Cumartesi, Nisan 25, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

ŞİMDİ UMUT ZAMANI

Emine Aydoğdu by Emine Aydoğdu
10/03/2023
in Manşet Haberler, Manşet Yazarlar, Yazarlar
A A
2
ŞİMDİ UMUT ZAMANI
0
SHARES
5
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

Zihnimizin, kalbimizin, vicdanımızın kolaylıkla içine alacağı, bir yere sıkıştırıp unutacağı türden bir yıkım, bir acı değil; öldürücü, yok edici, hırpalayıcı, can kırıklarıyla dolu, yoğun, sisli, kapkara ve umutsuz bırakan bir acı. Bu derin acının karanlık kâbusunda dolaşıp duruyoruz. Her şey bulanık, birbirinin içine girmiş; çöken gökyüzünün altında çığlıklar içinde can çekişen toprağın iç parçalayan uğultusuna gömülü halde yaşıyoruz. Her yerden acı savruluyor, dökülüyor üstümüze, sokuluyor içimize, öyle sinsice değil, görünür, bilinir olarak. Bu sefer yerleşik olarak kalacağa benziyor. Gökyüzünü karanlık görüyoruz, üzerine bastığımız yer sarsılıyor, dünya tersine dönüyor, savaşlar, kıyımlar, açlık, füzeler, bombalar, cinayetler, toprağı yerinden oynatıyor, altüst ediyor.

Toplum olarak şok halindeyiz. Bu şok hali daha çok süreceğe benziyor. Kolay kolay iyileşemeyeceğiz. Bireysel ve toplumsal travmalar ancak somut ve elle tutulur bir umuda  bağlanırsa iyileşebilir; bu kâbusun içinden, dayanışmayla, güvenmeyi öğrenerek ve gerçeği haykırarak çıkabiliriz. Gerçeğin, cesaretine ve iyileştirici gücüne ihtiyacımız var.

Stadyumlarda atılan sloganların toplumu iyileştirme yönünde önemli bir etkisi olduğunu düşünenlerdenim. Toplumsal olarak dağılıp parçalara bölündüğümüz zor günler yaşıyoruz. Bu önemli ve kayda değer başlangıç, yeniden, birlikte ve beraber olma yolunu açan önemli bir çıkış olarak görünüyor. Bursa’daki maçta şiddet ve nefretle yoğrulmuş, ırkçı eylemler bizi korkutmasın, sahneye yeniden çıkabilirler, biz birlikte olmaya ve gerçeği söylemeye devam ettikçe, onlar,  ait oldukları yere, tarihin çöplüğüne döneceklerdir.

Çaresizliğimizi, yıllardır biriken ve patlamaya hazır öfkemizi, birlikte hesap sorma gücümüzü, birbirimize değil, bu yıkımı yaratıp, bu acıyı yaşatanlara yönelttiğimiz zaman, ki işte o zaman, bir şeyleri değiştirebiliriz ve üzerimize giydirilen çaresizliken hep birlikte kurtulabiliriz.

Yaşadığımız bu korkunç travma, bütün düşlerimizi altüst etti, dengelerimizi bozdu; dünyanın artık güvenli ve yaşanacak bir yer olmadığını hissettirdi. Yaşamımızın temel taşlarını yerinden oynattı. Topyekün sarsılan hayatlarımızı güvenli ve yaşanabilir kılabilmek için adalet duygusuna gereksinimimiz var. Adaletli yaşamın ne olduğunu, toplumun bütün bireylerine tek tek aşılayarak, değerli, önemli ve güvenli bir hayatın, bir bütün olarak, birbirimize güvenerek, inanarak  ve duygudaşlık kurarak oluştulabileceğini, yeniden düşleyebiliriz.

Birlikte iyileşebiliriz. Hırpalanmış, incinmiş, ezilmiş, önceki halimizin yasını tutarak, iyileşmeye çabalayan yeni halimize, umutla, coşkuyla, neşeyle, şefkât ve merhametle sımsıkı sarılarak yeni bir başlangıç yapabiliriz. Bunu yaparken yıllardır yaşadığımız sosyal travmalarda olduğu gibi ivedi kararlarla, enine boyuna ölçüp biçmeden, neden ve sonuçlar birlikte değerlendirilmeden, ivecenlikle olan bitenin üzeri zulmü yaratanlarca kapatılırsa, büyüyen öfke, umutsuzluk, yalnızlık ve çaresizlik, geleceğe olan güveni, umudu, sosyal bağları kopararak, toplumu karanlık bir delhize sürükler.

Toplumsal güvensizlik her yanımızı kuşatmadan, ilişkilerimizi derinleştirip, dayanışma ve birlikte hareketle, geleceği güvenli kılabiliriz. Kendimizi ve yanımızdakini güvende hisedebiliriz.

Ne yazık ki bugün hiç kimse kendi güvende hissetmiyor.

Yaşanılan toplumsal tavmanın üstesinden, birbirimize acıyarak değil, acılarımızı paylaşarak gelebiliriz. Dayanışmanın olmadığı yerde, yapılan yardımlar, bir lütuf, bir iyilik, bir yüce gönüllülük, bir minnet duygusu içine hapsedilerek, insan ruhunu zedeler ve incitir. Bu şekilde incinen ruhu, hiçbir ilaç tedavi edemez.

Toplum ve birey olarak yaşanan bu acıyı ne kadar paylaşabiliyoruz?..

Bir kase çorbanın fiyatını yüzde yetmiş arttırarak, ev kiralarını iki katına çıkararak, acıdan nemalanıyor muyuz?..

Bu para sevicilere karşı nasıl bir tepki oluşturuyoruz?..

Yıkımdan zarar gören insanlara, ikinci el giysi gönderip, yurtdışından gelen yeni giysiyi depolarda mı saklıyoruz?..

Olan bitene kulak tıkayıp, umursamazlık batağında mı yürüyoruz?..

Bu umursamazlık ve acıdan nemalanma, bugünü ve geleceği tamamen yok ediyor. Şimdiye değin gözlerimiz işe yaramadı, ışığı sevmiyoruz, karanlığa öyle alıştırıldık ki, hayatı karanlık olarak kanıksıyoruz.

Şimdi, hep beraber yeni bir yol deneyelim; gözümüzün önünde sahneleneni görmüyorsak, bu kez kulaklarımızı devreye sokalım, doğanın en iyi duyan canlılarından güve ve yarasa gibi kulaklarımızın perdelerini sonuna kadar açıp, olanı biteni dinleyelim, anlayalım, soru soralım, çözüm üretelim, insan olmanın gereğini yerine getirelim.

Büyük yıkımlardan sonra, büyük umutların doğmasına vesile olalım, birlikte doğurduğumuz yeni umutların yaralarımızı kolaylıkla sarıp, bizi iyileştireceğine, gidenleri huzur içinde uyutacağına inanalım.

Acısı hiç dinmeyen bu ülkenin enkazı olmayalım, bu acıya, bu sise, bu merhametsizliğe, bu zulmü yaratanlara sarılmaktan istifa edip, korunaklı hücrelerimizden, inlerimizden, mülk diye sarıldıklarımızdan sıyrılıp, sokağa çıkalım, körleşmemizden göremediğimiz sokağın kapalı kapılarını sonuna kadar açıp, ilk adımı kim atacak diye beklemeden, yürümeye başlayalım. Çıplak ayak seslerimiz, zalimleri koltuğundan, dünyayı yerinden salladıkça, çocukluğumuzun, gençliğimizin yaşlılığımızın, en önemlisi de anılarımızın her köşede bizi sevgiyle karşılayacağını göreceğiz.

Ülkemizde neler oluyor, diye sormalıyız? Sorularımzın yanıtını bakış açımızda bulacağımızdan kuşkunuz olmasın.

O bakış açısı ki, sömürüyü, açlığı, yoksulluğu, katliamı, soykırımı, töreyi, şiddeti, örtülü ve açık cinayetleri üreten ve yayan bir bakış açısının ürünleri olduğumuzu, bu bakış açısıyla yarattılan bir toplum içinde nasıl tutsak kaldığımızı, bu bakış açısının adının faşizm olduğunu şaşkınlık içinde keşfedeceğiz.

Şiddete saygı gösteren, onu koruyup kollayan bir toplum olmaktan artık vazgeçmeliyiz; devamlı karanlığı çağıran zalimlerin dünyasına bir yırtık, bir yarık, bir çentik açmalıyız. Ülkenin bakışlarından kaçıp giden özgürlüğü geri getirerek, dilimizin ucunda bekleyen umudu, gelecekte değil, bugün yeşertmeliyiz. Bunca ölüm, bunca yıkım, bunca yoksulluk, bunca sömürü artık bizi uyandırmış olmalı.

Yaşamın sesini duymak, acılarımızı iyileştirmek ve toplumsal uyanışı hayata geçirmek için bir ütopyaya ihtiyacımız var. Hayallerimizin gerçekleşmesini istiyorsak, özgürlüğü mumla değil cesaretle aramalıyız, böylece kimseye gereksinim hissetmeden kendi kendimizi yöneteceğimizi görmeliyiz ve irademizi kolayca başkalarına teslim etmemeliyiz.

Gerçeği görmek ve söylemek bizi acılarımızdan ve tutsaklığımızdan kurtaracağı gibi gidenlerin toprağında yepyeni kardelenlerin açmasına da neden olacaktır. Hayal gücümüzün sınırsızlığına sarılıp, yaşama hakkımız ve özgürlüğümüz için dünyanın kapalı kapılarını ve sınırlarını sonuna kadar açmalıyız.

Tags: depremedebiyatEmine AydoğduöyküpolitikasanattürkiyeYAZILAR
Previous Post

Emeklilik reformuna karşı yüz binler sokakta

Next Post

Her şey çöp olmakta eşitlenir

Emine Aydoğdu

Emine Aydoğdu

Dinamik Dergisi’nde çıkan yazılarıyla ilk kez yazın dünyasına adımını attı. Makine Mühendisleri Odası’nın meslek dergisinde yazıları yayımlandı. Uğur Mumcu Yaratıcı Yazarlık seminerlerine, Özgür Üniversitesi’nin Küresel Emperyalizm ve Kapitalizm üzerine derslerine, Ulus Baker’in Spinoza üzerine söyleşilerine katıldı. Sokak Yazarları Dergisi’nin oluşturulup gelişmesinde önemli katkıları oldu. Bu dergide öykü ve şiirleri yayımlandı. Anayasa, Anayasa Yargısı, Kararlar Dergisi ve İnsan Haklarına ilişkin yayınlar başta olmak üzere, yüze yakın hukuk kitabının editörlüğünü yaptı. “TEMMUZU BEYAZA BOYADIM” adlı öykü kitabı, Kültür Bakanlığı’nın katkılarıyla Mart 2001’de yayımlandı. “TEŞKİLÂTI ESASİYE’DEN GÜNÜMÜZE ANAYASALAR” adlı çalışması Palme Yayıncılıktan Mayıs 2005’te yayımlandı. “ADO” adlı öykü kitabı, Yoğunluk Dergisi tarafından 2006’da yayımlandı. “BİR ISLIK ÇAL” adlı öykü kitabı, Favori Yayınlarından 2014’te yayımlandı. “DÜNYA BİR AVUÇ” adlı öykü kitabı, Tulpars Yayınlarından 2016’te yayımlandı. “AFORİZMALAR” adlı kitabı, Artshop Yayınlarından 2018’te yayımlandı. “KİMSE İNANMIYOR BANA” adlı öykü kitabı SRC yayınlarından 2024’te yayımlandı. Çeşitli gazetelerde denemeler yazmış, kimi televizyon kanallarında edebiyat söyleşilerine katılmış, Halk Evlerinde ise gençlere edebiyat ve sanat üzerine seminer vermiştir. “Sokak Yazarları, Evrensel Kültür, Yaşam Sanat, Yoğunluk, Deliler Teknesi, Öykü Teknesi, Tavır, İlk İnci, Nikbinlik, Çağdaş Yaşam, Bağlaç, Ekin Sanat, Kıyı Dili, Çağdaş Türk Dili, Bulut Yazar, Sarmal Çevrim, Eliz Edebiyat, Edebiyat Nöbeti, Lacivert, Edebiyat Kolektifi, Güney Dergisi, Çini Kitap, MYART Sanat Dergisi, Altı Yedi, adadergi.com, cigdergisi.com,” gibi kültür sanat ve edebiyat dergilerinde öyküleri ve şiirleri, “Feniks, İnsanokur.org, Çerçi Sanat, adananewstv.com, Son Baskı, Edebiyat-Kültür Sanat ve Farkındalık, Yaşa-Der Platformu (Yazar Şair ve Sanatçı Dernekleri Platformu) Yobazlıkla Mücadele, Kürecik TV Kültür Sanat Edebiyat, Solmedya.com ve sendika.org’da denemeleri ve öyküleri yayımlanmıştır. BUDEP (Bursa Dergiler Platformu) çatısı altında düzenlenen Bursalı edebiyatçıların “Kış Buluşması” 2025 yılının Mart ayı etkinliğinde, ortak inisiyatif ile belirlenen ve “Bursa’dan Edebiyata Katkı” adıyla verilen 2024 Yılı Bursa’dan Öykü/Romana Katkı Ödülüne layık görülmüş ve “2024 Bursa’dan Öyküye Katkı Ödülü” ile onurlandırılmıştır. Gazetemizde “Öykü Köşeşi” yazarı olarak öykü ve deneme yazmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı
Kitap Önerileri

Yeraltından Yükselen Sessiz İsyan: Emine Aydoğdu’nun yeni kitabı çıktı

09/04/2026
TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ
Manşet Haberler

TANRILARIN DOĞUŞU İNSANI KÖLELEŞTİRDİ

08/03/2026
Hatay’a düşen mühimmat tartışma yarattı: İran Türkiye’yi hedef almadığını açıkladı
Manşet Haberler

Hatay’a düşen mühimmat tartışma yarattı: İran Türkiye’yi hedef almadığını açıkladı

05/03/2026
Maviden
Kitap Önerileri

Maviden

02/03/2026
BİR YUMAK HAMUR
Manşet Haberler

BİR YUMAK HAMUR

09/02/2026
“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler
Manşet Haberler

“Zamanın Seyri” Okurla Buluşuyor: Zamanı Bir Karaktere Dönüştüren Öyküler

01/02/2026
Next Post
Her şey çöp olmakta eşitlenir

Her şey çöp olmakta eşitlenir

Comments 2

  1. Turgay Delibalta says:
    3 yıl ago

    Harikasın kutlarım.

    Yanıtla
  2. Turgay Delibalta says:
    3 yıl ago

    “Gerçeği görmek ve söylemek bizi acılarımızdan ve tutsaklığımızdan kurtaracağı gibi gidenlerin toprağında yepyeni kardelenlerin açmasına da neden olacaktır. Hayal gücümüzün sınırsızlığına sarılıp, yaşama hakkımız ve özgürlüğümüz için dünyanın kapalı kapılarını ve sınırlarını sonuna kadar açmalıyız” KUTLARIM…

    Yanıtla

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

Gülistan Doku dosyasında kritik gelişme: Savcıdan hastane kayıtları ve SIM kart açıklaması

by Sonhaber
25/04/2026
0

Gülistan Doku soruşturmasında dikkat çeken yeni gelişmeler yaşandı. Dosyayı yürüten Ebru Cansu, yürütülen incelemelerde yeni verilere ulaşıldığını açıkladı. Cansu, kayıp...

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

BİR İSTİBDATIN GÜNBATIMI: DİRENİŞ VE DEBELENME

by Ümit Özdemir
25/04/2026
0

Debelenme manşetini MÜSİAD’ın yayın organı Yeni Şafak attı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Ekonomik Programı Çöktü manşeti, MÜSİAD’ın durumdan...

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

Türkiye’de faili meçhul alarmı: 75 ilde 638 dosya yeniden açıldı

by Sonhaber
25/04/2026
0

Adalet Bakanlığı, faili meçhul suç dosyalarının yeniden ele alınması amacıyla yeni bir adım attı. Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan...

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

Kadın Olmanın Görünmeyen Yükü

by Sarya Özgür
25/04/2026
0

Bazen beden, insanın kendi evi olmaktan çıkar. Kapı gıcırdar, odalar yabancılaşır, içeride görünmeyen bir fırtına dolaşır. Ne tam adı vardır...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2026 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik