1962 kışında Amerika’nın Georgia eyaletinde ırk ayrımcılığını protesto eden binlerce siyah gözaltına alınıyor. Tutuklananlar arasında dokuz yaşında bir çocuk da vardı. Polis şefi çocuğa, “Adın ne?” diye soruyor. Çocuk ateş gibi yakan gözlerini polis şefine dikerek, “Benim adım Özgürlük,” diye cevap veriyor. Polis şefi çocuğun adını öğrenmek için ısrar ediyor ama o her defasında, “Benim adım özgürlük,” diyor.
Çocuktan ilham alan büyükler de isimleri sorulduğunda, “Benim adım Özgürlük,” diyorlar. Kimlik tespiti yapamayan mahkeme davayı sürdüremiyor ve gözaltındakileri serbest bırakıyor.
Çocuğun çaktığı bu kıvılcım dalga dalga yayılıyor, o günden sonra gözaltına alınan siyahlar adlarının, “Özgürlük,” olduğunu söylüyorlar. Bu sivil direniş ırkçı Amerikan yargısını felç ediyor.
O çocuk, o gün sadece kendi halkına değil, tüm ezilen halklara, hepimize yol göstermiş oluyor.
Biz de ondan aldığımız ilhamla hep birlikte “Özgürlük,” diyoruz. Türkiye’de özgürlük, Kürdistan’da özgürlük, ezilen ve mağdur edilen herkes ve tüm halklar için özgürlük…
Ve geçmiş tecrübelerimizle biliyoruz ki, özgürlük düzenin seçim bataklığında değil devrimle elde edilecektir.
Öyle bir devrim ki, devlet halkın olacak, ülkenin tüm zenginlikleri halkın mülkiyetine geçecek. Gerçek özgürlük ve mutluluk işte o zaman gelecek.











