İlk gençlik yıllarımın önemli bir kısmında yazlarımı Altınoluk’ta geçirdim. Altınoluk Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı bir sahil kasabası. Doğa harikası bir yerdi. Bir yanda Kuzey Ege’nin berrak, buz gibi suları; bir yanda oksijen deposu Kaz Dağları’nın eşsiz güzelliği, bir yanda göz alabildiğine uzanan zeytinlikler… Öylesine bakir, öylesine büyüleyiciydi.
Derken zeytin ağaçları birer birer sökülüp yerine inşaat tabelaları dikildi. Çirkin ve plansız bir yapılaşmanın önü açıldı. Her sabah horoz sesleriyle uyanıp ineklerle arkadaşlık ettiğimiz yerlerde iş makinelerinin kulak tırmalayan gürültüsü yankılanmaya başladı. Altınoluk yıllar içinde neredeyse tek bir zeytinlik kalmayana kadar betonlaştı. Sessizliğin hüküm sürdüğü o güzelim kasaba panayır yerine döndü.
Doğanın insan eliyle yıkıma uğratılmasına ilk tanıklığımdı bu.
Bugün ülkenin farklı yerlerinde birbiri ardına benzer hikâyeler yaşanıyor. Kaz Dağları’nda, Fatsa’da, İliç’te… İkizdere’de, Akbelen’de, Hatay’da… İsimler değişiyor ama hikâye değişmiyor.
Zeytinliklerimiz, ormanlık alanlarımız, kıyılarımız rant uğruna büyük şirketlere adeta peşkeş çekiliyor, buralardaki talana göz yumuluyor.
Bu eylemlerin hepsinin ortak noktası: Ülkenin geleceğine zarar vermesi, doğal kaynaklarımızı tüketmesi, halkın huzur ve mutluluğuna ket vurması.
Büyük şirketlerin acımasızca, haksızca ele geçirmek istediği ormanlarımız, zeytinliklerimiz sadece ekonomik bir değer değil; aynı zamanda o topraklara emek vermiş insanların kendilerini ait hissettikleri, anılarını biriktirdikleri, kök saldıkları bir yaşam alanıdır.
Bugün acımasız bir saldırıya karşı toprağını, suyunu, ağacını savunan insanlar maalesef gözaltına alınıyor, yargılanıyor. Altüst edilen hayatların hesabını kimse vermiyor.
Direniş yolunda susturulmak istenenlerden biri de tutuklanan Esra Işık. Atalarının mirasını korumak için şirketlere başkaldıran köylünün sesi.
“Bu topraklarda atalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin emeği var. Mezarlarımız var tarlalarımızda. Hiç miyiz biz ya, hiç miyiz?” diye haykırıyor.
Bir sabah uyandığınızda acele kamulaştırma kararıyla artık evinizde oturamayacağınız söylense ve her şeyinize el konsa sizin içinizden hangi ses yükselir?
Ve aradığınız adalete o an ulaşılamasa…












