Ülkemiz Çöplük Değildir

HomeManşet Yazarlar

Ülkemiz Çöplük Değildir

Hüseyin Habip Taşkın

Bir avuç sermayedarın zevk ve sefa içinde yaşamaları için doğamız kirletmeye, yaşam alanlarını yok etmeye devam ediyorlar. En acımasız teknolojileriyle, devletlerin desteğiyle her yer çöplüğe, nükleer artığa döndü. Dönmeye de devam ediyor.
Ülkemizde de aynı sorunlar diyalektik açıdan bir bütünsellik taşıyarak AKP ve MHP ortaklığında devam ediyor.
Ülkemiz çöplük değildir. Nükleer artıkların toplama yeri değildir. “Brezilya donanmasında 21 yıl hizmet veren ve içerisinde 600 ton asbest barındırdığı öne sürülen NAe Sao Paulo isimli uçak gemisi, söküm için İzmir Aliağa’ya gelecek. Zehirli geminin, denize ve çevreye zarar vereceği, insanlarda ise kansere yol açacağı açıklanmış, Türkiye ve yurtdışında günlerce eylem yapılmıştı.”
04 Ağustos 2022 tarihinde İzmir’den kalkan otobüslerle Aliağa’ya geldik. İzban ile gelenler olduğu kadar, çevre bölgelerden gelenlerde Petrol İş Sendikası binasında buluştu. Caddede yürüyüş korteji oluşturuldu. Yürüyüşte, sosyalist partilerin, HDP ve birleşenlerinin, Disk Emekli Sen’in ve diğer kurumların taşıdıkları pankartlar vardı.
Sokak aralarında yürürken coşkulu, sloganlarla Zehirli geminin ülkemize ve özellikle Aliağa’ya gelişini protesto ettik.
Benim gözlemlemem ile konuştuğumuz katılımcılarında görüşleri aynıydı. Aliağa içinde mücadele veren duyarlı emekçi insanların çabalarını takdir ettik. Üzücü olan ise dışarıdan gelen katılımcıların sayıca çokluğuydu. Ülkemizde korku duvarını yıkamayan sayıca çok olan bir halk kitlesi var. Bunun çözümüne kafa yormak gerekiyor.
Aliağa’daki gördüğüm olumsuzluk bana Soma maden katliamından sonra bir mitinge katıldığımı hatırlattı ve sonrasında bir makale yazısı yazmıştım. Burada da durum aynıydı. Devletin baskısı ön plana çıkıyordu.

Şimdi Daha Güçlüyüz

 Öğlene doğru Gazeteci Maymun, kaldırımdan durağa doğru yürüyordu. Caddede arabalar zaman zaman çoğalıyor ya da azalıyordu. Durağa birkaç adım kalmıştı ki:

“Abim abim gelsene buraya!” diye bir ses duydu.

Gazeteci Maymun, sesin geldiği yöne döndü. Merdiven basamakları, yüksek zeminli dükkâna baktı. Karşısında siyah uzun saçlarıyla, ince belli Esmer Maymun duruyordu. Basamakları ikişer ikişer çıktı. Dükkâna girdiğinde, ikinci el satılan eşyalara göz ucuyla baktı.  Esmer Maymun, beş altı adımdan sonra sağa döndü. Arkasından Gazeteci Maymun döndüğünde karşı masanın sağ köşesinde oturan, markette kasiyerlik yapan, hafiften toplu, uzun sarı saçlarıyla Güleç Maymun’u gördü. Yanına gidip el sıkıştılar.  Sol köşeye de kendisi oturdu.   Esmer Maymun, karşılarında ayakta durdu. Birbirlerine baktılar. Gazeteci Maymun, konunun önemli olduğunu tahmin etse de içeriğini bilmiyordu:

“Abim, seni buraya çağırmamızın nedeni, bir konuda düşünceni almak.”

Gazeteci Maymun, konuşmaya daha çok odaklandı.

“Abim, biliyorsun, ben hayvanca yaşamdan yanayım. Mücadele alanında kadın aslan, maymun, kedilerin ve tüm hayvanların yaşam haklarını savunuyorum. Yeri geliyor basın açıklamalarında Polis Aslanların saldırısıyla karşı karşıya kalıyoruz. Gözaltılar ve adliye koridorlarına kadar sürdürüyorlar şiddeti. Hak aramak yaşadığımız coğrafyada çok zor. ”

Esmer Maymun, Güleç Maymun’a baktı. Bu durum, Gazeteci Maymun’un dikkatini çekti. Sessizlik uzadığında:

“Beni buraya önemli bir konu için çağırdığınızı anladım. Gerisini getiremediniz.” dedi.

“Haklısın abim. Sorun şu! Şubelerde ırza geçme, makata cop ve şişe sokma olayları ara sıra basına yansıyor. Güleç Maymun, üç yıl önce işten atıldığında iş yerinin önünde işe alınması için eylem başlatıyor. Basının ve duyarlı insanların ilgisini çekiyor. Yaptığı eylem, ülke genelinde yankı buluyor. İşyerinin şikâyetiyle Polis Aslanlarca gözaltına alınıyor. Götürüldüğü yerde tecavüze uğruyor. Bunu, eşinden ve çocuklarından saklıyor. Bir seneyi geçkin zamandır psikolojik tedavi görüyor. Kendisine şikayetçi ol diyorum ama olmuyor. Neymiş, herkes duyarmış. Eşi, çocukları bunalıma girermiş…”

Gazeteci Maymun, Güleç Maymun’a baktı:

“Senin yaşadıkların çok acı. Bunları açıklaman da kolay değil. Seni anlıyorum. Yalnız, susarsan, sana tecavüz edenleri cesaretlendirirsin. Çocuklarının ve eşinin arkasına sığınıp kaçış arama, olanlarla yüzleşmen gerekiyor.”

Güleç Maymun’un gözleri yaşardı. Sonrasında göz pınarlarından damlalar aktı. Gazeteci Maymun,  Güleç Maymun’un yanına gidip dizlerinin üzerine çömeldi.  Onun elini iki elinin arasına aldı:

“Susmamalısın. Seninleyiz. Gazete köşemde yazarım. Gerekirse manşet atarız. Diğer tecavüze uğrayanlar da cesaretlenir. Korkunun yerini hak arama alır.”

Esmer Maymun da Güleç Maymun’un önünde dizlerinin üzerine çömeldi. Onun boşta kalan elini iki elinin arasına aldı ve içtenlikle konuştu:

“Şimdi daha güçlüyüz.”

Gazeteci Maymun konuşmaya başladı:

“Cezaevinden çıkan yazarın biri, anılarını yazmıştı. Onun imza ve söyleşi gününe gitmiştim.  Makatına şişe sokmuşlar. Mahkeme tutanaklarına geçmiş ama sonuçsuz kalmış. Onun döneminde askeri darbe varmış. Bundan başka cezaevinden çıkan bir kadın Maymun yaşadıklarını yazıp kitap haline getiriyor.  O da kitabının bir yerinde sorguda dövüldüğünü, kollarından tutularak zorla soyulduğunu, tecavüz edildiğini anlatıyor. Koğuşa gelen devrimci Kadın Maymunların birçoğuna bu uygulama yapılmış, bazıları kendisine yapılanları anlatamıyormuş. Devrimci Tutsak Maymunlar, kadınların sorguda yaşadıklarını çözüyorlarmış. Bu acıyı yaşayanlar, zaman içinde ikna edilerek yaşadıklarını anlatabiliyorlarmış. Mahkeme tutanaklarına geçiyormuş geçmesine ama sonuçsuz kalıyormuş. Şimdi gelelim sana! Bence susma!”

Güleç Maymun, gözyaşlarına hakim olamadı. Gazeteci Maymun’un boynuna doladı kollarını, başını omzuna koydu. Epeyce zaman sonra, elini yüzünü yıkamak için lavaboya gitti. Geriye geldiğinde yüzünde hafif bir gülümsemeyle:

“Nereden başlıyorum?” dedi.

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments