Almanlar ve Almanca Nasıl mı Girdi Hayatıma?

HomeYazarlar

Almanlar ve Almanca Nasıl mı Girdi Hayatıma?

Wie sind Deutsche und Deutsche in mein Leben gekommen?

İstanbul hava yolları kuruluyor… Bütün ekipler Almanya’dan gelecek. Orada doğmuş, büyümüş, ya ailesi hala orada yaşayan arkadaşlar ya da ailesi kesin dönüş yapmış arkadaşlar ve ben… İlk ve tek mesleği teorik ve pratik yapmış THY’li Meltem Uzuner… Dediler ki ‘sen de uç; esas tecrüben o.’ Ama ben tek kelime Almanca bilmem. Olsun, sen de bu ülkenin tek ve milli havayolundansın.’ Ve başladık Dr. Bishoff’un  Germania’dan gelen Caravelle uçakları ile eğitime… Ekipler gelmiş, çok az sayıda kızlar, Lufthansa’da eğitim almış öğretmenler, herkesin Türkçesi az, benim Almancam yok… ‘Yaparsın’ diyenler haklı çıktı, yaptım. O gün hayatıma girdi Almanca. Feriştahları ile yani esas üstadları ile çok iyi Almanca konuşan kızlar ve Zeki (Steward) ile… Kaptanlar Alman. Bir kaptanımız var, Erdal Nalçakan, o da benim gibi harıl harıl çalışıyor. İngilizce havacılık lisanı ama patronlar Almanya’dan Türk iş adamları… Herkes ve her şey Almanca… Derken hoca da tuttum, çalışıyorum. Suadiye’den -trafik iyi tabiki o zamanlar- Cihangir’e gidiyorum derse. Ancak iki ders yaptık, bir uçuşlar verdiler evin yolunu bulamadım… Tüm yolcular Alman, kızlarda Almanca öyle böyle değil. Eğitimde 85 almışım, öyle bir çalıştık ki, iki kişilik Caravelle’de ve Romanya’dan alınan BAC 1 – 11’erde, ben tecrübeli olarak kızlara tek bir şımarıklık yapmadan, onlar da bana hiç terbiyesizlik yapmadan, dönem arkadaşlarım dahil tek kişi ile -hani derler ya burnumuz kanamadan- bugünlere geldik. Ne münakaşa ne kavga ne küslük… Aynı evlerde yattık, istasyonlarda uyuduk. Benim saçlarım defrizeden yandı, kestik punkçılar  gibi… Yolcular punk, ben punk… Yolcular derdi ki ‘yukarıda hep Almanca konuşuyorsun aşağıda İngilizce.’ Eh ezber etmişim uçak Almancasını tabii… Kızlar hala der ki ‘Ya bu deyimleri nereden biliyorsun?’ ‘Yahu, sen öğrettin ya, otuz beş yıl oldu!’ Kaptanlar Alman, Dieter Baltzer-Paul Neaga/Gerhard Degner, Paul, Türkçeyi kısa sürede öğrendi. Tüm Kıbrıs’ta daha Türkiye’de sahillerde banana ya da jet skiler yok, bizimki tesis açtı. Keyifler de yorucu, uçuşlardan sonra bol, Kıbrıs teknik üssümüz. Orada yaşıyoruz. Uçuşlar Kıbrıs-İstanbul-Düsseldorf-İstanbul-Kıbrıs gibi… Mecburen üsse dönüş, Kıbrıs alış veriş cenneti ve bu bahsettiğim yıllar 1985 ve sonraları, düşünün… İki kokpit kaptanlar, iki kabin bizler… Kabin amiri önde, ben kuyruk komutanı diye isim koydum kendime, çünkü Almancam yok ama tecrübem var, eh delilik de… Ne biçim uçtuk, gülmek bol, dostluk bol… Nur Kanada’da, kalbimiz bir, kardeşi  Çiğdem onun gibi devrem, Sevil hep kalbimde, ilk eşi Can Almanya’da -asla kaybetmedik birbirimizi- Zeki ilk ve tek steward -yani erkek kabin görevlimiz- Datça’da karısı Esra ile bir kuruş almadan yıllardır Almanya’dan  şampuanlarımı getirirler, Berrin hepimizin eniştesi ama benim candan ötesi dostum -kocası Hasan’ı yitirdi Edirne’de- akide şekeri derim Kaş’a akide yağdırır, ahretliğimdir, en çok onunla uçtuk; İstanbul Havayolları, Noble Air, Tur Avrupa Hava yolları derken ben uçuşu kapadım, onlar biraz daha devam ettiler… Zeliha ile senaryolarımızı saklıyoruz belki biz öldükten sonra şöhret oluruz, diğerleri facebook’ta ama esas kalpteler, silinmezler, silinemezler… Kötü anılar yok mu, üzülmedik mi? Ama onlara yer yok, hep iyileri hatırlıyoruz.

İstanbul Havayolları ilk ekipleri olarak, çok güzel bir şirketi ve emekleri de yok ettiler. Onlar da bizde kalsın… Ayıp değildir yazması bu kadar muhteşem insan arasında benim Almanca konuşmamam olmazdı söktüm. İHY/İstanbul Hava Yolları… Çok anı, çok macera, dostluklar, yaşanmışlıklar ve çok kayıplar verdik. Benim resimler oldu video. Özel sayfalarımız var, bizden sonraki kardeşler, arkadaşlar, meslektaşlar bayrağı daha da ileri taşıdılar. Ben hava yolları iflasında uzmanım ama onlar başka yazı konuları. Çok da zayiat verdik, çok kayıplar… Ruhu şad olsun aramızda olmayanların.

Şunu 58 yıllık hayatımda anladım ki kifayetsiz muhteris insanlar hep var. Kendini torpille bir yere geldim sanan ya da bir şey sanan, aslında bizi yok etmek için var olan… Ama hep onlar yok oldu,  biz hep vardık var da olacağız. Sevgilerimizle, anılarımızla, bıraktığımız güzelliklerle ve sevgimizle…

Almanlar hayatımda hep oldu. Ta kii Vaillant ile son noktayı koyana kadar… Emeklilik sonrası ülkeye Emirlikten dönüş ve Vaillant…

Bir daha dünyaya gelsem Almanların sistemi ile büyümek, çalışmak ve eğitilmek isterdim. Ömrümde bu kadar disiplini severek yaşadığım ülke yoktur.

Bu söyleşimizi uzun soluklu meslektaşım ve Alman ekolü ile yetişmiş, havacılıkta çok tecrübeli aynı zamanda kuaför ve sıkı şoför arkadaşım yine bir havacılık duayeni dostumun eşi, çok iyi bir anne olan Berrin Hurma Yeğenler’e atfediyorum. Onunla ikimizin parolası vardır, çok sıkılınca birbirimize söyleriz “Kein Ainschluss unter dieser Nummer”.

 

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments