791. Haftada Cumartesi Anneleri | “Beni bul anne!”

HomeWelt

791. Haftada Cumartesi Anneleri | “Beni bul anne!”

Havada gaz, kulaklarda “Beni bul anne!” çığlığı var.

Yıllar sonra gaz kokusunu, yavrularını arayan annelerin 700. haftasında soludum. Yaşlanmışım, farenjit belirtileri öksürüğe dönüştü. Arat’ı gördüm (Hrant Dink’in oğlu) birden savaşa dönen o meydanda.
Yavrum, kan ter içinde: “Abi iyi misin?” dedi.

Ne güzel bir soru… Eskiden ben sorardım bu soruyu. Hoşuma gitti gaz yemişken, gaza geldim birden. Meydan dolu, kimler yok ki? Ahmet Şık mesela… Hani gerçekten yaşarsın, bilirsin iyileri ya. Ahmet iyi biri. Nasıl da savaşçı. Zor tutuyor kendisini bıraksalar gaz bombasının üzerine atlayacak. Bırakmadılar. O yine slogan attı gaz bombasının boğaz yakan acı rengine. Kendimi sempatizan hissettim savaş meydanında. Oysa bir zamanlar bombaları toplar, geri atardık. Beyazıt Meydanında polislerin, daha sonra koğuş pencerelerinden askerlerin üzerine.

Meydan dolu. Havada acı gaz bulutları, hemen yanımda Garo Paylan var. Bu kez meclis kürsüsünde değil. Halkının haklarını meydanlarda savunup, arıyor. Saçı sakalına karışmış ama yakışıklı, direnişçi. Vermek istemiyorlar Arat’ı. Arat genç. Tıpkı 70’li yılların Memet’i… Vermezler biliyorum kendimden. Terler, sinirlere, sinirler “Beni bul anne!” ağıdına karışıp zafere dönüşüyor ve Arat aramıza geri dönüyor.

Havada gaz, kulaklarda “Beni bul anne!” çığlığı var. Ahmet Kaya bağırıyor avazı çıktığı kadar. Ceylan Ertem mikrofonu alıyor sesleniyor: “… İki yanımda iki polis, ellerim kelepçede. Beni bul, beni bul anne…”
Bu söz, bu ses yayından çıkmış bir ok gibi geçmiş yıllardan bir işkenceye saplanıyor geri getiriyor ölümü.

Anne! Annem… O günler, ah o günler annem! Direniyorum, direniyorum. Ama korkuyor, üşüyorum annem. Beni bul! Gayrettepe birinci şubedeyim. K grubu… Anne! Mehmet Ağar… Unutma anne!
Ayaklarım… Falakada, hissetmiyorum. Zıplıyorum, ayaklarım şiş… Çok acıyor.
Korkuyorum anne. Husyelerim… Elektrik… Filistin askısı, soğuk su, cereyan… Üşüyorum anne.
Biri beni camdan itiyor, bir başkası kafamı duvara çarpıyor. Duvarlar çok soğuk.
Orman burası anne, dar bir sokak, bir çıkmaz yerdeyim. Karanlık… Biri “Kaç!” diyor. Korkuyor, kaçıyorum. Biri beni vuruyor anne. Gökyüzü ne güzel… Kanım, anne kanım! Akan kanım toprağı suluyor. Bu benim kanım mı? Burası neresi?
Burası kimsesizler mezarlığı…

“Beni bul anne, beni onlara verme…”
Sar beni içine. Cesetler, arabalar… “Tahta tekerleklerle cesetler taşıyorlar anne, korkuyorum…” Beni bul, beni.

Ben toprak oldum anne. Gökyüzünde bulut oldum.
Oysa toprakta karıncaydım, yürüyordum; havada kuş, uçuyordum ve de suda balıktım, yüzüyordum anne.

Beni bul!

Memet Sönmez

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments