaptırımları yeniden gündeme alacak. Diplomatik kaynaklara...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik