Salı, Nisan 21, 2026
Son Haber
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
  • Yazarlar
  • Manşetler
  • Son Haber Tv
  • Künye
No Result
View All Result
Son Haber
No Result
View All Result
Home Manşet Haberler

Gazetecilik zor iştir

Korkut Akın by Korkut Akın
20/04/2024
in Manşet Haberler, Sinema, Yazarlar
A A
0
Gazetecilik zor iştir
0
SHARES
564
VIEWS
Share on FacebookShare on TwitterShare on Whatsapp Send Mail

 

 

Korkut Akın

 

Mesut Kara anısına

George Orwell’in, “Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır. Gerisi halkla ilişkilerdir” sözü, en tam da bizim ülkemiz için geçerli. Siyaset ve siyasetçiler, -hemen her gün izliyorsunuz- bir cümle önce söylediğini bir sonrakinde yalanlıyor ya da reddediyor, yüzüne vurulduğundaysa ya tehdit ediliyorsunuz ya da tutuklanmayla karşı karşıya kalıyorsunuz. İşin ilginci, o kendini açığa düşüren kişinin peşinden gidenler öyle çok ki, tapıyorlar neredeyse; kimse o “yanardöner”liğini sorgulamıyor bile. İhanet ettiğini, hata yaptığını, yanlışlığını itiraf etmesine rağmen yine de el üstünde tutuluyor. Bu, kuşkusuz bizim ülkemiz için geçerli. Dünyanın birçok ülkesinde, diktatörlükler dışında, kimsenin gözünün yaşına bakılmıyor; ihanet eden siliniyor siyaset dünyasından.

 

“Vatan bölünmez bayrak inmez”

19 Nisan’da gösterime girecek (Amerika’da en çok gişe yapan film unvanını ele geçiren) “İç Savaş” filmi, iki yönlü ele alınması gereken, gündemle de örtüşen önemli bir film. Alex Garland’ın yazıp yönettiği distopik (tam tersi ütopik, ütopya mükemmeli anlatırken distopya baskıcı toplumu ifade eder) film, çok uzak bir dünyayı değil, hemen burnumuzun dibinde, her gün karşılaşabileceğimiz bir durumu anlatıyor. ABD’de 19 eyalet arasında çıkan iç savaş sırasında üç gazetecinin zorlu yolculuğu anlatılan filmde, isimleri değiştirin bizde yaşananlarla pek fark olmadığını göreceksiniz.

ABD Başkanı, tıpkı bizdeki “Bayrak inmez, ezan susmaz” benzeri bir sözle sesleniyor halkına: “Vatan bölünmez, bayrak inmez”. Aynı ülkenin insanları, düne kadar birbirleriyle iç içe yaşamışlar, hiçbir sorun yaşamamışlar, ama bugün düşman kesilip kurşun atıyorlar karşılıklı…

 

Irkçılık da dorukta…

Filmde eline silah geçiren herkes hem asker hem yargıç hem de savcı; mahkemeye de gerek duymuyor, basıyor tetiğe. Ne, neden, niye, kim, sonuç gibi hiçbir şeyi sormuyor, sorgulamıyor. Haksızlıklara uğrayanları görüyoruz: Afroamerikalılar. Savaşla birlikte göçmenler de katılıyor onlara. (Sahi, yerel seçim sonrası belediye başkanlıklarına gelenlerin göçmen/sığınmacı/mülteci düşmanlığını iyiden iyiye arttırdığını hatırlatıyor bu…) Sırf yabancı diye öldürülen gazeteciler, yalvardığı halde acımasızca katledilenler, haksız (kişisel husumetleri unutmamalı) yere işkence görenleri izledikçe içiniz burkuluyor.

 

Savaş kötüdür.

Üç fotoğrafçı ve iki muhabir, haber atlatmak niyetini de barındıran bir zorlu yolculuğa çıkıyor. Savaş fotoğrafçısı Lee, (Kirsten Dunst), savaş muhabiri Joel (Wagner Moura), yaşlı muhabir Sammy (Stephen Henderson) ile savaş fotoğrafçısı olmak isteyen Jessie (Cailee Spaeny) hem birbirlerini korurlar hem de yıllarca benzer cephelerde benzer olaylar içinden geçtiklerinden duygularını yitirmiş gibi gözükseler de içten içe savaşa lanet okurlar. Savaş muhabirlerine iki göz yetmez, iki el de, iki ayak da, hatta iki beden bile… Her an olağanüstü bir şey olabilir ve o “olağanüstü” artık sıradanlaşmıştır. Kendilerini korumalılardır muhakkak, işleri “birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri” yapmaktır ve hedef kitlelerini uyarmalıdırlar. Tabii, bir de gazeteciliğin kendine özgü o “haber atlatma” arzusu da öne çıkıyor. Başarıyı atlatma haber belirliyorsa, onların da içlerindeki heves büyüyor ister istemez.

Aklıma iki arkadaşım Emre Aygen ile Ali Öz geliyor; ikisi de iç savaş gazisi. Biri, Yugoslavya’nın parçalanması sırasında gözünden yaralandı, göğsünde kocaman “PRESS” yazdığı halde, keskin nişancı hedef gözeterek ateşledi silahını ve arkadaşını öldürdü. Diğeri, bir Nevruz’da yanı başında yine fotoğrafçı bir arkadaşının -bu kez, asker ve polisin gizli örgütü eliyle ve yine keskin nişancı silahıyla- yaşamının elinden alındığını gördü. İkisi de gazeteciydi, ikisinin de amacı haber vermekti (tabii, o kadar çok örnek gösterilebilir ki). Elinde silah olanların öyle bir derdi yoktu, onlar haber alınıp verilmesine karşıydı, parmaklarının ucundaydı karar mekanizması.

 

1 of 2
- +

1.

2.

 

İşte böyle bir şey…

Savaş insanlık suçudur, her ne nedenle olursa olsun. Egemenlerin pazar genişletme amacıyla, siyaset sahnesine sundukları bir yöntemdir. İster iç savaş olsun isterse yerel veya genel hepsinde olan insanlara oluyor. Analar ağlıyor, çocuklar anne babasız kalıyor, yaşam alanı bırakılmıyor kimseye.

Birkaç gün önce, doğanın kucağına yatıya giden gazeteci, dergici, grafiker, yönetmen, senarist (on parmağında yirmi marifet) Mesut Kara’yı düşündüm “İç Savaş”ı izlerken. Hem Mesut’un ölümüne üzüldüm hem siyasetçilerin savaş çığırtkanlığı yapmasının önüne nasıl geçilebileceğini hem de bu filmi Mesut nasıl yorumlardı diye düşündüm. Bu bir film yazısı değil, bir değerlendirme de değil aslında, iç döküş diyebiliriz belki. 

 

1 of 4
- +

1.

2.

3.

4.

 

İç Savaş Fragman

Tags: Ali ÖzEmre Aygengazetecileriç savaşKorkut AkınMesut Kara
Previous Post

Dubai’de sel felaketi

Next Post

İsrail vurdu, şimdi ne olacak?

Korkut Akın

Korkut Akın

Eskişehir, İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema TV Bölümü mezunu, İstanbul Üniversitesi’nde gazetecilik yüksek lisansı yaptı, İşletme İktisadı Enstitüsü’nde de ihtisas. Yeşilçam’da reji asistanlığı ve senaryo yazarlığı ile başladı, televizyonlarda kültür sanat programları çekti. Müjdat Gezen Sanat Merkezi ve İstanbul Aydın Üniversitesi’nde sinema dersleri verdi. Okumayı, izlemeyi ve gezmeyi sever. Ödülleri: İFSAK 5. Ulusal Kısa Film Yarışması Büyük Ödül (1983): Voli. REPAŞ 10. yıl Etkinlikleri Kısa Film Ödülü (1986): Gelincik. İzmir Karşıyaka Belediyesi “İnsan Hakları” Konulu Kısa Film Yarışması Mansiyon (1990): Hişt Hişt! O. M. Arıburnu Birincilik Ödülü (1991): Hayat Ne Tatlı. 42. Berlin Video-Fest. Büyük Ödül Adayı (1992): Hişt Hişt! Çağdaş Gazeteciler Derneği Yılın TV Programı Ödülü (1993): İstanbul Sayfaları.Her yıla bir kart hazırlıyor (40 yılı aştı), postayla göndermek yerine elden dağıtıyor, büyük keyifle…İletişim: korkutakin@hotmail.com

Yazarın Diğer Yazıları

Demo-k-rasi!
Manşet Haberler

Demo-k-rasi!

20/04/2026
Renklerin birleşiminde, hareketliliğin uçuculuğunda…
Kültür Sanat

Renklerin birleşiminde, hareketliliğin uçuculuğunda…

13/04/2026
Çağdaş Yaşantıyı Olanca Güçle Yaşamak
Kitap Önerileri

Çağdaş Yaşantıyı Olanca Güçle Yaşamak

08/04/2026
Gerçekliğe Çarpık Bakış
Manşet Haberler

Gerçekliğe Çarpık Bakış

09/04/2026
Gökyüzüyle Yüz Yüze
Kitap Önerileri

Gökyüzüyle Yüz Yüze

31/03/2026
Onlar… Kadınlar ve Sonrası
Kitap Önerileri

Onlar… Kadınlar ve Sonrası

18/03/2026
Next Post
İsrail vurdu, şimdi ne olacak?

İsrail vurdu, şimdi ne olacak?

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

Siyasal Kimlik, Toplumsal Cinsiyet ve Bedenin Disiplini: 1968 Kuşağına Feminist ve Eleştirel Bir Okuma

by Mendine Dinçer
21/04/2026
0

1968 kuşağı, yalnızca siyasal hareketlerin yükseldiği bir dönem değil, aynı zamanda gündelik yaşamın ideolojik bir çerçevede yeniden kurulduğu tarihsel bir...

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

ALMAN EMPERYALİZMİNİN 3. KEZ SİLAHLANMASI

by Ahmet Hulusi Kırım
21/04/2026
0

1890’dan başlayarak, yirmi yıllık bir süreçte dünyanın en ileri endüstrilerini, en iyi üniversitelerini, en zengin bankalarını ve refahın sağladığı en...

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

YAŞAMAYA MECBURSUN: BULUTSUZLUK ÖZLEMİ: ROCK VE İSYANKAR ÖNCÜLERİ

by Ümit Özdemir
21/04/2026
0

Adını Mümtaz Soysal’ın bir makalesinden alan Bulutsuzluk Özlemi’nin müzikal serüveni, yönetmen Caner Kaya imzalı Yaşamaya Mecbursun: Bir Bulutsuzluk Özlemi Belgeseli adlı...

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

Gülistan Doku soruşturmasında kritik gün: Eski Vali Tuncay Sonel adliyeye sevk edildi

by Sonhaber
21/04/2026
0

Tunceli'de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir aşamaya geçildi. Erzurum Cumhuriyet...

Arşivler

  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • Künye
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası
  • İletişim
  • Söyleşi / Podcast
  • Kitap Önerileri
  • Öykü
  • Manşetler
  • Dosyalar
  • Arşiv

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik

No Result
View All Result
  • ANA SAYFA
  • İSVİÇRE
  • TÜRKİYE
  • DÜNYA
    • AVRUPA
    • ORTADOĞU
    • ASYA
    • AMERİKA
    • AFRİKA
  • YAZARLAR
  • POLİTİKA
  • EKONOMİ
  • SÖYLEŞİ
  • YAŞAM
    • EĞİTİM
    • SAĞLIK
    • KADIN
    • LGBT
    • EMEK DÜNYASI
    • Podcast / Röportaj
  • SANAT
  • BİLİM
  • EKOLOJİ
  • FORUM
  • Languages

© 2024 Sonhaber / Bağımsız, doğru , gerçek habercilik