Bundan 30 yıl önce Türkiye, derin devletin terör sarmalında insan kayıpları yaşarken, ABD’de Oklahoma City’de gerçekleşen garip bir terör saldırısı, 19 Nisan 1995 tarihinde büyük bir can kaybına neden oldu. Bu olay, ABD tarihinde o döneme kadar yaşanmış en büyük iç terör saldırısıydı.
Saldırı, Oklahoma City’deki Alfred P. Murrah Federal Binası’nın önüne park edilen bir kamyonun içindeki büyük miktarda patlayıcının infilak ettirilmesiyle gerçekleşti. Peki bu meşum olay aydınlatılabildi mi? Evet, bu olay kısa sürede aydınlatıldı. Saldırının faili, eski bir Amerikan askeri olan Timothy McVeigh olarak belirlendi. 30 yıl önce bugün meydana gelen saldırı 19 Nisan 1995 günü sabahında eski bir Amerikan yedek askeri olan Timothy McVeigh ve ona bu patlayıcıları temin eden Terry Nichols tarafından gerçekleştirildi.
Timothy McVeigh Oklahoma City’deki Alfred P. Murrah Federal Binası’nın önüne terör amacıyla bir bombalı araç bıraktı ve bomba sabah yerel saatle saat 9.02’de patladı. Patlamada ise Murrah Binası büyük bir zarar gördü ve yıkıldı. Patlama sonucunda 168 kişi öldü, 680’den fazla kişi yaralandı. Bu patlama 11 Eylül 2001 saldırılarına kadar Amerikan tarihinin en ölümcül terör eylemiydi.
Aslında terörü gerçekleştiren Timothy McVeigh, hükümet karşıtı aşırı sağ görüşlere sahip 1968 New York doğumlu genç bir ordu gazisi ve güvenlik görevlisiydi. Yakalandığında 11 farklı ABD federal suçundan hüküm giydi ve 19 Nisan 1995 saldırısındaki rolü nedeniyle ölüme mahkûm edildi.
İlginç olan terörü gerçekleştiren kişi bu saldırıyı, özellikle 1993’teki Waco kuşatması adıyla bilinen olaya tepki olarak gerçekleştirdiğini söylüyordu.
Amerika Birleşik Devletleri Alkol, Tütün ve Ateşli Silahlar Bürosu olarak bilinen -ATF-28 Şubat 1993 tarihinde, Teksas’ın Waco şehrinin 14 km kuzeydoğusunda bulunan Branch Davidian kültüne ait bir çiftliği mahkeme kararı ile arama girişiminde bulunmuş ve meydana gelen karşılıklı silahlı çatışma sonucunda 4 ATF ajanı ve 6 kült mensubu ölmüştü. Federal Araştırma Bürosu’nun bu olaya ilişkin 51 gün süren kuşatması ise yine 19 Nisan 1993’de çiftliğin yanarak tahrip edilmesiyle sona ermişti. Aralarında 21 çocuğun, iki hamile kadının ve kült lideri David Koresh’in de bulunduğu 76 kişinin öldüğü bu olay ise Amerikan tarihine Waco Katliamı olarak girmişti. O tarihte 25 yaşında olan Timothy McVeigh,19 Nisan 1995 yılında yani Waco katliamından 2 yıl sonra bu öldürücü eylemini gerçekleştirdikten ve yakalandıktan 6 yıl sonra,11 Haziran 2001 yılında idam edildi. Saldırıda ona yardım ettiği belirlenen Terry Nichols ise müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Aslında Terry Nichols’u terörize eden hükümet karşıt görüşleri yıllar içinde gelişti ve büyüdü.
Nichols yetişkin hayatının çoğunu, özellikle 1980’lerdeki çiftlik krizi sırasında bankaların birçok çiftliğe haciz koyması sırasında, federal hükümete karşı güvensizliğin ve kızgınlığın yaygın olduğu Michigan’ın Lapeer ve Sanilac County bölgelerinde geçirdi. Komşuları, hükümet karşıtı grupların toplantılarına katıldığını, patlayıcılarla deneyler yaptığını ve zaman geçtikçe daha radikal hale geldiğini söyledi.
1997’deki federal bir davada Terry Nichols, kitle imha silahı kullanma komplosu ve federal kolluk kuvvetlerini öldürmekten 8 kez adam öldürme suçundan suçlu bulundu. Jüri ölüm cezası konusunda çıkmaza girince şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapse mahkûm edildi. Ayrıca Oklahoma’da bombalamayla bağlantılı olarak eyalet cinayet suçlamasıyla yargılandı. 2004’te, bir adet cenin cinayeti, 1. derece kundakçılık ve komplo da dahil olmak üzere 161 adet 1. derece cinayet suçundan suçlu bulundu. Federal davada olduğu gibi, eyalet jürisi ölüm cezasını verme konusunda çıkmaza girdi. Bir bireye verilen en uzun hapis cezasında, şartlı tahliye olasılığı olmaksızın 161 ardışık müebbet hapse mahkûm edildi. Şu an Colorado, Florence yakınlarında bir hapishane olan ADX Florence’da tutuklu bulunmakta.
İnsanlığın milyon yılda Homo Erectus’tan Homo Habilis ‘e oradan da Homo Sapiens ‘e gelene kadar geçirdiği evrimde, belki de gözden kaçan yegane şey insanın öz farkındalığıydı.
Ünlü feylesof, Sokrates ‘in 2500 yıl önce dediği gibi, insan önce kendini araştırmalı yani bilmeliydi. Geito Seiton’a göre insan kendinde binlerce yıldır deneme-yanılma, farkındalık ve öz farkındalık yoluyla, dürüstlük,
hakça rekabet, öz-saygı, empati, değerbilirlik, çalışkanlık, zeka, eğitim, akılcılık, sevgi, ayırdedicilik, vicdan, insaniyet, doğa ve hayvanseverlik, centilmenlik, hoşgörü, anlayış, yardımseverlik, yurt ve dünya severlik, barışçıllık, kolaylaştırıcılık, rehberlik, dostluk, incelik, cömertlik, nezaket, ölçülülük, doğru sözlülük ve insanlık arıyordu.
En önemlisi kendisini sadece öz- farkındalık marifetiyle tanıyor ve tıpkı yapay zeka gibi zaman içinde öğreniyordu.
Ve görünen o ki dünya adlı evimizde insanlığın büyük bir çoğunluğu, bilinçli bir öz farkındalıkla, hala ne yaptığını ne yazık ki bilmiyordu?
Bu yüzden Paskalya Bayramı’nda, çarmıha gerdiğimiz insan suretimize baktığımızda, O’nun “Tanrım onları affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar” deyişini duyar gibiyiz.
Deus ignoscat illis, nesciunt quid agant.












