Yaralanmış toplumda anneler/kadınlar

“Bir ülkenin yarısı ayaklarından toprağa zincirlendikçe, geri kalanı göklere yükselemez!”

Annelik kutsal mıdır ?

Anneler/ kadınlar kutsalsa, eril toplum olarak kutsallığı ne kadar önemsiyor ve gerekenleri ne ölçüde yerine getiriyoruz?

Aşağılayarak, küfrederek, fiziksel gücümüzden dolayı döverek ve öldürerek mi kutsuyoruz kadınları ?

Cennet annelerin ayakları altında ise, neden 1 erkeğe 4 kadın caizdir deniliyor. Cennette Nuri’ye Huri vaat edilirken, kutsallık atfedilen kadına neden bir bardak su bile yok ?

Veya İslami inanç ve din kurumlarının güçlü olduğu Türkiye`de neden annelerimize /kadınlara, her durumda erkeklere biat etmeleri için envai çeşit uyduruk  fetvalar üretilmekte ?

Keza kamusal alanlarda bile kadınların katılımı %10 iken, hangi kutsallıktan ve önemden bahsedebiliriz ?

Kadın ve Toplumsal Hayat

– Türkiye cinsiyet eşitliğinde 142 ülke 125’inci sırada

– 2002 – 2020 Mart ayına kadar, 6666 kadın cinayete kurban gitti.

– Türkiye’de yaşayan her 2 kadından 1’i fiziksel ve ya cinsel şiddete maruz kalıyor.

– Okuma yazma bilmeyen her 5 kişiden 4’ü kadın.

– Kadının siyasete katılımı Ruanda’dan kötü.

– 1381 Belediye başkanlarının sadece yüzde 2,9’u kadın.

– Devlette sadece 1 müsteşar, 3 müsteşar yardımcısı ve 1 kadın vali var.

– Kadınların istihdama katılım oranı gelişmiş ülkelerden 2.5 kat daha az.

– Kadınların ekonomik aktiviteye katılımı ve fırsat eşitliği bakımından Türkiye 132. sırada

– 20 Milyon kadın işgücü dışında… Çalışan her 3 kadından 1’i tarımda çalışıyor.

– 4 Milyon kadın hiçbir sosyal güvencesi olmadan kayıtdışı çalışıyor

( Koronavirüs etkisiyle işsiz kalacak kadınlardan bahsetmiyorum bile )

Oysa ki demokrasinin, dolayısıyla dinsel inançsal kurumların nispeten zayıf olduğu gelişmiş ülkelerde bu oran % 40 çıkmakta.

Demek ki demokrasi ve gelişmişlikle, kadınların kamusal alana katilimi doğru oranda. Dini ve inançsal kurumların güçlü olduğu teokratik/ otokratik ülkelerde ise ters orantı söz konusu.

Sürdürülebilir gelişmişliğin ve barışın kadın ve erkeklerin eşit katılımı olmadan sağlanamayacağı açıktır.

Kadının, toplumu  inşadaki çabalarını ön plana çıkarmak, sadece bunu yapmak doğru olduğu için değil, çatışma yaşayan her toplumun, kendi kadınlarının gücüne olan ihtiyacı sebebiyle de desteklenmelidir.

Çünkü çatışmaların , savaşların en korkunç olduğu dönemlerde, kendi ailelerini ve toplumlarını bir arada tutan yegane cins  kadınlardır.

Yaşanan kaos ve zorla göç ettirme olayları sırasında, hayati dengeyi sağlayanlar da kadınlardır.

Toplumsal cinsiyet açısından bir değerlendirme yapıldığında, demokratik, modern hukukun inşasının anlamı, sistem ile çatışmayı oluşturan güç dinamiklerinin değiştirilmesi demektir. Yani eril gücün azaltılması ve kadın etkisine dengelenmesi gerekir.

Mutlu ve barış içinde gelişmiş bir toplumsal ülke mi istiyorsunuz? O zaman kutsallık atfettiğimiz annelerimize toplumsal katılımı sağlayın. Maço duygu ve davranışlarınızdan arınıp, onların da bizim kadar  doğuştan gelen yaşam hakkına tecavüz etmeyin.

Unutmayın ki çatışma sürecinde acı, ızdırap, korku, nefret, çaresizlik, öfke, üzüntü gibi hisler kadınlar ve erkekler tarafından ortak hissedilir. Ancak, kadınların bu hislerin ötesine geçip, içlerindeki acı ve nefreti geride bırakarak, hem kendi aileleri hem de toplumları için yeni, aynı zamanda güvenli bir gelecek  kurma konusunda ileriye bakmada, daha kapasiteli, hatta yetenekli oldukları gerçektir.

Erkek intikam planlarıyla  naralar atarken, kadınlar ortalığı nasıl toparlayacağını düşünür.

Unutmayın ki bu kadim topraklarda kadının yüzyıllardan gelen doğal hakimiyeti vardır.

Örnek mi?

Eğer, erkekler arasında bir kavga var ise ya da bir şiddet baş göstermiş ise, kadın başındaki yazmayı (tülbent, örtü) çıkarıp yere atmasıyla kavgayı bitirir. Çünkü o yazma kadının ve toplumun onurunu temsil etmektedir.

Kadınlar toplum nüfusunun yarısını oluşturmaktadırlar. O halde, senede bir gün annelerimize gösterdiğimiz ilgi, sevgi ve gösterişli cümleler kurmak yerine  onları etkileyen bir duruma ilişkin kararlar ve planlara eşit olarak katılmaları için ortak olalım.

Cenazesi 7 gün yerde kalan Taybet Ana’nın ve yıllardır evlâtlarını arayan Cumartesi Anneleri’nin nezdinde kadınların anneler gününü kutluyorum.

– Lütfen sosyal medyayı annelerimizi kim daha çok seviyor yarışmasına çevirmeyelim.

Veysel Tekin

veyseltekin@sonhaber.ch

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x