Korkut Akın
Savaşa, yok edilen yakılan ormanlara,
ekonomik, siyasal, sosyal sorunlara,
sansür ve yasaklara karşı karikatür,
barış demokrasi ve eşitlik için ses çıkartıyor,
yılmadan, bıkmadan…
Güldürürken düşündüren…
1970’li yıllarda, bir fotoğraf karesinin, bilimsel bir araştırmayla algılanma süresinin 12 saniye olduğu açıklanmıştı. Tabii ki, zaman içerisinde katman üstüne katman ekleyen fotoğraf anlamlılığını daha da arttırdı, çok sonra bile bir algı yaratmaya başladı.
Karikatür ise, fotoğraf gibi kare (frame) olsa da ilk günden bu yana daha uzun sürede algılanan bir sanat dalı oldu. Bir çizgiyle anlam yüklenen o “kare” toplumsal konulara, olaylara, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin güncelliğini yitirmeyerek insanların ilgi odağı oldu. Muhakkak ki, teknolojinin gelişmesiyle hem arttı hem de erişim kolaylığıyla birlikte yaygınlaşmaya da başladı.
Güldürmek ve düşündürmek…
Aziz Nesin, mizah için “güldüşün” önermişti; güldürürken düşündürdüğü için. Mizahın genel anlamına daha uygun olsa da bu önerilen sözcük, sanki karikatür için daha doğru geliyor bana.
Nasreddin Hoca’dan, Aziz Nesin’den bugüne mizah kadar dünyaya açılabilen karikatür sanatımız, (ah ki, yine geldi o meşum 12 Eylül! Her kötülüğün, her yanlışın, her anlamsızlığın, her diktatörlüğün başladığı o darbe) 12 Eylül’le birlikte kesintiye uğradı. Dernekler kapatıldı, dergiler (Gırgır’ı hatırlamayan taş olur) yasaklandı, gazeteler sırf karikatür yüzünden sansüre uğradı, karikatürcüler tutuklandı… ama en önemlisi, dünya çapında bir etkinlik olan saygın Akşehir Nasreddin Hoca Karikatür Festivali yok edildi. Nasreddin Hoca Karikatür Etkinlikleri olmasaydı Akşehir bu denli öne çıkabilir miydi? Bizim tarihimizde bu tür hatalar, bilinçli yanlışlar o kadar çok ki… Mıstık’tan, Ali Ulvi’den, Turhan Selçuk’tan, Tan Oral’dan, Behiç Ak’tan ve sıralamaya kalkışsak sayfalar yetmeyecek kadar çok ustadan örnek verebilirim…
Yine uslu…
…uslu durmayan diye yazmayı düşünmüştüm, ama “uslu” sözcüğünün “akıllı” karşılığı (toplumsal algıya karşın) olduğunu anımsayınca, ister istemez vazgeçtim. O çarpıcı zekâ ürünü çizimlerini (bunlara grafikleri ve illüstrasyonları da katmalı) bizlere iletmekten geri durmadı karikatüristler. Gazeteyi alır almaz, ilk iş olarak (arka sayfadaydı bir zamanlar, şimdi ilk sayfaya hem de en göz alıcı yere taşındı) karikatüre göz atan insanlar gülerken düşünmenin, düşünürken yeni düşler kurmanın güzelliğini bırakmadı. Öyle güzel, insanın içine işleyen ve vermek istediği mesajı doğrudan veren karikatürcüler ele aldıkları konuları belleklerimize kazıdı, çıkmamacasına.
100’üncü yıl…
Bu yuvarlak yılları seviyorum; çünkü birçok etkinlik, birçok proje yapılıyor birbiri ardına. Kitaplar yayımlandı, söyleşiler, açıkoturumlar yapıldı, sergiler açıldı… daha da olacağından başka.
100’üncü yılının içinde olduğumuz bu yoğunluk arasında bir de Aydın Doğan Vakfı tarafından, 39. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışmasında yer alan karikatürler internet sitesinde yayımlandı. Bu yıl, yüzlerce sanatçı dünyanın dört bir yanından yüzlerce yapıtla (64 ülkeden 570 karikatürist, toplam 1.365 eser) katıldı o yarışmaya. Onca çalışmanın arasından “en iyisini” seçmek kolay değil, insanı cidden terletir.
Yapıtlar…
Yukarıda anlattıklarımın ışığında bir karikatürü –anlatabilirim ama- tümünü anlatabilmek boyumu aşar. 39. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışmasının teması, doğal afetler, toplumsal eşitsizlik, şiddet ve (eklemezsem eksikliği peşimi bırakmaz) karikatürün olmazsa olmazı barış idi.
Amatör ve profesyonel sanatçıların katılımına açık olan yarışmanın seçici kurul üyeleri Marco De Angelis (İtalya), Ercan Akyol (Türkiye), Angel Boligan Corbo (Küba), Gürbüz Doğan Ekşioğlu (Türkiye), Saad Hajo (Suriye), Piyale Madra (Türkiye), Tan Oral (Türkiye) ve Yoshiaki Yokota (Japonya) idi.
Cesur sanatçıların yasak ve sansür gibi tehditlere kulak asmadan yapıp yolladığı, ekonomik, sosyal, kültürel, ekolojik ve siyasal içerikli karikatürlerini Aydın Doğan Vakfı’nın https://sanalmuze.aydindoganvakfi.org.tr/yarismalar/39-aydin-dogan-uluslararasi-karikatur-yarismasi-2023-66 sayfalarında görebilirsiniz.
Bunca karmaşanın yaşandığı, “at iziyle it izinin birbirine karıştığı”, siyaset rüzgârının fırtınaya dönüştüğü bu günlerde gönlünüze düşecek bir çizim bulacağınıza inanıyorum.



















