Cumartesi, Nisan 18, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Bir Pazar Sohbeti

Marshall yardımı!

Memet Sönmez by Memet Sönmez
22/04/2024
in Manşet Haberler, Yazarlar
A A
0
Bir Pazar Sohbeti
0
SHARES
230
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Memet Sönmez

 

Ne zaman burnuma yağlı katmer, süt, biçilmiş ot, hatta tezek kokuları dolsa aklıma beş altılı yaşlarım gelir.

Adıyaman Gerger’de doğdum. Penceresi Fırat’a bakan taş evimiz vardı. Evimiz yüksekçe bir yerde, Fırat’a tepeden bakardı. Fırat, kıvrıla doğrula akar gider; gündüzleri gümüş, geceleri ay, yıldızlar altında yakamozlanırdı. O sırada Fırat’ın taşıdığı, adını o gün bilemediğim bir koku burnuma dolardı.

Babam, derin pervazlı camın önüne oturur, çay bardağı ile rakısını içerdi. Annem de bana sıcak tırnaklı pide üzerine sürülmüş tereyağı yedirirdi. Sıcak ekmek kokusunu hayal edin. Eğer çevrenizde ekmek pişiyorsa emin olun ki bu hayalinizdeki kokuyu burnunuza taşıyacaktır.

Fırat o zaman dağlardan, taşlardan şelaleler ile akar, kıvrılır, geniş düzlüklerde sessizce ovalar üzerinde süzülürdü. Etrafı mor lavantalar ile çevrilirdi. Bu bazen dağ , taş , bazen de vahşi, insanın içini ürperten yüksüklerden boşalırdı. Ah deli Fırat! Bakmayın siz onun bugünkü, sessiz sakin duruşuna; doğduğu yerden döküldüğü yere binlerce kilometre yol alıyordu. Ne maceralı bir yolculuk değil mi?

Şimdi Fırat akmıyor!

Önüne barajlar, bentler kuruldu. Şimdi Fırat, uslu bir deniz, sakin bir göl oldu. Adalar, yarımadalar, kıvrımlı kıyılar, koylarla doldu. Lüks, gezi tekneleri, balıkçı takaları, hatta jet skiler dolaşıyor Fırat’ın tatlı sularında.

Birçok köy sular altında kaldı. Evlerin çatıları görünmüyor. Camilerin sadece minareleri kaldı sular üzerinde.

Balıklar namaz kılıyor!

Altı yaşında, Adıyaman’ın Gerger köyündeyim. Hatırlıyorum, ev sahibinin kızı Emine ile bazen doktorculuk bazen de evcilik oynuyorduk. Güneşli bir gün saçlarımı tarayan rüzgarların getirdiği lavanta kokuları arasında kendimi mor tarlaların ortasında koşarken buldum. Oraya nasıl gittim? Bunu hatırlamıyorum, belki mavi gökyüzü belki aşağıda , uzakta, çok uzakta göremediğim , bilemediğim şeyleri merak etme, isteğiydi. Küçük Kara Balık etkisiydi belki, kim bilir… Renkleri o kadar güzel , kokuları o kadar keskindi ki gördüklerimin. Şimdi,  gördüğüm her mor renk, her lavanda kokusu beni çocukluğuma götürür.

O gün hızımı alamamış, Fırat kenarı boyunca koşmaya devam etmiştim. Zaman zaman duruyor, üç yüz altmış derece dönerek doğayı gözlemliyordum. Renkler, sesler, kokular birbirine girmiş ahenkle dans ediyorlardı… Vincent Van Gogh un rengarenk tablolarındaki gibi. Bu tablonun içine bir renk, bir hareket olmuştum. Fırat beni büyülemişti adeta. Koştukça kulağıma esrarengiz sesler doluyordu. Koşuyor, koşuyor, duruyor kuşların, arıların, börtü böceklerin çiçeklerle danslarını seyrediyor, dinliyordum. Mozart’ın, senfonisindeki aksak, aykırı seslerin uyumu gibi. Bütün bu dingin, sakin güzelliklerin ardında kalan gizemli gürültü, hala kulaklarımı dolduruyor ve beni kendine çekiyor. Geri dönüp evimden ne kadar uzaklaştığıma bakamıyordum. Acaba evden ne kadar uzaklaşmıştım? Eve dönebilecek miydim?

Küçük Kara Balık korkmuş muydu?

Korkuyordum. Ama o sesin büyüsünden kurtulamıyor ve koşmaya devam ediyordum.  Biliyorum ki Kara Balık da aynı koruyu, merakı ve heyecanı duymuştur.

Behrengi öyle yazıyordu.

Sesin kaynağını, o sesin nereleri dolaşıp geldiğini öğrenmek, yenemediğim merak konusuydu. Karalıydım, Fırat’ın doğduğu yeri görecektim. Geri dönüp dönemeyeceğim duygusu önemini yitiriyordu.

Fırat’ın, kaynağını merak ediyordum.

Lavanta çiçeklerini gerilerde bırakmıştım. Koca kayalar vardı şimdi önümde. Tırmanmaya başlamıştım. Dağ gibi kayalara doğru yaklaştıkça büyülü sesin şiddeti artıyordu. Tırmandım, tırmandım, tırmandım… Geri dönüp bu kayalardan nasıl ineceğimi düşünmüyordum. Hep ileriye , hep yükseğe çıkmak Fırat’ı takip etmek istiyordum.

Ben artık o sesin içindeydim.

Fırat parlıyor, küçük dalgaları üzerinde ışıklar saçıyordu.

Son büyük bir kaya kalmıştı tırmanmam gereken. Zorlukla kayanın üst tarafını tuttum ve kendimi yukarı çektim.  Gördüklerim karşısında dehşete düşmüştüm.

Fırat, deli Fırat kayaların arasından fışkırıyor, irili ufaklı şelalelere dönüşerek aktığı yerde havuzlar oluşturuyordu. Akan suyun rengi, yeşilin her tonuna, beyaz köpüklere dönüşüyor, büyük bir gürültü çıkartarak, yatağına akıyordu. Şimdi beni kendine çeken o büyülü sesin içindeydim. Kafamı kaldırıp kayaların en yükseğine baktım. Yüksek bir uçurum dibinde küçük bir taş gibiydim. Yuva yapan kartallar, alçalıp süzülen kargalar, keklikler, öteki kuşlar… Bu büyülü sesin görsel tablosuydu.

Dönüşüm zor olmamıştı. Lavantalar arasında yürürken gökyüzünde bir ses duydum. Köyümün yakınlarında bir helikopter dönüp duruyor, boş arazilere bir şeyler atıyorlardı. Bir kutu da  ben aldım. Metal teneke bir kutuydu. Merakla eve koştum. Babama kutuyu okuttum. 1947’den 1950’li, 1960’lı yıllara uzanan.

Amerikan Marshall yardımı!

Yavan süt tozuydu gökyüzünden atılan. Sulandırıp içecek, sözüm ona beslenecektik. Daha sonra okulda da dağıtılacak olan bu “yardımlar”ı hükümet yetkilileri, kesilmemesi için neredeyse yalvaracaktı.

Annem, bu tozları ağzımıza bile sürdürmedi. Yeni sağılmış, kaynatılmış süte, dut pekmezi katar içirirdi. Süt tadı, pekmezin dut tadına karıştırıp lıkır lıkır, ılık ılık içirirdi.

Annem benim.

 

Bu “yardım” aslında emperyalizmin dünyada ilk olarak sözüm ona özellikle Afrika’da çekilen açlığı önlemek amaçlıydı. Oysa bu genetiği ile oynanmış gıdalar(GDO), dünya nüfus planlamalarıyla alakalıydı. Süt tozu içirilecek, çocuklar hastalanacak, çocuk felci aşısı ve bir çok ilaç zorunlu kılınacaktı.

Ne diyor ilaç Kartelleri:

“hastaları öldürmeyin! İyileştirmeyin de…”

Daha sonraki yıllarda hayatımıza girecek gıda, et, meyve, sebze görünümünde yiyecekler , bizleri yavaş yavaş zehirleyecekti.

Amerika süt dağıtıyor! Kıyamet alametleri.

Ne diyor Marks:

“Emperyalizm, gölgesini satamayacağı ağacı keser…”

 

 

1 of 4
- +

1.

2.

3.

4.

 

Tags: AnıFıratMarshall yardımımemet sönmez
Previous Post

Kavgalılarımız az, sevdalılarımız çok olsun diye…

Next Post

Zeynel

Memet Sönmez

Memet Sönmez

Bir yitik altın kuşak '78 li, sakıncalı vatandaştır. "Konserve" de yaşadı uzun yıllar. Her türlü okulu "konserve" de bitirdi. Bu nedenle "konservetuar" mezunu, alaylıdır. Görsel sanatçı, geri dönüşüm ve tasarımcıdır. Taşınır, taşınmaz eser restoratörüdür. Atık malzeme toplar, onları ahşapla birleştirir. Bir rivayete göre, onlarla konuştuğu, "deli" olduğu söylenir. Eski olanlarla değil, hikayesi olan eskilerle ilgilenir. Her çöpün çöp olmadığını düşünür. Gözü çöplüklerdedir. Onları tasarlarken hikayelerini de yazar. İlk yazılarına, ilk gençlik yıllarında İstanbul, Bakırköy sokak duvarlarına yazmakla başlar. Üzerinde parka, kafasında kapişon, boynunda atkı, yüzünü gizler; yakalanır, inkar eder, üzerine sıçramış boyalara rağmen. Polis de, herkes de onun yazdığını bilir. Ekspertiz den yakayı ele verir. Çünkü hep aynı imla hatasını yapar.

Yazarın Diğer Yazıları

Amcam Ahmet Emin Yalman
Kitap Önerileri

Amcam Ahmet Emin Yalman

30/09/2025
100 Dublede Cumhuriyet Tarihi
Kitap Önerileri

100 Dublede Cumhuriyet Tarihi

29/07/2025
Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime
Manşet Haberler

Hep Yaşadığımı Hatırlatıyorum Kendime

16/07/2025
Lütfen Ellerinizi Kaldırır mısınız?
Kitap Önerileri

Lütfen Ellerinizi Kaldırır mısınız?

03/02/2025
Talihsiz Anjel Hala
Kitap Önerileri

Talihsiz Anjel Hala

06/01/2025
Kamu Emekçileri Mücadelesinde Yasasız Dönem (1988-2001)
Kitap Önerileri

Kamu Emekçileri Mücadelesinde Yasasız Dönem (1988-2001)

24/12/2024
Next Post
Zeynel

Zeynel

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

Pusulasız Çocuklar: Karanlıkta Büyüyen Öfke

by Banu İmer
18/04/2026
0

Eskiden, Amerika’daki okullara yapılan saldırıları öğrenirdik haber kanallarından. Dehşet içinde izler ama dehşeti yaşamazdık. Bizde böyle şeyler olmadığına şükrederdik belki...

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

Hürmüz Boğazı açık ama risk bitmedi: Trump “anlaştık” dedi, Tahran’dan uyarı geldi

by Sonhaber
18/04/2026
0

Abbas Erakçi, Hürmüz Boğazı’nın Lübnan-İsrail ateşkesine paralel olarak ticari gemilere açık olduğunu açıkladı. Donald Trump ise İran’ın boğazı “bir daha...

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

Sosyal medyadaki okul saldırısı paylaşımlarına operasyon: Çok sayıda öğrenci gözaltında

by Sonhaber
18/04/2026
0

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullarda yaşanan saldırıların ardından sosyal medyada yayılan tehdit içerikli paylaşımlar üzerine güvenlik birimleri harekete geçti. Bursa ve...

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

AB’de İsrail gündemi yeniden alevlendi: Yaptırımlar masada

by Sonhaber
18/04/2026
0

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, 21 Nisan’da Lüksemburg’da gerçekleştirecekleri toplantıda İsrail’e yönelik olası yaptırımları yeniden gündeme alacak. Diplomatik kaynaklara...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik