Korkut Akın
Hepimizin karşılaştığı yazım veya söyleniş hataları vardır; bazen o hatalar farklı duygular doğurur. Hiç ummadığınız, asla beklemediğiniz, çoğunlukla da “ters köşeye yatıran” bu tür hataları önemsemeyiz, üzerinde durmayız, unuturuz. Sanatçılar, bu hatalardan bir yaşam süzer ve onlarla karşılaştığınızda gülmekle düşünmek arasında kalırsınız. Aziz Nesin “güldüşün” diyordu, tam da böylesi durumlar için, her ne kadar mizah için önerse de…
Roni Margulies, çok kısa bir zaman önce yitirdiğimiz şair, yazar, çevirmen, ama en önemlisi aktivist bir siyasetçiydi. Ölümünün ardından Şavkar Altınel ve Mustafa Arslantunalı, ahde vefa örneği sergileyip şiirlerini yayımlamaya hazırlamış. İyi etmişler.
Hafriyat kamyonu üzerindeki bilgilendirme yazısında (görseli de var kitapta) ‘r’ ile ‘f’ yer değişince, çocuk (Burada kesinlikle Roni, hiç başka birini aramamalı) babasına soruyor. Şiirin anlamı ve gücü o dizelerde gösteriyor kendisini; ve tabii, eğitim düzeyinin ne denli düşük olduğunu da. Kimimizin sözcük oyunu olarak sürdüregeldiği harf değiştirerek yeni anlamlar bulma hevesi, böylesi yanlışlara da yol açıyor.
…ama iyi ki de bu yanlışlar var ve Roni Margulies’in kamyon üzerindeki yazısından yola çıkarak duygularını, düş(ünce)lerini öğreniyoruz. “Çakıl Taşları”nda, bir çakıl tanesi üzerinden daha çooook zaman geçmesi gerektiğini, insan yaşamının yetmese de o düş(ünce)leri sürdürmesini istiyor şiirce.
“Biliyorum, saatler var daha sabaha,
geceler uzun çünkü, gölgeler gaddar.
Hiçbir şey bana hayatımda
koymadı bu yaşa girmek kadar.”
65 yaşına girdiğinde yazmış besbelli, sonrası yok.
“Arada bir şimdilerde
yine düşüyor içime
birden midemi tırmalayan,
kalbimi bir el gibi sıkan,
Beklemediğim bir korku.”
Bu “korku”nun soyut ve aptalca olmasını bekliyorsunuz ya değil, anlamlı ve gerçekçi. Roni Margulies, sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik. Yaşamı sarıp sarmalayan her alanda somut anlamları yüklüyor dizelerine…
“Göz görebildiğince uzanan
soluk beyaz taş bir dünya
ve yolun sonunda, ufukta
hiçbir şey.”
Yok ki ölümden sonrası…
Bilinçaltında büyüyen ve asla tükenmeyen bir korkudan söz ediyor “Bahçe Kapısı”nda. Kapı çalındığında, başını kaldırıp meraklanması, belki de bir dönem hepimizin yaşadığı, karabasana dönüşen o duygu. Yannis Ritsos’un “arabanın yolda durmasının korkutmadığı /kapı çalınmasının dost demek olduğu /ve pencereyi saat başı açmanın, /renklerinin uzaktaki çanlarıyla /gözlerimizin bayram etmesini sağlayan /gökyüzü demek olduğu zamandır /barış” dizelerini çağrıştırıyor. Siyasal iktidar, hâlâ sürdürüyor o korku egemenliğini; olur olmaz her barışçıyı tutuklayarak.
“İsim takılmazdı eskiden fırtınalara” diyor bir şiirinde Margulies, “esip geçerlerdi”… Oysa korku asla geçmiyor ülkemizde. O da, “bir endişe olsun içinde daima” dizesiyle önlem almamızı vurguluyor ya, kuşaktan kuşağa aktarıyoruz korkuyu çoğaltarak, işine geliyor birilerinin bu da…
Roni Margulies, düş(ünce)leriyle, korkusu ve cesaretiyle yaşıyor dizelerinde…
Harfiyat Kamyonları
Roni Margulies
Şiir
Yapı Kredi Yayınları, Nisan 2024, 54 s.












