Akşam sohbetlerini özlemek!

HomeManşet Haberler

Akşam sohbetlerini özlemek!

Eskiden yani çocukluğumuzda bizim kuşak yaşlanmayı farklı algılardık sanki biraz. Boylarımız küçüktü belki veya belki de küçük dünyamızda her ağarmış saçlıyı ‘’dede’’ veya ‘’nine’’ olarak algılamak öğretilmişti bizlere. Ve biz hiç büyümeyecek ve saçlarımız hiç ağarmayacakmış gibi yaşardık çocukluğumuzu. Oysa her ne kadar kendimize yeni tanımlamalarla moral veriyor olsak da ömrümüzün son düzlüğünde koştuğumuz gerçekliğini bugün yaşadığımız pandemi süreci bize göstermekte. Hem de can alıcı yanıyla. Eksiliyoruz artık. Ve üstelik her gün birer birerin ötesinde bir sayıyla.

Öyle olmayacak hayallerin peşinde koşmak değil, satın alınamayan oyuncakları üretmenin projesiyle meşgul ederdik kafamızı. Ve her birimiz mutlaka bir oyuncak yapmanın verdiği özgüvenle öğreniyorduk yaşamı. Derken gençliğe adım attığımızda kafa yormaya başlamıştık dünyayı değiştirme projelerine. Orda da durmadık tabi. Bir de somut adımlar ile pratik olarak da dalmıştık ki yaşamın içine, büyüdükçe büyümüştü devrim hayallerimiz. Gerçekçi, olası ama sonuçlandıramadığımız hayaller.

Erken büyümüştük her birimiz. Öğrenip, öğreterek. Türkü söyler gibi atılırdık mücadelenin ön saflarına. Dost derdik, arkadaş derdik ve can derdik hiç tanımasak da zalimin zulmüne uğrayanlara.

Sonra bir buldozer geçti üzerimizden, her ne kadar geliyor olduğunu bilsek de, sonuçta devrimi başaracak olgunluğa erişmemiştik aslında. Ve darmadağın oldu hayallerimizin gücü örgütler. Ama paletlerin altında ezilip yok olmayanlar bir şekilde dağda ovada, kentte veya mahpuslarda sürdürmeye çalıştılar yaşamı. Derken yıllar yılı kovaladı ve herkes kendince kendi düzenini kurdu yaşam mücadelelerinde.

Ellerinden tutamadığımız sevgililerimizi geç de olsa eş edindik kendimize ve aile oldu bir çoğumuz. Sonra çocuklarımız ve zamanın hızla aktığının ayrımına vardığımızda da torunlarımızı bulduk hayatımızın içinde.

Bulduk bulmasına da, sanki geç kaldık biraz anlıyor ve anlaşılıyor olabilmeyi kavramakta. Çünkü küresel teknolojik gelişimin hızına ne ayak uydurabildik ve ne de yeni neslin dünyasına girebildik biz.

Bence yarının nasıl biçimleneceği ve torunlarımızın nasıl bir dünyada yaşayabileceği hakkında çok somut öngörülerimiz olmadığına inanıyorum. Bu anlamda onlara bırakabileceğimiz miras, insana ve insanlığa dair artı değerlerimiz olabilir ki, bunun üzerine kollektif bir bilinç oluşturmak ve geleceğin insanının robotlaşmasının önüne geçebilecek bir bilgi aktarımını sağlayabilmek bugünün en gerekli görevlerinden biri olsa gerek diye düşünüyorum.

Bunun için, neler yapıyoruz veya neler yapılabilir? sorularına yanıtı elbette herkesin kendi adına düşünmesi ve bunu kollektif bir iradeye dönüştürmek uğraşı içinde olması gerektiğine inanıyorum.

Kendi adıma şöyle bir örnekle bağlayabilirim konuyu.

Biliyorum. Sanki çok zor gibi ama neden olmasın, (ki eğer bizim hala bir irade ortaya koyabilme gücümüz varsa) periyodu önemli değil, (gün, hafta veya aylar olabilir) çocuk veya torunlarımızla bilgisayar, telefon ve televizyonsuz bir ortamda baş başa geçirebileceğimiz saatler. Biz hikayelerimizi anlatalım onlar dinlesin, onlar anlatsınlar biz dinleyelim.

Ben babamın akşam sohbetlerini özledim sanki..!

 

Ilyas Zeki kutlu

kutluzeki@hotmail.com

guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments