Pazartesi, Nisan 20, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Ekonomi

Zemin çökerse, üzerindeki her şeyle birlikte çöker…

Fikret Başkaya by Fikret Başkaya
06/08/2023
in Ekonomi, Manşet Haberler, Manşet Yazarlar, Türkiye
A A
0
Zemin çökerse, üzerindeki her şeyle birlikte çöker…
0
SHARES
1
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Fikret Başkaya

 

“Gerçi İngiliz halkı özgür olmak istiyor ama yanılıyor, zira o sadece parlamentoya temsilcileri seçtiği sürede özgür ve temsilciler seçilir seçilmez de köleden başka bir şey değil. Özgür olduğu o kısacık zamanda, özgürlüğünü kullandığı anda özgürlüğünü kaybediyor”.                                                                           Jean Jacques Rousseau

 

‘Batı demokrasisi veya ‘temsilî demokrasi’ de denilenin gerçek demokrasiyle ilgisi bir şekilden veya görüntüden ibaretti… Bizde 1946-50’den beri oynanan ‘demokrasi oyunu’, Batı’dakinin kötü bir kopyası… Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmezleri sayılır ama reel dünyada hiç öyle olmadı. Bir kere siyasi partiler halk (emekçi sınıflar) tarafından kurulmuş değillerdi. Halk tarafından kurulmaları ya engellendi ya da her şeye rağmen kurulabilenlerin yaşamasına izin verilmedi. Gerçek muhalefet hiçbir zaman bir varlık gösteremedi… Bizde siyasi partiler halkın değil, devletin ve mülk sahibi egemen sınıfların örgütleridir. Halktan oy alıyorlar ama onu temsil etmiyorlar… Eğer siyasi partiler gerçekten adlarına layık örgütler olsalar, seçimlerin de reel bir varlığı olsaydı, Türkiye bugün böyle olur muydu? Onun için neden söz ettiğini bilmek önemlidir denecektir…

 

Bu günkü siyasi partilerin yapısı-işleyişi ve hareket alanı 12 Eylül 1980 NATO’cu-Amerikancı askeri darbe tarafından belirlendi. Faşist darbeyle ‘neoliberalizm’ denilen ekonomik-sosyal model dayatıldı. Aslında Türkiye’nin neoliberal ekonomik ve sosyal politikalara teslim olması, kompradorlaşma tercihi yapmak demekti… O tarihten sonra ekonominin temeli aşınmaya devam etti. 2002’de dinci AKP’nin iktidara taşınmasıyla aşınmanın hızı ve yoğunluğu daha da arttı… Artık yağmalanmamış talan edilmemiş bir şey kalmadı… Şimdilerde ülkenin içine sürüklendiği durumu ‘kriz’ deyip geçiştirmek mümkün değil. Söz kokusu olan kriz değil ‘çöküş’… Çöküş, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı ve olmayacağı demeye gelir…

 

Neoliberal ekonomik ve sosyal politikalar sadece bizde değil, her yerde siyaseti etkisizleştirdi… Sağcı-solcu-liberal, sosyal demokrat…hangi siyasi parti iktidar olursa olsun, yapabilecekleri şeylerin sınırı gerici -halk düşmanı neoliberal paradigma tarafından belirlendi… Siyasi partiler arasındaki farklılıklar silikleşti… Artık hangi siyasi parti iktidar olursa olsun, şeylerin seyri değişmiyordu… Bu durum siyasi partilerin halkı aldatma-oyalama yeteneklerini aşındırdı… Giderek, geniş emekçi halk sınıflarının siyasi partilere güveni azaldı.

 

İnsanlar, siyasi partilerden ümidi kesince, ‘karizmatik’ liderlere, yalanı yüksek sesle söyleyen siyasetçilere yöneliyorlar. Burjuva siyaseti varlığını toplumu kutuplaştırmaya borçludur… Toplum ne kadar kutuplaştırılırsa aldatmak-oyalamak ve yönetmek o kadar kolaylaşıyor… Kimlik siyaseti iyi iş görüyor… O işi en iyi yapabilenler de ‘karizmatik’ denilen liderler…  Şimdilerde dünyanın birçok ülkesinde aşırı sağcı, faşist, dinci liderlerin seçilmesinin nedeni düzen partilerinin gözden düşmesi… Aldatma-oyalama yeteneklerinin aşınması… Türkiye’de son milletvekili ve başkanlık seçimlerinde T. Erdoğan’ın partisinden %15 fazla oy alması söylemek istediğim durumun sonucu…

 

Türkiye’de geride kalan dönemde geçerli ‘siyaset yapma’ yöntem ve araçlarının artık işe yaramadığı zaman gelip çattı… Müesses nizamın muhalefetinin kitleleri aldatma-oyalama yeteneği aşınmış bulunuyor… Bu da verili siyaset yapma tarzının dışında bir şeyler yapmayı gerektiriyor…

 

Eğer Tek-adam rejiminden vakitlice kurtulunamazsa, geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayacak… Oldum-olası Türkiye’de siyaset, bütçenin, hazinenin ve müştereklerin (herkesin olan, herkesin ortak kullanımına sunulan kaynakların-varlıkların) yağmalanması, talan edilmesi için yapılıyor ama geride kalan 20 yılda AKP bütün rekorları kırdı… Sömürü, yağma ve talan insan havsalasını zorlayacak boyutlara çıktı… Açlık ve yoksulluğun şu veya bu şekilde üstesinden gelmek imkansız değildir ama doğa yağma ve talanı aynı şey değil… Ekolojik yıkım pupa-yelken yol almaya devam ediyor… Bu, yaşamın temelinin aşınması, geri dönüşü olmayan yola girilmesi demektir… Yazık ki, bu utanç verici yağma talana yeterli tepki yok… Oysa her şey göz önünde gerçekleşiyor…

 

Maalesef toplum çoğunluğu ‘kalkınma’, ‘ilerleme’, ‘ekonomik büyüme’ adına bütçenin, hazinenin ve yaşam için vazgeçilmez doğal varlığın, yağmalanması karşısında yeterli duyarlılığa sahip değil ve gereken tepkiyi göstermiyor… Yıkımı seyretmekle yetiniyor… Yerli- yabancı sermaye (ki, yerlisiyle yabancısı arasında fark yoktur) sadece emekçileri sömürmüyor, bütçeyi ve hazineyi utanmazca yağmalamıyor, ülkenin doğal alt-yapısını, ekolojik varlığını da yok ediyor… Kapitalist devlet yangına körükle gidiyor… Velhasıl, ayağımızın altındaki zemin hızlı bir tempoyla aşınmaya devam ediyor…

 

Muğla İkizköy, Akbelende yaşanan vahşet bir istisna değil, yüzlercesinden sadece biri… Bu vahşi yıkım vakitlice durdurulamazsa, ülke çöle dönüşecek ve bunun sorumlusu sadece yağma ve talanın failleri, gözü doymaz kapitalistler değil, bu duruma seyirci kalan herkes olacak…

 

Rejim, iktidarı ve muhalefetiyle bir çöküş manzarası arz ediyor ama söylem başka… Yüzyıllık yalanda ısrar devam ediliyor… Geride kalan yüzyılda, insanlar muasır medeniyeti yakalayıp üstüne çıkma mavalıyla uyutuldu… Oysa muasır medeniyeti yakama söyleminin bu dünyada bir karşılığı olması mümkün değildir… Zira, kapitalizm dahilinde kapitalist-emperyalist-kolonyalist devletler gibi olmak mümkün değildir… Arada sömürü-bağımlılık ve tâbiyet ilişkisi olduğu için… Aslında gerekli de değildir… Dünyanın geri kalanını, şimdilerle ‘Küresel Güney’ denilen ülkeleri sömüren, kaynaklarını yağmalayan, talan eden kolonyalist, emperyalist, ırkçı  Batı’nın nesi sizi cezbediyor?  Bu kafayla olmaz, bu yol bir yere çıkmaz ama başka bir şey yapmak pekâla mümkündür…

 

Siyasetin kaşarlanmış burjuva politikacılarına bırakılmayacak kadar önemli olduğunun bilinmesi gerekiyor… Bunun için de yurttaş bilinciyle hareket etmek, siyasal sürecin seyircisi değil, öznesi olmak gerekiyor… Bu da ideolojik kölelikten kurtulmadan mümkün değil…

 

 

 

 

 

Tags: AkbelenEkonomik KrizFikret BaşkayakapitalizmLiberalekonomi
Previous Post

YERKÜRE KAVRULUYOR

Next Post

Coğrafya Taşınmaz Ama Acılar Taşınır:

Fikret Başkaya

Fikret Başkaya

Lise eğitimini İzmir Atatürk Lisesi'nde yaptı. Daha sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat ve maliye bölümlerini bitirdi. Paris ve Poitiers üniversitelerinde doktora öğrenimini tamamladı. Yurt dışında bulunduğu süre boyunca; azgelişmişlik, emperyalizm ve kapitalizmden sosyalizme geçiş sorunları üzerine birçok araştırma yaptı. Bir süre Sosyal Hizmetler Akademisi'nde iktisat dersleri verdi.Abant Izzet Baysal Üniversitesi iktisat bölümü öğretim üyesi iken Paradigmanın İflası adlı kitabından ötürü Terörle Mücadele Yasası'na muhalefetten 20 ay hapis cezasına çarptırıldı. Haymana Kapalı Cezaevi'nde cezasını çekti. 2004'te, 1994 yılında Gündem gazetesinde yayımlanan ve hiçbir adli işleme konu olmayan makalelerine "Akıntıya Karşı Yazılar" adlı kitabında yer veren Doç. Dr. Fikret Başkaya'nın, "devletin manevi şahsiyetine hakaret ettiği" gerekçesiyle 3 yıl hapsi istendi.Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Başkaya'nın 'eleştiri sınırları içinde kaldığı'na hükmedilerek hakkında beraat kararı verildi (2005). 2006 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Başkaya'nın 'Paradigmanın İflası' adlı kitabına sesli kitap projesinde yer verdi.Fikret Başkaya 2007 yılı itibarıyla Özgür Üniversite'nin başkanlığı görevini sürdürmekte ve bu kuruluşta gönüllü olarak ders vermektedir.

Yazarın Diğer Yazıları

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…
Manşet Haberler

Duyduk, duymadık demeyin: Komünizmden başka bir gelecek yok…

17/04/2026
“İç Cepheden” Sevgilerle…
Manşet Haberler

“İç Cepheden” Sevgilerle…

01/04/2026
Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!
Manşet Haberler

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

18/03/2026
Laikliğe dair söylem ve gerçek!
Manşet Haberler

Laikliğe dair söylem ve gerçek!

03/03/2026
Yapay zekâ balonunu açıklamaya dönük yaklaşımlar (e)
Manşet Haberler

Yapay zekâ balonunu açıklamaya dönük yaklaşımlar (e)

03/03/2026
“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…
Manşet Haberler

“Alaturka Faşizm” veya Şeylerin Gerçeğiyle Yüzleşebilmek…

19/02/2026
Next Post
Coğrafya Taşınmaz Ama Acılar Taşınır:

Coğrafya Taşınmaz Ama Acılar Taşınır:

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Aynı Yüzler Çağı: Siz Kimsiniz?

Aynı Yüzler Çağı: Siz Kimsiniz?

by Sarya Özgür
20/04/2026
0

Bir yüz, bir hikâyedir. Bir bakış, yaşanmışlığın izidir. Bir gülüş, insanın içinden kopup gelen en sahici cümledir. Ama şimdi… Yüzler...

“Dakikada 17 bin lira”: Cumhurbaşkanlığı koruma giderleri tartışma yarattı

“Dakikada 17 bin lira”: Cumhurbaşkanlığı koruma giderleri tartışma yarattı

by Sonhaber
20/04/2026
0

Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koruma giderlerine ilişkin dikkat çeken veriler paylaştı. Başevirgen, Şubat ayında koruma için devlet bütçesinden...

İran–ABD hattında çelişki: “müzakere var” denildi, Tahran yalanladı

İran–ABD hattında çelişki: “müzakere var” denildi, Tahran yalanladı

by Sonhaber
20/04/2026
0

İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında olası diplomatik temaslara ilişkin çelişkili açıklamalar dikkat çekti. Pakistanlı diplomatik kaynakların Anadolu Ajansı’na verdiği...

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

AŞKIN HİLÂL-İ AHMER*’İ

by Naim Kandemir
20/04/2026
0

O, aşk hakkında çok şey biliyordu. Saatlerce konuşurdu ama aşk hasılatına baktığımızda vasat bir kazanç hanesi vardı. Bir şey eksikti...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik