Etrafımda hemen herkes “Bahçıvan ve Ölüm”’ü okudun mu diye soruyordu, Kitabı okumak için sipariş vermek istediğimde arkadaşım, “sen hâlâ okumadın mı, muhtemel en son okuyan sen olacaksın kitabı” demez mi. Bu beni daha da meraklandırmıştı, “okumaya vakit bulunamayan bir zamanda” bu kadar okuyanının olmasının bir anlamı olmalıydı. Kitap geldi ve okudum.
“Bahçıvan ve Ölüm” ile başladığıma bakmayın, sözü Hatice Aydoğdu’nun Dipnot yayınlarından yeni çıkan anlatı kitabı “Kar Suyu Gibi Akar Gideriz”’e getirmekti amacım. Neden o zaman “Bahçıvan ve Ölüm” diye soracak olursanız, iki kitapta da ölüm teması işlendiği için diyebilirim. İki kitap arasında bir tercih değil ama, “Bahçıvan ve Ölüm’”ü herkes okumuşken benim “en son okuyan” olarak yazmamın benim açımdan bir karşılığının kalmamış olmasıydı.
Ektikleri, biçtikleri güzelliklerin sürekliliğini sağlamak için ölümü öteleyenin ölümünü anlatır Bahçivan ve Ölüm. Ekip biçtikçe mutlu olandır ölmüş, mutluluk bahçesine yaptığı aşılar yarım kalmıştır.
Yaşasaydı kim bilir daha neler ekecekti…
“Kar Suyu Gibi Akar Gideriz” de ise hayatlar öyle kar suyu gibi akıp gitmez. “Bahçıvan ve Ölüm”de erken, “Kar Suyu Gibi Akar Gideriz” de gecikir babanın çağırdığı ölüm.
Kitap, Yaşama dokunması gereken bütün kurumların pıhtılaştığı dünyayı “Kar Suyu Gibi Akar Gideriz” ismiyle karşılar. Sonuçta hayat bir akış, kişiye ait ömrü kar suyu gibi berrak akıp gitse de, “Ekseni eğik dünyanın” üstünde doğru akamaz kar suyu…
Babanın bu bozuk dünyadan kurtulmak için karşısına çağırdığı ölümle, annenin hayata tutunma çırpınışı, baba ve annenin ölümle kurdukları ilişkinin tezatlığı; vazgeçilen ve vazgeçilemeyen hayatın tamamlanamayan gerçekliğidir.
Belki de, bu “Ekseni eğik dünyada” tamamlanamamış bir ömrün, her iki durumda da geride kalanlara tamamlanmak için bıraktığı bir eksikliktir ölüm…
Hatice Aydoğdu
Kar Suyu Gibi Akar Gideriz
Anlatı
Dipnot Yayınları












