Korkut Akın
“Kim nerede ne işliyor biliyoruz.” diyordu Âşık İhsani, dilimizden düşmeyen bir türküsünde, marş gibi sert söylerdik, o ayrı… Bizden sonra çok şey değişti yaşamda… Ama baştan söyleyelim dar grupçu bakış hiç değişmedi. Niyesini, nedenini bulan kazanacak. Bulunamadığı sürece de siyasal muhalefet toplumsal muhalefetin hep arkasında kalacak.
Tesadüf Özlem Demir, öğrencilik yaptığı süre boyunca yaşadıklarını anlatıyor. 12 Eylül sonrası, birçok şeyin değiştiği, üç kişinin bir araya bile gelemediği bir dönemde; yürekli, yürekli olduğu kadar kararlı ve en az bir o kadar da kıymetli işler yapmış. İstanbul Üniversitesi’nin hemen arkasında –belki hâlâ öyledir- üniversite öğrencilerinin buluştuğu Süleymaniye’de yeşeren öğrenci muhalefetinin nasıl başladığını anlatıyor.
Bir şey yapmalı…
Toplumsal muhalefetin de öncüsü olan devrimci gruplar 12 Eylül ile birlikte devletin o ağır baskısından hakkına düşeni almış, 50 insanın asılması (hatırlayın, “asmayalım da besleyelim mi” diyorlardı… ne yazık ki, şimdi de bir benzer durum söz konusu, ama artık idam cezası yok, ne yapacak devlet! tuttuğunu, haklı haksız demeden tutuklayacak, korku salacak) onlarca, yüzlerce yıl ceza iddiası ile yargılanmış daha da kötüsü elini eteğini çekmişlerdi devrimci yaşamdan.
Haksızlıklara direnmeyi seçen insanlar, yaşanmışlıklardan edindikleri deneyim ışığında yavaş yavaş da olsa bir kıvılcım çaktı. Tesadüf Özlem Demir de onlardan biri… Siyasetle hiçbir ilgisi olmadan başladığı üniversite öğrenciliğinde muhalefetin yeniden yaşatılması için mücadele geliştirmiş, ancak ağabeyleri gibi o da öğrencilikten sonra eleğini eleyip duvara asmış.
Yaptıkları yeterli sayılabilir mi?
Can Yücel, “en uzun koşu” olarak belirliyor devrim mücadelesini ve Deniz Gezmiş ile birlikte o süreçte yaşayanları kuşkusuz “en güzel yüz metresini koşan”lar olarak niteliyor. Gidenler kadar kalanlar da ancak o kadar koştu ne yazık ki! “Kurtuluşa kadar savaş” Pangaltı’dan geri dön!
Tesadüf Özlem Demir’in “radikal” diye tanımladığı fraksiyonlara karşı kendilerinin ne denli akılcı ve bir o kadar da sınıf içinde(!) mücadele geliştirdiklerini anlatıyor. Acaba onun radikal dediği gruplar nasıl betimliyor yaşananları? Bir küçük ayrıntıyı belirtmeliyim… Demir’in içinde bulunduğu grup eskiden de en kalabalık, en yaygın gruptu, ama orada kaldı. Şimdi de belki en çok bilinen, en çok taraftarı olan gruptur… İyi de ne yapıyor, sormak gerekir? Bir coşku yaşatan her kesimden ilerici devrimci insanları toplayan partileri -hele de ismini de değiştirdikten sonra- şimdi kaç kişi?
Anlatılan hepimizin hikâyesi…
Tesadüf Özlem Demir’in alabildiğine akıcı, betimleyici dili çok başarılı; kendi yaşadıklarıyla sınırlandırmış olsa da bir dönemi anlattığı için kıymetli de…
2021’de yurt ve kira ücretlerinin aşırı pahalılığı nedeniyle “Barınamıyoruz” hareketi oluşturan üniversite öğrencileri bu yıl KYK yurtlarında gerek yatak odalarının kalabalıklığı gerekse yemeklerin yetersiz ve sağlıksız olması nedeniyle yeniden ayağa kalktı. 2013’te Gezi Direnişinin de taşıyıcı gücü onlardı… Yeniden alevlenen mücadeleyi geliştirmek ve sorunları çözmek için bir deneyim aktarımı olan “Süleymaniye Günlükleri” sadece öğrencilerin değil, başta sinemacılar olmak üzere sosyal ve siyasal tarihçilerin de değerlendirebileceği bir anılar toplamı.
Süleymaniye Günlükleri,
Tesadüf Özlem Demir
Anı
İletişim Yayınları, 2022, 240 Sf.












