Böyle Bir Hayat Güzin Dino
“Güzin Hanım, lütfen kendinizi anlatın, Abidin’i değil. Bu sizin kitabınız olacak” uyarılarına karşın hep Abidin Dino’yu, daha sonra da Nâzım Hikmet’i, çokça da çevrelerindeki yazar, ressam, politik insanları anlatıyor Güzin Dino, Bahriye Çeri ile söyleşisinde…
İnsanın kendisini anlatması zordur… Çevresindekileri anlatırken kendisi de süzülür o açılan kapıdan içeri, daha da doğru bir anlatımdır bana kalırsa. Gerçi Güzin Dino, “Gel Zaman Git Zaman”da geniş geniş anlatmış hemen her şeyi. Hatta anılarını roman olarak nitelediği yer alıyor bu söyleşide iki kez. Abidin’le, Orhan Kemal’le, Yaşar Kemal’le, Orhan Pamuk’la ve daha birçok insanla anıları onun da nasıl biri olduğunu seriyor gözler önüne. Anlatımını, aslına bakılırsa Bahriye Çeri’nin konuşma diline pek müdahil olmamasını, buna da bağlı olarak inanılmaz görsel tatlar aldığım, büyük mutluluk duyduğum anıları okumayı çok sevdim. Bir küçük not eklemeliyim: 80’lerin sonu 90’ların başıydı… TRT’de kültür sanat programı yönetmeniyken, Abidin Dino’nun izini bulmuştum. Bilmem hangi otelde kalıyorlardı, küçük de olsa bir söyleşi yapabilir miyiz diye zorladım. Kabul etmedi. Arkasından bir gün, Nişantaşı’nda, tam taşın karşısında karşı karşıya geldik. Tabii ki, hemen konuyu programa getirdim. Güzin Hanım’ın gözlerinin içine bakıyorum, küçücük bir onay gelsin diye… Şimdi, anılarını okurken bir kez daha canlandı ki gözlerimde, Güzin ile Abidin Dino, birbirlerini hiç kırmazlarmış. Haklı bir beklentiymiş benimki.
Ressamın resmini satması…
Arif Dino, Abidin Dino’nun ağabeyi… Bir ressamın resmini satmasını fahişelikle niteliyor. Bu, besbelli aileden gelen güçlülükle anlatılabilir ancak. Geçinebilecek denli az para kazanmalarına karşın dışarıdan bakılınca gerçekten müreffeh bir yaşam sürdükleri düşünülebilir. Ancak Paris’te sürgünler. Zor bir yaşamları var, Adana’dan başlayan. Sürgün de orada başlıyor zaten.
“Böyle bir yaşamım olsun, on milyon borcum olsun” denir ya, insan imreniyor. Gerçekten de birçok yazar, ressam, ünlü insanla bir arada, sabahlara kadar tartışmayla, konuşmayla geçen bir yaşam… Böyle olunca da yaşanan sıkıntılar unutuluyor. Sait Faik’le, Mina Urgan’la, Halit Çambel’le, Nail Çakırhan’la, Necip Fazıl’la hatta Ahmet Hamdi Tanpınar’la yaşananların kazandırdıklarını canlandırsanıza gözlerinizde… Devletçi şair Tanpınar’ın, kitaplarına bile girmemiş, Paris’te, Turan Emeksiz üzerine yazdığı, “Anladım artık, / Tek duvarını / Ancak isyanın güneşi yıkar” dizeleriyle biten “Gelecek” şiiri yaşananların ışığında yazılmış. Güzin Hanım, istese de elinden alamıyor o şiiri Tanpınar’ın elinden. Bunları okuyunca, insan düşünüyor ister istemez… O şiir Güzin Dino aracılığıyla çok daha erken duyulacaktı ve belki de Tanpınar’ın şiir evreni değişecekti… Bunun gibi daha nicelerini anlatıyor. Kitapta adı geçenlerin yer aldığı “isim dizini” 6 sayfa, nasıl bir duygu seli…
Nâzım’ın yeri ayrı…
Adana’da, özellikle sürgündeyken tanıştıkları Yaşar Kemal betimlemesi çok ilginç Güzin Hanım’ın… Aradan geçen yıllarla değişimin gücünü görüyorsunuz. Tabii ki, Yaşar Kemal de yeniliyor kendini… Attila İlhan ile Cemal Süreya çevirilerini anlatıyor. Her ikisi de önemsemediği için onca emek boşa gidiyor. Ardından pişmanlık, ama son pişmanlık fayda vermiyor. Sürgünde olmaları, görüş farklılıkları neden olsa gerek bu itirazlara, yoksa Güzin Dino’nun çevirmenliğine olmadığını sanıyorum.
Nâzım’a ayrı bir yer ayrılmış söyleşide. Daha Türkiye’deyken başlayan büyük hayranlıkla süren, sonrasında çevirilerle ve Paris’te buluşmalarla sürdürülen “ortaklık”, Güzin Dino’nun, keyifli anlatımı, Bahriye Çeri’nin onun anlatımına dokunmamasıyla güzel, güpgüzel bir anılar demetine dönüşüyor.
Paris’te yaşananlar, (sansür, korku dememek için tabii) kitle iletişim araçlarının bu denli yaygın olmamasını bahane ederek, Türkiye’ye pek yansımıyor. Gerçi Güzin Hanım da, pek çok yerde anlattığı için (dipnotlarda yer alanları okumak için can atıyorum) yüzeysel geçiyor, ama yine de çok keyifli.
Böyle Bir Hayat Güzin Dino
Bahriye Çeri
Söyleşi
Yapı Kredi Yayınları Kasım 2022, 197 s.











