Ölümcül Kadınlar-III Nazi’nin üniformalı kadınları

HomeManşet Yazarlar

Ölümcül Kadınlar-III Nazi’nin üniformalı kadınları

Hatice Özhan

 

Kaplumbağadan da yaşlı bu kadın Selma van de Perre için zaman bitmemişti. Onun için yirminci yüzyıl tüm korkunçluğuyla halen aramızda, hala da hiçbir şey olmamış gibi yol almayı sürdürüyor. Zaman Auschwitz’te donmuş ve hiç eriyeceğe de benzemiyor. Anne babasını ve kız kardeşini o zaman kütlesinde bırakan, kaybeden Perre için unutmak yok hükmünde. “ilginç zamanlarda yaşamak bir lanettir.” Eski bir Çin atasözü böyle der. Perre de bir urgan gibi bu laneti zihninde taşıyor. Yok hükmünde bir unutmayı seçen bu kadın için zaman ölümün damgasını taşıyor. Hangi yüzyılın icadı olduğundan tam emin olamadığımız ölümün, savaşların tüm ailesini elinden aldığı Perre unutmayı seçti. Sadece sorulduğunda bir süreliğine unutmaya ara veren bu kadın Nazi kadınları için “Onlar korkunç insanlardı diyor!”. Bu konuşan 98 yaşındaki yontu için her yeni doğacak yüzyıl ve insan, kuralları ve sınırları ölüm tarafından tayin edilmiş ve de kuşatılmış bir kundakta gözlerini açacak ve isimlendirileceklerdir. Perre’nin kirletilmiş saf zihninde Auschwitz, yerinden milimlik oynatıldığı takdirde kendisinin topyekûn mahvına yol açacak bir sabitlikte oturtulmuştur.

Foto:Selma van de Perre

Kanla semizleşmiş, ölüm halinde bir canavarlar topluluğu olan Nazi’nin sıradan kadın gardiyanlarını anlatmakla bitiremiyor Perre, bir süreliğine hatırlamayı seçtiği sıra da. Ölümün ve rejimin acımasız buyruklarını vahşice ifa eden kadın gardiyanlar, ucube bir adaletin yalçın kayası üzerine kurulu bir dünyaya aittiler. Kaya, her sarsıldığında binlerce mahkûm kadın kopan kaya parçalarının altında can verdiler, bir kısmı da kendilerini kaçınılmaz bir yolda, ölümün vahşi pençelerine doğru iteklendikleri bir noktada buldular. O zaman kütlesinde hemen ölenlerden tek şansları ya da tek farkları sadece bir süreliğine de olsa zaman kazanmış olmalarıydı.

 

Ölüm kampı dışında yası tutulacak değerde başka talihsizlik olmayacağına hayatları ile ikna olan kadın mahkûmlar, vahşice muamele gördükleri hemcinsleri olan Nazi üniformalı gardiyanlara isimler taktılar.  “Zalim Brygyda” ya da “Revolver Anna” gibi lakaplar elleriyle ölüm yağdıran bu saçlarını arkadan bağlayan, çoğunluğu tıknaz ve sadece posası içte hapsolmuş büyük portakal göğüslü kadınları sıradanlaştırmanın mümkün bir yoluydu. Ölüm de sıradanlaşıyordu bu sayede. Savaştan sonra, 1945’te Nazi savaş suçları mahkemeleri sırasında, Irma Grese isimli gardiyan da basın tarafından “güzel canavar” olarak adlandırıldı. Diğerlerine, güvercin göğüsleri ve sarı saçları ile fark atan bu genç Nazi kadını mahkemede cinayetten suçlu bulunarak idam edildi. Ancak Nazi kampı gardiyanı olarak çalışan binlerce kadından sadece 77’si mahkemeye çıkarıldı. Ve çok azı gerçekten mahkûm edildi.

Mahkûmiyetten kurtulanlar için dünya sırt üstü yatmış, bobin gibi dönmekte olan bir aygıt ve hepsi telaşla bu dolambacın içerisinde hayatlarını yeniden yazacakları boş ve beyaz sayfalar aradılar. Kötülük yapmadıklarını, sadece kötülüğe yardımcı oldukları demode iknasıyla buldukları sayfaları çalakalem de olsa doldurdular. Evlendiler, isimlerini değiştirdiler ve topluma karıştılar. Kötülüğün yardımcı kok pilotu ve sadece birkaç yılla hapiste yatan Herta Bothe adında bir kadın daha sonra, merak bitince ısırılan insanlara dilinden bal dökülürcesine pişman olmadığını söyledi. 1999’daki ölümünden önce, hatasının sadece canını kurtarmak olduğunu söyledi ki yoksa kendisi de ölümü boylarmış. Tüm her şeyi, biraz daha fazla yaşamak uğruna yapan Bothe hiç ölmeyecekmişçesine yaşayacağı sanrısına kendisini kaptırtan Nazi üniformasının ceplerinde, acaba ölümsüzlük otu mu bulmuştu dersiniz? Gücün beraberinde zulmü ve zulmün de ölümsüzlüğü getirdiğine inanan binler soyundan biriydi belki de Bothe? O yüzden de son nefesine değin cinayetlerinden “hata” olarak bahsetti. Ne kadar insani bir yüzleşme….

Bu adına Herta Bothe denilen ölüm yamağı kadın, tepesindeki cesetlerle yüklü dünyasında yaptıklarını sıradan bir hata olarak niteleyerek günaha çıkarttı kendisini ve buna dünden razı olan İngilizler tarafından da affedildi. İngiliz toprağının has tohumu, bu hamurun has mayası olan Bothe aralarında Yahudilerin, lezbiyenlerin, seks işçilerinin, evsiz ve politik kadınlarından ibaret olan toplumun en az 30 bin  “işlevsiz” uzvuna neşter atmıştı ve bu affedilmek için yeterli bir sebepti. Neşterden şans eseri ya da tanrının keyifli bir anında kıyak geçtiği Ravensbrück mahkûmu Selma van de Perre, yaşadıkları hakkında İngiltere’de “My Name Is Selma” adlı bir kitap yayımladı. Tüm ailesi katledilen Van de Perre, düzenlenen anma törenlerine katılmak için neredeyse her yıl Ravensbrück’e gidiyor. Bizim için daha şimdiden gözden yitmekte bir tren olan tüm bu yaşanılanlar Perre için onu her yıl Ravensbrück’e götüren acı bir hakikat ve gözlerinden asla yitmeyecek yakınlıktaki bu trenin geriye kalan birkaç yolcusundan sadece biri. Ve Perre, sadece bu trende olduğu sıralar da unutmaya bir süreliğine ara veriyor…

 

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments