Perşembe, Nisan 23, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

KAPİTALİZMİN KRİZİ VE İŞÇİ SINIFI

Ahmet Hulusi Kırım by Ahmet Hulusi Kırım
26/08/2025
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
KAPİTALİZMİN KRİZİ VE İŞÇİ SINIFI
0
SHARES
507
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

SSCB’nin çöküşünden bugüne köprülerin altından çok sular geçti. Değişmeyen tek bir şey ise, sosyalist alternatifin yokluğunun kapitalizme bir alternatifin yokluğunu garantiliyor olması. Nereye gitmek istediğinizi bilmiyorsanız, hiçbir yol sizi bir yerlere götüremez. Sonuçta verdiğiniz kavgalar ya başarısızlıkla sonuçlanır ya da kapitalizm tarafından özümsenir.

Birçok kapitalizm eleştirmenine göre kapitalist sistem çöküşün eşiğindedir. Başkalarına göre ise kapitalizm, son ekonomik kriz evresine girmiş olduğundan bu ölüme mahkum sistemin ölüm döşeğindeki günlerini belgelemenin tam zamanıdır. Ama Marx’a göre bu iş o kadar kolay değildir. Kapitalizm kırılgan da değildir. İnsanları, kendilerini ve doğayı aynı anda sömüren ve yok eden bir sisteme karşı duyduğu onca nefrete karşın Marx kapitalizmin güçlü olduğunu ve bir sistem olarak yeniden üretimi için gerekli koşulları hazırlamaya yatkın olduğunu saptamıştı.

Kapitalizm, kar amacı (artı değer) güden üretim aracı sahipleri kapitalistlerle, üretim araçlarından koparılmış ve geçimlerini sağlamak için emek sarf etme kapasitelerini satmaktan başka çareleri olmayan işçiler arasındaki ilişki üzerinden yürüyen bir sistemdir. Marx böyle bir sistemin kendini nasıl yeniden üretebildiğini sorgulamıştır. Kapitalizmin üretilen ve yeniden üretilen öncülleri nelerdir?

Sermaye açısından bunun izahı çok kolaydır. İşgücü alımı üzerinden sermaye hem işçileri emek sürecine yönlendirme hakkını hem de işçinin ürettiği mallara sahip olma hakkını elde eder. Bu hakları işçileri sömürmek ve dolayısıyla artı değer içeren mallar üretmek için kullanır. Sermayenin amacı aslında o işlenmiş mallar değil, o malları satarak artı değeri paraya dönüştürmektir. Bu malların satışıyla birlikte sermaye üretim sürecinde tüketilen üretim araçlarını yenileme, yeniden ücretli işçi bulma, kendi istediği tüketimi sürdürebilme ve genişleme amaçlı sermaye biriktirme şansına sahip olur. Ne var ki, sermayenin sermaye olarak kalmaya devam etmesi için işçilerin ücretli işçiler olarak yeniden üretilmesi gerekir. Sermaye sürekli olarak ücretleri aşağı çekmeye çalışsa da işçiler de bunun tersi için uğraşır.

O halde, işçilerin hayatta kalmak için becerilerini satma mecburiyetinden kurtulmalarını sağlayacak ücretleri elde etmelerini engelleyen nedir?

Sermayenin ücretleri düşük tutmasının yollarından biri işçileri bölüp ayırarak sermayeye karşı birleşmelerini engellemek ve birbirleriyle rekabet etmelerini sağlamaktır. Sermaye bunu sadece işçileri birbirlerine karşı kullanarak değil, aynı zamanda işçilerin yerine makineleri getirerek sürekli olarak bir yedek emek ordusu üretmek yoluyla da yapar. İşçiler arasındaki rekabet ve çalışanla çalışmayan arasındaki bölünme ücretlerin düşük kalmasını sağlar. Marx,kapitalist üretimin büyük güzelliği der, görece bir artık ücretli işçi nüfuzu yaratarak ücretlerin kapitalist sömürüye uygun sınırlar içinde kalmasını sağlamak ve bunun sonucunda da işçinin vazgeçilmez olan sermayeye toplumsal bağımlılığını garanti altına almaktır

Öte yandan Marx ücretli emeğin yeniden üretiminin nedenleri arasına bir tane daha neden eklemiştir. İşçiler kapitalist ilişkiler içerisinde sömürülmekle kalmazlar aynı zamanda BOZULURLAR. Bu neden bize, sermaye her zamanki krizlerden birini yaşarken işçileri neden ayaklanmadıklarını da bir anlamda izah eder.

Sermaye her ne kadar üretici güçleri geliştiriyor olsa da, Marx’a göre, kapitalizmde üretimin gelişmesi için kullanılan tüm araçlar işçiyi bir insan parçasına dönüştürür, onu aşağılar ve emek sürecinin entelektüel yeterliliklerinden yabancılaştırır. Kapital’de, hayatı boyunca elini ayağını uzmanlık gerektiren tek bir işe adamak zorunda kalan işçinin nasıl bozulduğu, güçsüzleştirildiği, aklen ve bedenen kötürümleştirildiği açıklanır.

Kapitalizmde kendine özgü bir insan tipi yaratıldı. Meta ve sermaye üretmenin yanı sıra kapitalizm, tek eğlencesi bir şeylere sahip olmak ve onları tüketmek olan parçalanmış, sakat bırakılmış insanlar yarattı. Hep daha fazlasını isteyen insanlar. Sermaye, işçileri için durmaksızın yeni ihtiyaçlar yumurtlar ve sermayenin gücünün dayandığı nokta burasıdır. Her yeni kapitalist meta ihtiyacı işçileri sermayeye bağlayan saadet zincirinin yeni bir halkasıdır. Kapitalist  ilişkiler dahilinde üretmek, tümüyle boşalma, toptan yabancılaşma amacını kendi içinde taşıyan insanın tümüyle harici bir amaca kendini adaması sürecidir.

Elbette işçiler belli hedefler uğruna sermaye ile kavgaya tutuşur. Ne var ki, ne kadar kavga ederse etsinler, işçiler kapitalizmin gereklerini kendinden menkul doğa yasaları gördükleri sürece bu kavgalar kapitalist ilişki çemberi içerisinde gerçekleşecektir. Sonuçta, sermaye mantığına bu derece bağlı oldukları sürece, kapitalizmin krizleriyle her karşılaşmalarında sermayenin yeniden üretimi için gerekli koşulları yaratmak için harekete geçeceklerdir.

Marx, işte bu nedenle Kapital’i yazmıştır. Sermayenin kendi gereklerini doğal gören bir işçi sınıfı yaratma yetisine sahip olması nedeniyle Marx’ın amacı, işçilere sermayenin doğasını anlatmak ve onların kapitalizm ötesine geçme zaruretini anlamalarını sağlamaktı.

Marx’a göre, fikirler kitlelerin zihinlerini kuşattıkları anda maddi bir güce dönüşürler. Yıllar boyunca, SSCB “sosyalizminin” çöküşünün sonucu olarak kapitalizmden memnun olmayan insanlara başka bir alternatifin olmadığı ve buna bağlı olarak umut edilecek en iyi şeyin “insani” bir kapitalizm olduğu söylendi. Sonuç ise kapitalizmi güçlendirmekten başka bir işe yaramadı. Bu nedenle SSCB  “sosyalizmi” ve neden çöktüğünü anlamak bir fikir jimnastiği değildir. Aksine, bir alternatifin olması gerektiğini biliyoruz. Özü gereği giderek daha da yabancılaştırıcı üretim, giderek artan ihtiyaçlar ve giderek artan tüketim sarmalını içinde taşıyan bir sistemin alternatifinin olması şarttır. Karşı karşıya kaldığımız heyula barbarlıktır ve insanlık bu barbarlığı yenecektir.

 

KAYNAKÇA :

Kapital-Karl Marx(Cilt1)
Grundrisse-Karl Marx
Reel Sosyalizmin Çelişkileri-Michael Lebowits
Liberalizmden Sonra-İmmanuel Wallerstein
İmparatorluk-A.Negri
Dünya işte Böyle Yönetilir-Pedro BaNos
Tags: Ahmet Hulusi Kırım
Previous Post

KKM Faciasından Carry Trade Tuzaklarına

Next Post

Suriye geçici devlet başkanı Ahmed Şara, BM Genel Kurulu’nda konuşacak

Ahmet Hulusi Kırım

Ahmet Hulusi Kırım

1949 doğumlu olup Rize-Ardeşenli Laz milliyetindendir. İstanbul Hukuk Fakültesi mezunu, uzun seneler avukatlık yapti.1980'den itibaren Yeni Demokrasi, Komun, Ogni dergilerinin yayınında sorumluluk aldı. Bu dergilerde ve Halkın Günlüğü gazetesinde yazılar yayınladı. 1980 ve sonrasında sıkıyönetim mahkemeleri ve DGM'lerde devrimcilerin avukatlığını yapmıştır. "Komplo Tarlaları" ve "Tek Ülkede Sosyalizm" isimli kitapları vardır

Yazarın Diğer Yazıları

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI
Manşet Haberler

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

21/04/2026
NEO LİBERALİZM VE EMEKLİLER
Manşet Haberler

NEO LİBERALİZM VE EMEKLİLER

16/03/2026
EMPERYALİZM VE İRAN HALKININ KADERSİZLİĞİ
Manşet Haberler

EMPERYALİZM VE İRAN HALKININ KADERSİZLİĞİ

09/03/2026
PAKİSTAN-AFGANİSTAN’IN VEKALET SAVAŞI
Manşet Haberler

PAKİSTAN-AFGANİSTAN’IN VEKALET SAVAŞI

02/03/2026
GÜNÜMÜZDE SİBER SAVAŞLAR
Manşet Haberler

GÜNÜMÜZDE SİBER SAVAŞLAR

17/02/2026
POLONYA YENİLGİSİNİN SOVYET İÇ VE DIŞ POLİTİKASINA ETKİLERİ
Manşet Haberler

POLONYA YENİLGİSİNİN SOVYET İÇ VE DIŞ POLİTİKASINA ETKİLERİ

29/01/2026
Next Post
Suriye geçici devlet başkanı Ahmed Şara, BM Genel Kurulu’nda konuşacak

Suriye geçici devlet başkanı Ahmed Şara, BM Genel Kurulu’nda konuşacak

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Travmayı kadınların dilinden anlatan eser raflarda: Ayla Türksoy’dan feminist bir direniş anlatısı

Travmayı kadınların dilinden anlatan eser raflarda: Ayla Türksoy’dan feminist bir direniş anlatısı

by Sonhaber
22/04/2026
0

Ayla Türksoy’un kaleme aldığı Travmayı Kadınca Yeniden Yazmak: Bir Feminist Direniş Biçimi yayımlandı. Eser, travmayı yalnızca psikolojik bir yara olarak...

Tesadüfün böylesi…

Tesadüfün böylesi…

by Korkut Akın
22/04/2026
0

Dinozorların Son Günü (umarım adını yanlış anımsamıyorumdur) Alan Yayınları’ndan çıkan önemli dört ciltlik bir araştırma kitabıydı. Daha başında, Dünya daha...

Trump’tan Hürmüz çıkışı: “İran ekonomik olarak çöktü”

Trump’tan Hürmüz çıkışı: “İran ekonomik olarak çöktü”

by Sonhaber
22/04/2026
0

Donald Trump, İran ekonomisine ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Trump, İran’ın ciddi bir mali kriz...

Başsavcı Uğurlu’dan kritik uyarı: “Suça sürüklenen çocuklarda sistem işlemiyor”

Başsavcı Uğurlu’dan kritik uyarı: “Suça sürüklenen çocuklarda sistem işlemiyor”

by Sonhaber
22/04/2026
0

Hasan Uğurlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde kurulan Suça Sürüklenen Çocukları Araştırma Komisyonu’nda yaptığı sunumda çocuk adalet sistemine ilişkin dikkat...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik