Hayata bakışı değiştiriyor…
Kapağından başlayarak bir sörf yaptırıyor kitap. İlki, günün anlam ve önemini içeren 1 Mayıs. Çiçekli dallarıyla geniş bir hayal gücüne çağırıyor hepimizi. Siz, tam gününde (1 Mayıs) okuyacaksınız ve alanlardaki o coşkuyla birlikte kendiniz de aynı coşku ırmağında yer alacaksınız. İkincisi, Selçuk Demirel’in çizimlerine destek (aslında kim kime destek ya da hangisi belirleyici karar vermek zor, yardımcı olunuz lütfen) cümlelerinin yarattığı hava… “gündüz başı bulutlarda gece olunca da bizim için yıldız toplayan ağaçlar”. Üçüncüsü de var: Açık Radyo’dan seslenen bir öğrenci, okumayı annesinin öpücüğüne benzetiyor, ondan el alarak, “yaşama sevinci”nin yayılması…
Selçuk Demirel, artık hepimizin tanıdığı, çizimleriyle bizi taşıyan bir sanatçı. Bir kaba sığdırmak zor kendisini… Ressam desem az kalır, çizer desem yetmez, yazar desem çizimleri üzülür, hayalperest desem… sanki herkes sevinir.
Ağaçların üzerinden…
Bir önceki “Bir Ağacın Altında”nın gelişip genişleyerek altında oturup düşler kurulmasına izin veren “Ağaçname” ile karşımızda Demirel, tek farkla: “Bir Ağacın Altında”ya sergi eşlik ediyordu… bu kez kendi düşlerimizle kendi düş(ünce) sergi açıyoruz, hem de istediğimiz yerde, istediğimiz düzenle… Birçok yazarın özlü cümleleriyle sunulan “Çöp ağaçlar”ın https://siyasihaber9.org/bir-agacin-altinda-bulusanlar-yasami-savunuyor/ doğayı ve yaşamı koruma çabamıza destek, bu kez kendi cümleleriyle geliyor. Biliriz, ağaçlar çiçek açar, belli bir dönem açan çiçeklerle mutluluk saçar.
Düş(ünce)ler dünyası…
“Ben bir ağacım. / Sonbahar, kış, ilkbahar, yaz / renkten renge girerim. / Bir de bunu yaz: / Bütün renklerimi / severim.” Muhakkak ki renkler de tartışılmaz zevkler gibi… Ama tartışabileceğimiz bir şey var: Yaşama tutunmak.
Selçuk Demirel, “Ağaçname” ile geldiği bu günlerde, Özgür Sanat Meclisi oluşumu için sanatçılar toplanıyor, İstanbul’da. Bir manifesto ile taleplerini, beklentilerini dile getiriyor. Bugünden siyasal iktidardan (14 Mayıs’ta değişse de, değişmese de kararlılar) ve yerel yönetimlerden neler istediklerini haykırıyorlar. Selçuk Demirel, aralarında olmasa da (belki de ‘çağrı’ ulaşmadı) “Ağaçname” ile aynı düş(ünce) içinde olduğunu söylüyor Özgür Sanat Meclisi’ni oluşturanlarla… Benzeşik olmasına aldırmadan, “Ben bir ağacım. / Öz-Gür dallarımla, / güçlü gövdemle, / uçsuz bucaksız köklerimle / ben hayatım. / Ben bir hayat ağacıyım.” dizelerini aktarmak istiyorum, yazdıklarıma destek olması için; yoksa başta da değindiğim gibi, çizimleri taşımaktan öte taşıran, daha geniş anlamlarla yüklenmesini sağlayan dizeler var.
“Sanki devrim olacakmış gibi”
Evet, ağaçlar devrim olacakmış gibi açıyor çiçeklerini, tam da Selçuk Demirel’in yazdığı gibi. Bu da yeni bir sörf kapısı aralıyor: Özgür Sanat Meclisi ile birlikte, seçimlerin ardından, doğacak güneşin ve gelecek güzel günlerin müjdecisi…
Şimdi “Ağaçname”nin sayfalarını karıştırdıkça -epeydir elimden düşür(e)medim- farklı bir anlam yükleniyor ağaçlar, dizelerinin taşıdıklarının da katkısıyla. Gövdesiyle kalem oluşturan, dalları kalem olan, içinden kitaplar geçen, masalar üzerinden yaşama yön veren ağaçlar yeni düş(ünce)ler de açıyor çiçeklerle birlikte.
Bir anekdot geldi aklıma… Oğuz Aral (çiçek koksun toprağı), “çizerin imzası tavrı, çiziminin tarzıdır” demişti. Selçuk Demirel’in imza atmasına gerek yok, çizimlerine, birebir yansıyor zaten.
Yeni düş(ünce)ler gerekliyse -ki gerekliliği tartışılmaz- yeni çiçekler açtıracak, düşler kurduracak “Ağaçname” biçilmiş kaftan.
Ağaçname, Sen Ne Güzel Ağaçsın!
Selçuk Demirel
Çizgiyle aforizmalar
Yapı Kredi Yayınları, Nisan 2023, 232 s.
…………..
“Ben bir ağacım.
Bunu bir tek
sana söylüyorum.
Ne demek istediğimi
anlıyor musun?” #SelçukDemirel’den ağaçlara bir saygı duruşu: “Ağaçname”https://t.co/ICmYk2R90p pic.twitter.com/3uPhSqCmdP— Yapı Kredi Yayınları (@YKYHaber) April 20, 2023














