Türkiye’nin en acil ihtiyacı onlar…

Onlar,

Yoksulluğun, açlığın, yoksunluğun pençesinde işkenceye ve zulme kesilmiş bir ülkeye özgürce nefes aldırmaya çalışanlar,

Onlar,

En umulmadık anda karanlığa yazgılı bir ülkenin aydınlığına “imdat freni” olanlar.

Onlar,

“Kıyıda rüzgâr, dağlarda pınar, yüreklerimizde bir çınar,” olanlar. (Sevinç Eratalay, Kıyıda Rüzgâr)

Kısacası onlar,

Şu anda ihtiyacımız olanlar.

Yeniden, bir kez daha, kelepçelenmiş demir kapının ardında havada sıkılı yıldızlı yumruklarıyla.

Kapitalist sistem bir krizden çıkıp çok daha şiddetli bir diğer krize doğru yalpaladıkça eski çelişkiler de tekrar gün yüzüne çıkıyor. Toplumun çoğunluğunun gittikçe yoksullaştığı bir avuç seçkin azınlığın ise gün geçtikçe daha da varsıllaştığı, merkez bankalarının toplumun çoğunluğunun refahını arttıracağı yerde karşılıksız para basma ve faizler yoluyla özel bankaları, finans kurumlarını ve borsaları memnun ederek karlarına kar kattığı, işsizliğin ve iflasların arşa çıktığı bir ortamda mutsuz ve huzursuz kitlelerin toplumsal patlamalara evirilebilecek hareketlere katılmalarını ve mücadelelere yönelmelerini engellemek adına eski defterler tekrardan açılarak istikrarsızlığın, kutuplaşmanın ve siyasi değişimlerin zemini hazırlanıp toplumsal kızgınlık ve hoşnutsuzluk başka yerlere -“milli” ve “yerli” olmayanlara- yönlendirilmek isteniyor. Bütün bunlar iktidarlığı koruma adına yapılıyor.
Tam da böylesi bir dönemde onlara ihtiyaç var. Kapıları kelepçelenmiş üniversite görmemek için iyilik adına, güzellik adına ve ezilenler adına onlara ihtiyaç var.
Türkiye’nin şu karanlık günlerde en acil ihtiyacı olan şey devrimcilerdir. Tarihimiz bunun en güzel örnekleriyle doludur. En umutsuz anlarda ve en karanlık günlerde onlar umut ve aydınlık olmuştur.
“Artık o eski devrimler mümkün değil mi?” endişesinin her geçen gün üzerine daha da fazla ölü toprağı serpilen radikal solun kapısını çaldığı, pratiğin teori yoksunluğunun girdabında yalpaladığı ve var olan protestoların da sabun köpüğü gibi dağıldığı günümüzde belki de ilk önce ihtiyacımız olan, belki de ilk adımı atmamızı sağlayıp tüm ezilenleri birleştirecek olan, belki de tüm tahammülsüzlükleri, tüm egoları ve tüm öncülükleri üzerimizden sıyırıp atacak olan ve belki de tüm dinlerin ve milliyetlerin üzerinde özgürlük, eşitlik ve kardeşlik adına “tüm yeryüzünü vatan, tüm dünyayı millet” yapacak olan DEVRİMCİLERİN DAYANIŞMASI’dır. Ne kadar farkına varmasak da bizleri yaşatan DAYANIŞMA’dır.
 
Çünkü,
 
“DAYANIŞMA YAŞATIR!”
 
Saltanat sistemlerin en öncelikli amacı direnişi kırmak ve ortadan kaldırmaktır. Yeni saltanat sistemi bir güç gösterisini gerektirir. Güç kullanmayı icap ettirir. Bu çok açıktır. Ancak şurası da çok açıktır ki, saltanat için nefes alınamayacak hale getirilen bir ülkede boğulan gençliğin DAYANIŞMASI beraberinde DİRENİŞİ de getirir.

Boğaziçi Üniversitesi’nde direnen öğrenciler bu ışığı bize gösteriyorlar.

Mustafa Kumanova
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x